Çağan Irmak’ın Masalları

Çağan Irmak’ın Masalları

Yazar: Özgecan Bulut (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 2. Sayısı’nda yayınlanmıştır.)

Bazı yönetmeler vardır. Bilirsiniz, adını görmeseniz bile bu onun filmi diyebilirsiniz. Çağan Irmak da onlardan birisidir. 

Çağan Irmak’ın filmlerini her izlediğimde içine girdiğim ortak bir duygu durumu var. Gördüğüm gerçekliğe her seferinde hayran kalıyorum. Yönetmenin her filmi için masal diyebiliriz. Çağan Irmak’tan masallar. Bu ikili yan yana çok iyiler. Bu sebeple Çağan Irmak’ın sinemacılığını tartışabiliriz belki ama öykücülüğünü asla. Kendisi için “Duyguları yüksek yaşayarak film çekerim” diyor. Bunu anlamamak zaten mümkün değil. Bunun en iyi örneği filmlerin içinde sürüklendiğimiz duygu geçişleridir. Bu geçişler, bize Çağan Irmak’ın samimi duygularını ustalık ile ekrana taşıyabildiğini net bir şekilde gösterir. Yaptığımız işten zevk almanın önemi de burada ortaya çıkıyor. O sadece iş yapmıyor; işini aşkla yapıyor. (Görsel 1: Babam ve Oğlum)

Çağan Irmak, Asmalı Konak’tan önce birçok iş yapmasına rağmen ismini bu dizi ile duyurdu diyebiliriz. Ardından “Babam ve Oğlum” geldi. İyi ki geldi. Bu filmin reklamını halk yaptı. İzleyenler izlemeyenlere baskı yaptı. Kulaktan kulağa yayıldı. Malum, toplum olarak da ağlamayı çok severiz ama filmin asıl başarısı tabi ki ağlatmak değil: Aile bağları. Filmin konusu ülkemizde yaşanan siyasi olayların baba-oğul arasına girmesinin hikayesi ve aradan yıllar geçse de dönülebilen bir baba evinin varlığını ele alıyor. Herkes bu kadar şanslı olamayabiliyor tabi ama kahramanımız Deniz şanslıydı. Biliyoruz ki artık onun bir odası var. Hem de zaman zaman çıkıp gidebileceği bir oda. Çağan Irmak, filmde, oda derken sanki sığınılabilecek bir ülkeyi anlatıyor gibi.

Çağan Irmak’ın başarılarından bir diğeri de çok iyi bir oyuncu yönetmeni olmasıdır. Çalıştığı her oyuncu bunu önemle dile getiriyor. Suzan Aksoy onun için şunları söylüyor: “Çağan Irmak sanki başka bir dünyanın insanı, başka bir galaksiden gelmiş gibi. Bir oyuncunun aklından geçeni hisseden ender yönetmenlerden biri. Onun çok derin bir insan olduğunu düşünüyorum.” 

İzlediğimiz dram filmlerinin ajite etmek amaçlı değil de gerçekten Çağan Irmak duygusallığı olduğunu söyleyebiliriz. Ben, Çağan Irmak’ın duygularıyla hareket eden bir yönetmen olduğunu düşünüyorum. Filmlerinde ağlamamızın, gülmemizin sebebi onun bu duyguları sanki kendi duygularıymış gibi verebilmesinden kaynaklı.  Anlattığı masallar bu yüzden bu kadar samimi.

Çağan Irmak’ın aynı zamanda yaşadığı ülkeyle ilgili kırgınlıkları ve beklentileri var. Bunları bize “Çemberimde Gül Oya” ile anlatmaya başladı. Çekilen ilk dönem dizilerindendir. Tabi ki bundan sonra bir dönem dizisi furyası başladı. Tutan işlerin devamını getirmek, önemini kaybettirene kadar sömürmek sektörün en önemli görevi sanırım. (Görsel 2: Çemberimde Gül Oya)

Neyse Çemberimde Gül Oya’ya dönecek olursak, sadece 40 bölüm çekilen bu dizinin en güzel yanı, o dönem yaşanan olayları şeffaflıkla anlatması. Yakılan, yasaklanan kitaplar, beklenen yağ ve tüp kuyrukları, yağmalanan dükkanlar, on yılda bir yaşanan darbeler… Çağan Irmak dönemin etrafında anlatıyor hikayesini. Aşkları, baş kaldırışları, siyasi görüşleri, din farklılıklarını, ahlak anlayışını, birbirinden farklı insanlar üzerinden anlatıyor. Fikir ayrılıklarını tek bir çatı altına topluyor. Hikayeleri iç içe geçirip ortak payda da buluşturuyor. Yaşanılan konak burada Türkiye’nin ta kendisi gibi. Coğrafyada yaşanılanların simülasyonu bir nevi. İnsanlar her zaman mutsuz değil her zaman mutlu da değil tabi. Çağan Irmak bunu anlatırken eğlenceli bir dil kullanıyor.

Filmlerinin çok izlenen filmler arasında olduğunu söyleyebiliriz. Ama bol gişeli film olsun diye bir çabası da yok. Çağan Irmak’ın derdi anlatmak. Nitekim yaptığı her iş çok fazla izleyiciye ulaşmadı. Buna örnek olarak “Karanlıktakiler”i verebiliriz. Gişede başarısız, kendi içinde başarılı bir film. Yönetmenin tarzının biraz dışında belki ama bir yerde kendini yine ele veriyor. Film kapana kısılmış, yaşadıkları evin, işin dışına çıkamayan anne ve oğul’un hikayesi. Bir de Meral Çetinkaya performansı vardır ki izlemelere doyamazsınız. “Unutursam Fısılda da” Hümeyra’ya doyamadığımız gibi. (Görsel 3: Karanlıktakiler)

Çağan Irmak şimdilerde “Gülizar” isimli diziyle ekranlara geri döndü. Son filmi “Çocuklar Sana Emanet” Mart ayında vizyonda olacak. Genel olarak baktığımızda Irmak ne istediğini ve onu almasını çok iyi bilen bir aktarıcı. Umarım, Çağan Irmak masallarını uzun yıllar izlemeye devam ederiz.

Filmleri

-Çilekli Pasta (2000)

-Bana Şans Dile(2001)

-Mustafa Hakkında Herşey (2004)

-Babam ve Oğlum (2005)

-Ulak (2008)

-Issız Adam (2008)

-Karanlıktakiler (2009)

-Prensesin Uykusu (2010)

-Dedemin İnsanları (2011)

-Tamam mıyız? (2013)

-Unutursam Fısılda (2014)

-Nadide Hayat (2015)

-Benim Adım Feridun (2016)

-Çocuklar Sana Emanet (2018)

Dizileri

-Şaşıfelek Çıkmazı (1996)

-Asmalı Konak (2002)

-Çemberimde Gül Oya (2004)

-Kabuslar Evi Serisi (2006)

-Keşanlı Ali Destanı (2012)

-Çalıkuşu (2013)

-Gülizar (2018)

Gorgon Dergisi 2. Sayı Yazıları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir