Amaterasu

Yazar: Mark Cartwright

Çeviri: Büşra Erturan

Amaterasu – Timothy Takemoto / Kaynak Flickr

Ana Tanrıça Amaterasu Omikami (cenneti aydınlatan ulu tanrıça) güneş tanrıçasıdır; Şinto dininin en önemli tanrıçası ve Kami’nin ya da ruhların bölgesi Takama no Hara’nın (yüce göksel ova) hükümdarıdır.

Oho-hir-me-no-muchi ya da Amaterasu-oho-hiru-me olarak da bilinen Amaterasu, onu göklerin hükümdarı yapan İzanami ve İzanagi’nin[1] kızıdır. Babası İzanagi yeraltı dünyasını ziyaretinden[2] kaçtığı zaman, Woto nehrinde bir arınma ayini yapmak zorunda kalmış ve o zaman tanrının sol gözünden Amaterasu doğmuştur. Amaterasu ayrıca fırtına tanrısı Susanoo’nun (ya da Susa-no-wo) ablasıdır. Amaterasu, sürekli olarak muzip kardeşiyle kavga etmiş ve en sonunda usanarak onu cennetten kovmuştur.

Amaterasu ve Mağara

Amaterasu’yla ilgili belki de en ünlü mit, küçük kız kardeşi Waka-hiru-me[3] ile sarayında sessizce dokuma yaparken, Susanoo’nun derisi yüzülmüş canavar bir atla tanrıçayı şaşkına uğratmasının ardından yaptıkları tartışmayla birlikte kendisini mağaraya kapatmasıdır. Amaterasu’nun dünyayı terk etmesinin sonucunda dünya uçsuz bucaksız bir karanlığa gömüldü ve kötü ruhlar dünya üzerinde kargaşa çıkardı. Tanrılar, sinirli tanrıçayı mağaradan çıkmaya ikna etmek için her yolu denediler.  Omohi-Kane’nin[4] tavsiyesi üzerine, horoz sesleri sayesinde tanrıçanın şafak vakti geldiğini sanması umuduyla mağaranın önüne horozlar yerleştirildi. Tanrılar ayrıca mağaranın dışına büyük bir sakaki ağacı (Cleyera japonica) yerleştirip, parlayan mücevherlerle (magatama), kaliteli beyaz kıyafetlerle ve ortasına bir ayna koyarak süslediler. Bununla beraber, tanrıça Amenouzume[5] (ya da Ama-no-Uzeme) striptiz rutiniyle öyle çılgınca dans etti ki, diğer tanrıların gürültülü kahkahaları en sonunda Amaterasu’nun ilgisini çekti. Kapalı mağarayı sadece neler olduğunu görebilecek kadar açtığı sırada kendisinin büyüleyici yansımasını aynada görerek dikkati dağıldı ve güçlü tanrı Ame-no-tajikara-wo[6] tanrıçayı mağaradan çekerek çıkardı. Tuto-Tamu sonra bir örgülü bir halatla tanrıçayı arkadan tutarak, tanrıçanın daha fazla saklanamayacağını ve dünyanın bir kez daha onun göz alıcı ışığıyla yıkandığını vurgulu bir şekilde belirtti.

Amaterasu’nun oğlu, annesi tarafından yeryüzü krallığına hükmetmesi istenen Ama-no-Oshiho-mimi’dir. Ancak o, cenneti dünyaya bağlayan köprü Ama-no-hashidate’de durduğunda ve dünyalı tanrıların arasındaki karmaşayı gördüğünde bir hayli sinirlenerek bu görevi reddetti. Bu noktada Amaterasu, Taka-mi-Musubi’nin[7] tavsiyesini istedi ve sonuç olarak bütün tanrılardan oluşan bir konsey toplandı.  Konseyin kararı Ama-no-Hoki’yi dünyaya göndermek ve durumu uygun şekilde incelemeye almaktı. Ancak, üç yıllık bir dönemden sonra Ama-no-Hoki’den hala bir haber yoktu ve böylece ikinci bir konsey çağrıldı.

Bu sefer tanrılar Ame-waka-hiko’yu, kutsal yayı ve oklarıyla kuşandırarak gönderdiler.  Gerçi o da, Shita-teru-hime (Oho-kuni-nushi’nin[8] kızı) tarafından dikkati dağılarak ve onunla evlenerek güvenilecek bir elçi olmadığını kanıtladı, böylece asıl görevini tamamen unuttu. Haber alınamadan geçen sekiz yıl sonra tanrılar en sonunda sülün Na-naki-me’yi Ame-waka-hiko’yu bulması için gönderdiler.  Fakat Ame-waka-hiko, sülünü görerek, kuşu kötü bir alamet olarak algıladı ve zavallı yaratığı oracıkta hızla oklarından biriyle vurdu. Ancak ok kutsal olduğu için şanssız sülünün içinden geçti ve cennete doğru devam ederek sonunda Taka-mi-Musubi’nin ayağının dibine düştü.  Tanrı hiç şüphe yok ki oldukça umursamaz bir şekilde; ne yazıktır ki oku hızla Ama-waka-hiko’nun göğsüne ineceği ve onu dosdoğru öldüreceği dünyaya geri gönderdi.

Sürgünden gün ışığına çıkan Amaterasu, Utagawa Toyokuni III

Yeraltı Dünyasını Yönetmek

Bu olaylar, tanrılardan oluşan üçüncü bir konseyin çağrılmasını gerekli kıldı ve konseyde; gök gürültüsü tanrısı Take-mika-zuchi’nin ve ateş tanrısı Futsu-nushi’nin kılıçlarıyla kuşandırılarak Oho-kuni-nushi’yle -dünyalı hükümdar- görüşmek ve Amaterasu’nun cennette olduğu gibi dünya üzerindeki hakimiyet talebini tanımanın bilgeliğine ikna etmek için gönderilmesine karar verildi.  Oho-kuni-nushi, güçlerini yaygara çıkarmadan teslim etmek konusunda anlaşılır bir biçimde isteksiz olarak iki oğluna danıştı. En büyük oğlu Koto-shiro-nushi, babasına barış içinde durumu kabullenmesini salık verdi ancak küçük oğlu Take-minakara direnişi nasihat etti. Bunun üzerine Oho-kuni-nushi düşüncesizce Take-mika-zuchi ile savaştı fakat gök gürültüsü tanrısının dengi değildi ve kolayca yenildi. Durumunun çaresizliğini gören Oho-kuni-nushi, zarif bir şekilde egemenliği Amaterasu’ya bıraktı ve bunun yerine yeraltı dünyasını yönetmek için ayrıldı.

Artık yeryüzünde işler çözüldüğü için Amaterasu, tekrardan oğlu Ama-no-Oshiho-mimi’den dünyayı yönetmesini istedi. O da ikinci defa reddetti fakat kendisi yerine oğlu Ninigi-no-Mikoto’yu aday gösterdi. Amaterasu bunu kabul etti ve Ninigi’ye yolculuğunda ona yardım edecek üç hediye verdi. Bunlar; Amaterasu ve Susanoo arasındaki çekişmenin kaynağı olan bir mücevher (ya da inci) Yasakani, mağara hikayesindeki ayna Yata ve Susanoo’nun bir yaratığın kuyruğundan çekip çıkardığı kılıç Kusanagi idi. Bunlar Ninigi’nin gücünün (sanshu no jingi) üç simgesi haline geldi ve Japonya’nın imparatorlanının, yani torunlarının krallık sembolleri haline geldi. Gerçekten de Japonya Devleti’ni MÖ 660’da kuran ilk imparator Jimmu’nun (MÖ 660-585), Amaterasu’nun doğrudan soyundan geldiği söylenir. Bu inanış, art arda gelen imparatorların aynı şekilde kutsal atadan geldiklerini iddia etmelerini ve böylece mutlak otoriteyi uygulamalarını sağlamıştır.

Susanoo – San Diego Museum of Art / Kaynak Flickr

Soyluluk ve Sanat

Japon soyluluğu ayrıca tanrıçadan kalanlar üzerinde de hak iddia eder; mağara hikayesinden önce tanrıça, Susanoo’nun kılıcını alır ve üç parçaya ayırır, onları yedikten sonra üç kadın tanrıyı tükürür. Aynı şekilde Susanoo, kız kardeşinin 500 mücevherli kolyesini alır, hepsini yer ve tükürünce sisler içinde beş erkek tanrı biçimlenir. Toplu olarak bu sekiz ilahın Japon soylularının ataları olduğuna inanılır.

Japon sanatında tanrıça, çoğu kez ay tanrısı olan diğer kardeşi Tsukiyomi-no-Mikoto ile sırt sırta oturmuş bir şekilde, iyi huylu olarak tasvir edilmiştir. Doğan güneşi müjdeledikleri için horozlar tanrıçayla ilişkilendirilir ve kuzgunun (yata garasu) da aynı şekilde tanrıçanın habercisi olduğuna inanılır. Japonya’da en önemli tapınak olan Ise Tapınağı ya da Jingu, Amaterasu’ya adanmıştır ve tanrıça orada kendi sembollerinden bir başkasıyla, bir sekizgen aynayla (yata kayami) temsil edilmektedir.

Kaynaklar:

Beasley, W.G, The Japanese Experience (University of California Press, 2000).

Hackin, J, Asiatic Mythology 1932 (Kessinger Publishing, LLC, 2005).

National Geographic, National Geographic Essential Visual History of World Mythology (National Geographic, 2008).


Original article by Mark Cartwright / Ancient History Encyclopedia

Yazının orijinali:

https://www.ancient.eu/Amaterasu/


Dipnotlar:

[1] İzanami (kadın) ve İzanagi (erkek) Japon yaratılış mitinin tanrılarıdır. https://www.britannica.com/topic/Izanagi

[2] İzanami Kagutsuchi’yi, yani ateş tanrısını dünyaya getirdiği zaman vücudu ölümcül bir şekilde yanmış ve bu yüzden yeraltı dünyasına gitmiştir. İzanagi, İzanami’yi yeraltı dünyasına kadar takip etmiş ve İzanami’nin korkunç halini görünce oradan kaçmıştır. İzanami ise yeraltı dünyasının yemeğini yediği için oradan ayrılamamaktadır.

[3] Nihongi’nin -Japon tarihinin en eski ikinci kitabı- başka bir anlatımında, Waja-hiru-me, Susanoo’nun yaptığı bu baskından dolayı şaşkınlıktan dokuma tezgahından düşerek ölür. http://eos.kokugakuin.ac.jp/modules/xwords/entry.php?entryID=169

[4] Şinto dininde bilgelik ve zeka tanrısı (Wikipedia).

[5] Şinto dininde şafak, neşe ve şenlik tanrıçası (Wikipedia).

[6] Şinto dininde spor ve fiziksel gücü simgeleyen tanrı (Wikipedia).

[7] Şinto dininde evrendeki ilk tanrılar (Wikipedia).

[8] Şinto dininde çiftçilik, ticaret ve tıp tanrısı olduğuna inanılmaktadır (Wikipedia).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir