Afrika Kıtası’na Neden Afrika Kıtası Diyoruz?

Çevirmen: Serkan Alpkaya

Afrika, Asya’dan sonra hem boyut hem de sayı bakımından dünyanın ikinci büyük kıtasıdır. Kıtada, 54 ülke ve dokuz bölge bulunmaktadır. 1.1 milyardan fazla insan Afrika’yı yurdu biliyor ve kendilerini Afrikalı olarak adlandırıyor. Afrika ve Afrikalı olmak, milyonlarca kıta sakininin kimliğinin temel bir parçası haline geldi ancak bu kadar çok duygusal bağlılığa sahip olan bu kelime nereden gelir?

“Afrika” kelimesinin kesin kökeni hakkında tartışma devam ediyor ancak geçmişi hakkında bilinen birçok şey var. “Afrika” kelimesinin ilk defa, Romalılar tarafından, bugünkü Tunus’ta bulunan Kartaca İmparatorluğu bölümünü tanımlamak için kullanıldığını biliyoruz. Romalılar, MÖ. 2. yüzyılda Kartaca’yı ele geçirdiğinde ve Kuzey Afrika’nın büyük bir bölümünü hakimiyet alanına aldığında Kuzey Afrika’yı birden çok eyalete ayırmışlardı; bunların arasında Afrika Pronconsularis[1] (Kuzey Tunus) ile Afrika Nova (Bugün çoğunlukla Cezayir sınırında olan alandır. Öncesinde Numidya olarak bilinirdi) vardı.

Bütün tarihçiler, Roma’nın Tunus ve Kuzey Cezayir bölgelerine “Afrika” kelimesini kullandıklarına eninde sonunda hemfikirler ve neredeyse 2000 yıl sonra bu isim, kıtanın tamamının adı oldu. Ancak Romalıların neden bu eyaletleri “Afrika” olarak isimlendirmeye karar verdikleri konusunda bilim insanları arasında ortak bir görüş bulunmuyor. Yıllar içinde, az sayıda teori öne çıkmıştır.

En popüler teori, “Afrika” kelimesinin kökeni, muhtemel Berberi topluluğu olduğu düşünülen, Tunus’un kuzeyinde yaşayan bir kabilenin Roma’daki adından türetilmiş olduğudur. Romalılar bu topluluğa “Afri”, “Afer” ve “Ifir” adlarını verdiler. Bazıları Afrika’nın, Afrika toprağı anlamına gelen Afrika terra’sının daralması olduğuna inanıyor. Halbuki, birincil kaynaklarda “Afrika terra”sı kelimesinin bölgeyi tanımlamak için kullanıldığına dair hiçbir kanıt bulunamadığı gibi “Afri” kelimesinden Romalıların “Afrika” kelimesini türettiğine dair de açık bir kanıt yok.

On altıncı yüzyılın başlarında, tanınmış Orta Çağ gezgini ve bilim insanı Afrikalı Leo (Leo Africanus ya da al-Hasan ibn Muhammad al-Wazzan) [2], Kuzey Afrika’yı dolaşarak burada gördüğü her şeyi detaylıca anlatmış ve Afrika kelimesinin “soğuk olmayan” veya “korku olmayan” anlamına gelen Yunanca “a-phrike”[3]kelimesinden türetildiğini öne sürmüştür. Benzer bir düşünce çizen diğer tarihçiler Romalıların, adı “güneşli” veya “sıcak” anlamına gelen Latince bir kelime olan “aprika”dan türemiş olabileceğini öne sürdüler. Romalıların tam olarak nereden “Afrika” kelimesini türettiği hala tartışmalıdır.

 

Herodot’un (MÖ 484-425 ) haritasının yeniden yapılanması, Kuzey Afrika’nın Libya olarak işaretlendiğini gösteriyor. Resim kaynağı: www.mlahanas.de

Tarihinin büyük bir kısmında Afrika kelimesi, Afrika kıtasını bir bütün olarak tanımlamak için kullanılmamıştır; daha çok bugün sadece Tunus’un kuzey bölümünü oluşturan Kuzey Afrika’nın çok küçük bir kısmı için kullanılmıştır. Geç on altıncı yüzyıldan önce, Afrika’nın kuzey yarısını oluşturan çeşitli parçalarını tanımlamak için kullanılan farklı isimler vardı: Libya, antik Etiyopya[4], Sudan, Gine bugüne kadar kullanılan en yaygın isimlerdendir.

Antik Yunanlar için Akdeniz’in güneyi ve Nil’in batısında hemen hemen her yer “Libya” olarak geçiyordu. Aynı zamanda Eski Yunanlar tarafından, bu toprakların büyük bir kısmında yaşayan Berberi topluluğuna verilen bir isimdir. Antik Yunanlar, dünyalarının Ege Denizi çevresinde toplanan üç büyük “bölgeye” -bu bölgelerin Avrupa, Asya ve Libya- ayrıldığına inanıyorlardı. Ayrıca Libya ile Asya arasındaki ayrım çizgisinin Nil Nehri olduğuna ve Mısır’ın bir yarısının Asya’da diğer yarısının Libya’da olduğuna inanıyorlardı. Yüzyıllardan beri, üstelik Orta Çağı’n son dönemlerinde bile, haritacılar Yunan örneğini takip ederek Nil’i kıtalar arasındaki bölme hattı olarak yerleştirdi.

İlk Arap haritacılık uzmanları, Kuzey Afrika’nın Mısır’ın ötesindeki uçsuz bucaksız arazilere “Libya” kelimesi kullanımında Yunanları takip etme eğilimindeydi. Daha sonraki Arap haritacılık uzmanları, Senegal Nehri’nden Kızıldeniz’e uzanan Büyük Sahra’nın güneyindeki[5] alanları, günümüzde Sudan halkının yaşadığı yer olan Bilad el-Sudan diğer bir deyişle “karaların ülkesi” olarak adlandırmaya başlamıştır.

Latin alfabesindeki türetimleri başkalarına üstün kullanma eğiliminde olan bazı Avrupalı haritacılar, Libya kelimesinin hala pek çok kişi tarafından kullanımına rağmen, Yunan kelimesi olan Libya yerine Afrika kelimesini kullanarak bölge için Roma terimlerini tercih etmiştir. Orta Çağ boyunca Hıristiyan haritacılık uzmanları, dünyanın Yunan bölümünü Ege Denizi çevresindeki üç büyük bölgeye ayrıldığını benimsediler.

Resmin Kaynağı: wikipedia.org

Bununla birlikte Orta Çağ haritacılık uzmanları, bu anlayışı dünyanın coğrafi anlayışından daha metamorfik bir anlayışa kaydırdı. Her bölgeyi İbrahim’in soyundan birine hizalayarak Asya’yı Sam’a, Avrupa’yı Yafes’e ve Afrika’yı Ham’a verdiler. [6] Bu üç parçalı dünya anlayışı yandaki resimde de görüldüğü gibi coğrafi olarak değil, son derece soyut ve sembolik olarak temsil edilmektedir.

On beşinci yüzyılda, Portekiz, Ümit Burnu’nun etrafını dolaşıp Etiyopya Hıristiyan İmparatorluğu ile temas kurduktan sonra, Yunan haritacılık uzmanları tarafından Mısır’ın ve Sahra’nın altındaki araziyi tanımlamak için kullandığı “koyu tenli veya kavrulmuş topraklar” anlamına gelen Aethiopia kelimesini, Sahra’nın aşağısındaki kıtanın tüm tropikal bölgesini gevşekçe tanımlamak için yeniden canlandırdı.

Kuzey Afrika’nın yalnızca küçük bir bölümünü “Afrika” olarak gösteren Portolan Atlas, 1544 yılına ait Dünya Haritası. Resim Kaynağı: wikipedia.org

Aşağı yukarı aynı zamanda, Portekiz, Gine[7] halkının yaşadığı topraklar olan Gine’yi Sahra altındaki Batı Afrika’nın hepsini tanımlamak için kullandı. Gine, Kuzey Afrika’nın daha kahverengi insanlarının aksine siyah insanlar için kullanılan genel bir terimdir. Guinéus ya da İngilizce Gine kelimesi, Gine Körfezi’nden ulaşılabilen Batı Afrika bölgesini tanımlamak için giderek daha popüler hale geldi.

On yedinci yüzyılın ortalarına kadar Gine ve Aethiopia ya da Etiyopyalı terimleri, Sahra’nın güneyindeki toprakları tanımlamak için popüler bir biçimde kullanıldı. Libya, Sahra üstü Afrika’nın Kuzey Batısı için yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Afrika, bazen Libya’nın yerine Afrika’nın Kuzey Batısı’nı göstermek için bazen de Libya’nın yanında çoğunlukla bugün Tunus’un hakim olduğu Afrika’nın orta ve kuzey bölgesini göstermek için kullanıldı.

On altıncı yüzyılın sonlarından önce “Afrika”, başta sadece Tunus ve Fas tarafından hakimiyetindeki bölgeyi, yalnızca kıtayı oluşturan daha büyük toprakların bir bölümünü göstermek için kullanıldı. Tarihin büyük bir kısmında Afrika kıtası, bugün bildiğimiz şekliyle tüm çeşitli unsurları için çok sayıda isme sahipti; bunların hiçbiri kıtayı bir bütün olarak tanımlamak için kullanılmadı.

Herman Moll tarafından 1736 yılında yapılmış harita. Afrika ismini kıtanın tamamına verdiği görülmektedir. Resim Kaynağı: wikipedia.org

Yalnızca on altıncı ve on yedinci yüzyılda, Avrupalıların Coğrafi Keşifleri’yle kıtaların birbirine bitişik kara parçaları olarak sınırlandırıldığı ve okyanuslar tarafından ayrıldığı düşüncesi şekillenmeye başladı. Avrupa araştırmaları kıta düşüncesini geliştirirken haritacılık uzmanları, tüm kıtalara tek bir coğrafi adlar vermeye başladılar. On yedinci yüzyılın sonuna gelindiğinde “Afrika” adı, Gine Libya ya da Aethiopia gibi isimleri yenerek, diğerlerinin üzerine çıkarak bugün bildiğimiz gibi tüm kıtanın adını oluşturuyor. Bazı tarihçiler, on yedinci ve on sekizinci yüzyılın Latin kökenli terimlerini diğerlerinin üstünde tercih etmelerinden kaynaklandığı savunmuş olsalar da Afrika kelimesinin neden daha popüler olan diğer isimleri alt edebildiği belli değil.

“Afrika” kelimesi, binlerce yıldır kıtada belirteç olmuştur ancak kıtaya egemenliği ve üzerinde yaşayan tüm insanlar verilen isim, daha çok yeni bir olgudur.

Kaynakça:

Lewis, Martin and Karen E. Wigen. 1997. “The Architecture of Continents: The Development of the Continental Scheme”, in The Myth of Continents: A Critique of Metageography.

Middleton, John and Joseph C. Miller (eds). 2008. “Africa: History of a name”, in New Encylopaedia of Africa: Volume 1. Charles Scribner’s Sons: Farmington Hills, Michigan.

Schillington, Kevin (ed.). 2005. “Africa: Historiography of,” in Encyclopaedia of African History: Vol 1 and 2. Fritzroy Dearbon: New York.

Yazının Orijinali İçin:

http://www.sahistory.org.za/article/africa-whats-name

Redaksiyon: Arman Tekin

[1] Afrika Roma Eyaleti. (ç.n)

[2] Buradaki Afrikalı Leo, Amin Maalouf’un tarihsel-romanı “Afrikalı Leo” kitabındaki tarihi kişiliktir. (ç.n)

[3] Phrike: Yunan mitolojisinde korkunun ruhudur. (ç.n)

[4] İngilizcesi: “Ethiopia” olup özgün yazıda “Aethiopia” kelimesi kullanılmıştır. Bu kullanım, Etiyopya’nın antik adıdır. (çn)

[5] Günümüzde, kavram olarak “Sahra Altı Ülkeler” diye adlandırılmaktadır. (çn)

[6] Sam, Yafes ve Ham, Nuh peygamberin oğullarının ismidir. (çn)

[7] Yazının aslında Portekizce “Guinéus” kelimesi kullanılmıştır. Tuareglerin aginaw kelimesinden türetilmiştir. Aginaw kelimesi, siyahi anlamına gelmektedir.   (çn)

Diğer Politika Yazıları İçin:

http://gorgondergisi.org/category/politika/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir