Ay, Yılan ve Kadın* | 8 Mart Özel Yazısı

Yazar: Serkan Alpkaya

Yılan, ay ve kadın ilişkisi birçok toplumda, eskiden beri hatta bugün bile inanılan ilişkidir. Ay tüm bereketin kaynağıdır ve adet dönemlerini düzenler. Kişileştirildiğinde “kadınların efendisi” olur. Pek çok halk, Ay’ın, bir erkek ya da bir yılan kılığına girip, kadınlarla birleştiğine inanmıştır. Örneğin, Eskimolar’da, genç kızlar gebe kalacakları korkusuyla Ay’a bakmazlar. Avustralyalılar Ay’ın, Don Juan kılığında yere inerek, kadınları gebe bıraktıktan sonra terk ettiğine inanırlar ve aynı mit Hintliler arasında da çok yaygındır.

Yılan, bir Ay epifanisi olarak, aynı işleve sahiptir. Abruzzilerde, yılanın tüm kadınları hamile bıraktığı bugün anılmaktadır. Yunanlılarda ve Rumenlerde de aynı inanç vardır. Almanya, Fransa, Portekiz’de kadınlar, özellikle adet dönemlerinde uyudukları sırada ağızlarından bir yılanın girmesiyle gebe kalmaktan korkarlar. Hindistan’da, çocuğu olmasını isteyen kadınlar kobraya dua ederler. Doğu’da, kadınların ilk cinsel deneyimlerine, ergenlik dönemlerinde yılanla girdiklerine inanılmaktadır. Bir başka gelenek ise, Hindistan’daki Mysore bölgesinde bulunan Komati kabilesi, kadınların hamile olup olmadıklarına taştan yapılmış yılanlarla bakarlar. İbranilerde, yılanların genç kızlarla yattıklarına inanılır ve benzer inanca Japonya’da da rastlanmaktadır.

Adet olmanın kökeni ile ilgili olarak yine birçok mitte yılan vardır. Eski Pers inanışında, ilk kadının yılanın cazibesine kapıldığı an adet görmeye başladığı anlatılır. Yahudi Rabbinik çevrelerde, Havva’nın cennette yılanla görüşmesi sonucunda kadınların adet gördüğü anlatılır. Kadınların adet görmesi, Ay’ın kadınların ilk eşi olduğu mitinin yayılmasına katkıda bulunmuştur. Papualar, kadınların adet görmesini, kadınların ve genç kızların Ay ile ilişkilerinin bir kanıtı olduğunu ve ikonografilerinde kadınların cinsel organlarından çıkan sürüngenleri işlemişlerdir; bu inanış Ay ile yılan arasındaki inanışın kanıtıdır. 

Kadın ile yılan arasındaki ilişkiye ayrıca değinmek daha iyi olur. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için Fatmagül Berktay’ın Tek Tanrılı Dinler Karşısında Kadın, Metis Yayınları.) Kadın ile yılan arasındaki ilişki çok anlamlı ve oldukça çeşitlidir ancak hiçbir biçimde basite indirgenmiş bir cinsellikle açıklanmamalıdır. Yılanların temsil ettiği pek çok anlam olmasına rağmen, içlerinde en önemlisi “yenilenme” özelliğidir. Yılanın kabuk değiştirmesi, yenilenmesini daha önce Ay’ın ölmesi ve sonra tekrar dirilmesi ile ilintili olduğunu belirtmiştik. Kadınların adet görmesi ve her adet döneminden sonra yenilenmiş olduğu inancıyla eş değerdir. Yılan, yenilenen bir hayvandır. Greesman, Havva’nın, Fenikelilerin (Doğu Akdeniz sahil şeridinde yaşamış bir halk) eski yeraltı tanrıçası olduğunu ve yılanla kişileştirildiğini söyler. Yine bazı Akdeniz tanrılarının da ellerinde yılanlarla (Arkadyalı Artemis, Hekate vb.) ya da yılanlardan oluşan saçlarla temsil edildiklerini görmekteyiz. Orta Avrupa’daki bir takım batıl inançlar; Ay, kadın ve yılan ilişkisini göstermektedir. Örneğin, eğer Ay’ın etkisinde kalmış bir kadının saçlarını kazır ve bunları gömerseniz saçlar yılana dönüşür. Buradaki Ay’ın etkisinden kasıt ise, adet dönemidir. Bir Breton efsanesine göre büyücülerin saçları yılana dönüşür. Büyücülüğün Ay ile ilişkisi, yılanların aracılığıyla ya da doğrudan pek çok etnoloji belgesiyle doğrulanmıştır. Etnolojik çalışmalara göre, Çinliler için yılan, tüm büyü güçlerinin kökeninde bulunmaktadır. Ayrıca İbranice ve Arapça’da büyü anlamına gelen kelimeler, yılan anlamı taşıyan sözcüklerin kökünden gelmektedir. Yılan, Ay’dan geldiği, sonsuz olduğu, yeraltında yaşadığı, ölülerin ruhlarını canlandırdığı için tüm sırrı bilir ve bu yüzden bilgeliğin kaynağıdır, geleceği görür. Aynı biçimde hala inanılan bir görüş olması nedeniyle önemli olan başka bir şey daha vardır yılanla ilgili: Her kim yılan etini yerse, hayvanların (özellikle kuşların) dilini konuşabilir. Yılanın bu çeşitli simgeciliğinden çıkan sonuç, onun Ay ile eşleş kaderidir, yani onun bereket, yenilenme ve başkalaşımla ölümsüzlüğe kavuşma gücüdür.

* Bu yazı, internet sitemizde yer alan “Ay Epifanisi” yazısından bir bölümdür.


8 Mart Özel Yazı Dizimizdeki Diğer Yazılar:

İpek Türel, Psikoloji Tarihindeki Önemli Kadınlar

Mark Cartwright (çev. Ayşe Neval Türkmen), Minerva

Elif Naz Şengün, Osmanlı’da Kadın Hareketi

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir