Aristoteles

Yazar: Joshua J. Mark

Çeviri: Arman Tekin

İnsanın bilgisinin olduğu abartısız her alanda sistematiğin ve bilimsel incelemenin öncüsü olan Yunanlı filozof  Stagiralı Aristoteles, yaşadığı dönemde “Her şeyi bilen adam” ve daha sonra da “Filozof” (Bu adı kendisine bir kişiden -Tanrı’dan- başkasını gerek görmeyen Aquinas vermiştir) olarak bilinmekteydi. Ortaçağ Avrupası’nda Dante’nin Cehennemi’nde[1] kendisinden “Üstat” olarak bahsedilmektedir. Aristoteles’in biyoloji, siyaset, metafizik, tarım, edebiyat, botanik, tıp, matematik, fizik, etik, mantık ve tiyatro gibi çeşitli disiplinlerde yazdıkları çerçevesinde yapılan tüm bu yakıştırmalar onun  “Üstat” olarak düşünülmesini sağlamıştır. Kendisi, geleneksel olarak sırasıyla Sokrates ve Platon[2] ile birlikte en iyi Yunan filozoflar üçlüsü içinde gösterilmektedir.  

Aristoteles, MÖ 364 yılında Yunanistan’ın Makedonya sınırındaki Antik Stagira şehrinde doğdu. Babası olan Nichomachus, Makedonya kralının saray hekimiydi ve Aristoteles on yaşındayken vefat etti. Amcası ise Aristoteles’i himayesi altına aldı ve ergenlik yıllarında Aristoteles, gelecek yirmi yıl boyunca kalmayı sürdüreceği; Atina’ya, Platon’un Akademia’sına[3] okumaya gönderildi. Kendisi istisnai bir öğrenci olarak erken mezun oldu ve okulda retorik ve diyalog konularında öğretmen olmaya layık görüldü. Platon’un ölümünden sonra kendisinin okulun başına geçeceğini düşünmüş olacak ki; Platon’un yeğeni Speusippus’un okulun başına geçirilmesinin ardından Aristoteles, deneyler yapmak ve Yunan takımadalarında kendi başına çalışabilmek için Atina’dan ayrıldı.

MÖ 343 yılında Aristoteles, Makedonya kralı II. Philip tarafından, daha sonradan kuşkusuz “Büyük İskender” olarak bilinecek oğlu İskender’in akıl hocası olması için çağrıldı. İskender’in tahta çıkması ve meşhur fetihlerine başlamasına kadar geçen yedi sene süresince buna devam etti.  Bu iki adam, mektuplarla iletişimini sürdürdü ve hükümdarın sonrasındaki becerikliliği ve tüm kariyeri boyunca zorlu siyasi sorunlar karşısındaki diplomatik başarısı üzerinde Aristoteles’in etkisi görülebilmektedir. İskender’in sanat ve kültür zevki kadar, seferlerinde yanında kitap taşıması ve geniş bir okuma yelpazesine sahip olması da Aristoteles’in etkisine bağlanmaktadır.

Aristoteles, Platon’un Akademia’sına rakip olarak kendi okulu Lykeion’u[4] (Latince Lyceum) kurmak için Atina’ya geri döndü. Aristoteles, bir erekbilimciydi[5] ve bir bireyin yaşam içerisinde erek/amaç nedenlere ve nihai sonuçlara inandığına ve bu erek nedenlerin bilinen dünyanın incelenmesiyle öğrenilebileceğine inanıyordu.  Erek nedenleri kabul eden Platon da, bunları daha idealistik bir şekilde değerlendirerek, “Formlar Teorisi”[6] olarak adlandırdığı kavrayışın ötesinde yüce, görünmez olan idealar düzleminde bilinebileceğine inanmıştır.

Aristoteles, Platon’un formlar teorisini hiçbir zaman kabul etmediği gibi, en baştan beri tek ve asıl sebep (Tanrı[7]) olandan hareketle görülenlerin dünyası için başka bir evrenin açıklama olarak gösterilebileceğine de inanmamıştır. Platon, gerçek bilgiye dair kavramların deneylerle elde edilemeyeceğini iddia ederken, Aristoteles, bu öğretilerin var olduğunu ve kendi okulundaki (Lykeion) öğrencilerine öğretilebildiğini savunmuştur. Aristoteles’in sürekli dolaşarak ders anlatma alışkınlığından dolayı Lykeion, Peripatos Okulu (Yunanca dönüp dolaşmak anlamına gelen Peripatetikos[8] kelimesinden gelmektedir.) adını almıştır. Onun okuldaki en gözde öğrencisi olan Theophrastus ise daha sonrasında okulun başına geçme başarısı göstermiştir.

Raffaello’nun “Atina Okulu”

Büyük İskender’in MÖ 323 yılındaki ölümünden sonra Atinalıların görüşlerinin eğilimi Makedonya karşıtlığına dönüştüğü zaman; Aristoteles, daha önceleri İskender ve Makedonya krallığı ile olan ilişkilerinden dolayı dinsizlikle suçlanmıştır. Sokrates’in haksız infazını kastederek “Atinalılar ikinci kez felsefeye karşı günah işlemesinler” diyen Aristoteles, Atina’dan kaçmayı tercih etmiş ve bir yıl sonra yaşamını yitirmiştir.

Aristoteles’in yazıları, Platon’unkiler gibi, doğuda ve batıda insan bilgisinin hemen her alanını etkilemektedir. Kendisinin “Nikomakhos’a Etik” adlı eserine (Ahlaklı yaşam üzerine yazmış olduğu bu eseri kendi oğlu Nikomakhos’a atfetmiştir) etik çalışmalarında hala felsefi bir mihenk taşı olarak başvurulmaktadır. “Metafizik”in ne olduğu üzerine bir çalışma ve alan yaratmış, kapsamlı olarak doğa bilimleri ve siyaset üzerine yazmış ve kendisinin “Poetika” adlı eseri edebi eleştirinin klasiklerinden biri olma özelliğini devam ettirmektedir.

Original article by Joshua J. Mark / Ancient History Encyclopedia

Yazının orijinali:

https://www.ancient.eu/aristotle/


Kaynaklar:

Aristotle: Internet Encyclopedia of Philosophy

Baird, F.E, Philosophic Classics, Volume I Ancient Philosophy (Prentice Hall, 2010).

Durant, W, The Life of Greece (Simon & Schuster, 2011).


Çevirmenin Kaynakçası:

Alighieri, D. (2011). İlahi Komedya (çev. Rekin Teksoy). İstanbul: Oğlak Yayıncılık.

https://www.britannica.com/topic/Academy-ancient-academy-Athens-Greece

http://www.wiki-zero.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTHljZXVtXyhDbGFzc2ljYWwp

http://www.nisanyansozluk.com/?k=lise

Karaca, E. (2009). Platon Sanatı Neden İdeal Devlet Açısından Yorumlamıştır?. ETHOS: Felsefe ve Toplumsal Bilimlerde Diyaloglar.

Karaçam, A. (2011). Aristoteles ve Kant’ta Karşılaştırmalı Erekbilim İncelemesi (Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli)

Kılıç, C. (2014). Platon’un Metafizik Terminolojisi ve Mağara Alegorisinin Mistik Temelleri. Uluslararası Sosyal araştırmalar Dergisi, c, 7.

http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=290393

Aristoteles. (1997). Nikomakhos’a Etik. Çev: Saffet Babür. Ayraç Yayınevi, Ankara.

Aristoteles. (2003) Poetika. Çev: Samih Rifat, K Kitaplığı.


Dipnotlar:

[1] “Cehennem” İtalyan şair Dante Alighieri’nin İtalyan ve Dünya edebiyatı başyapıtları arasında gösterilen eseri “İlahi Komedya”nın ilk bölümüdür. (ç.n.)

[2] Platon aynı zamanda Eflatun olarak da adlandırılmaktadır. (ç.n)

[3] “Akademia” 4. Yüzyılda Platon tarafından kurulan okula verilen addır. İsmini etrafında olan “Akademia” adlı zeytinliklerden ve bu zeytinliklerin adandığı Yunan mitolojisinde geçen Attikalı kahraman Akademos’tan aldığı düşünülmektedir. (ç.n.)

[4] Lykeion (Lyceum) Lykia’lı Apollo’ya adanmış bir tapınağın adıdır. Aristoteles’in ilk derslerini burada vermesinin ardından okul “Lyceum” adıyla anılmaya başlamıştır. Ayrıca günümüzde üniversite öncesi hazırlık okulu için kullanılan “lise” kelimesinin de kökeni buraya dayanmaktadır. (ç.n.)

[5] Yunancada “erek” ya da“amaç” anlamlarına gelen “telos” sözcüğünden gelen Erekbilim (Teleoloji), doğada ve insan yaratımlarında amacın, tasarımın, yönlendirici ilkelerin ve erekselliğin felsefi incelemesi olarak belirlenmektedir. (ç.n.)

[6] Formlar teorisi, evrenin temel gerçeği olarak formlar’ı temel almaktadır. Buna göre her fenomenin evrende bir formu ve evrendeki formlarından aldığı bir ölçüt vardır. (ç.n.)

[7]  Platon, idealar evreninde, ideaların en tepesine, tekliği temsil eden en yüksek iyi olan Tanrı’yı yerleştirmektedir. (ç.n.)

[8] Arapçada “çok yürüyen” demek olan meşşâ’ kelimesine nisbet eki getirilmek suretiyle üretilen meşşâî, Aristo doktrinini benimseyen kimseyi ifade eden Yunanca peripatetikos terimini karşılamak için kullanılmakta, söz konusu doktrine de meşşâiyye (peripatetizm) denilmektedir. (ç.n.)

One Reply to “Aristoteles”

  1. Aristoteles denilince müdavimlerinin kendisinden sonra onu katı bir bağnaz konumuna yükseltmelerinden, bugün bildiğimiz klasik tarzda retorik anlayışının yerleşmesine, eline geçen her şeyin mümkün mertebe sınıflandırılmasına kadar çok geniş bir mecraya adım atmış oluyoruz. Mantıktan mı söz edeceksiniz? Yoksa metafizikten mi? Aristoteles’e bir yerde mutlaka başvurmak zorundasınız. Sarsılmaz otoritesi ile bilgiyi sistematize eden adam olarak günümüzde de sesi çın çın ötmektedir. Farkı nereden kaynaklanıyor peki? Yazdığı şeyleri belirli bir sistemde yazması, tartışmaları başlıklara ayırması, profesyonelce düşünüşün ilk ilhamı olmasından belki de. Eserlerinde üç özellik dikkati çeker diyor Russell: “eleştirel olması, dikkatli olması ve yavan olması” Eleştireldir çünkü diyalektiğin kaynaklarından biridir. Dikkatlidir çünkü eserleri ilmek ilmek oyalanmış gibidir. Yavandır çünkü içine girdiği konuyu sarmal bir biçimde anlaşılmaz derecelerde ele alır. Konformisttir. En yalın tarafı belki de etiğidir. İnsanların eşitliğine inanmaz. yasası olmayan insana sığır yakıştırması yapar. İyi yaşamalıdır insan. Soylu erdemlere inanır. Bazen konuştuğundan bir şey anlaşılmaz; din üzerine konuştuğu zaman sanki o değil Platon konuşuyormuş gibidir. İslam dünyasına en önemli etkisi kıyas alanında olmuş olabilir. Akademik hayata peripatetik ekolü günümüze kadar gelecek sağlamlıkta kurmuştur. Peripatetik yani gezen, dolaşan. Öğretmenin bu yüzden sarsılmaz kürsüsünü yıkmıştır. Sonuç olarak ne dersek diyelim Aristoteles ve Platon olmadan ister felsefe olsun isterse bilim yapılacak her şey eksik kalmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir