Ensest

Yazar: Serkan Alpkaya

Hemen hemen birçok topluluk/toplum, aralarında yakın kan bağı bulunan kişiler arasında cinsel ilişkiyi yasaklamaktadır. Sözgelimi birçok kültürün ortak paydada birleştiği yer şöyledir: Baba ve çocuğu, anne ve çocuğu, aynı anne-babadan olan çocuklar ve üvey babanın-annenin çocuklarının birbiri arasında ve bu çocukların üvey annesi-babası arasında cinsel ilişki yasaklanmıştır. Bu normun ihlal edildiği yerler söz konusu olsa bile kabaca bu şekilde toparlamak mümkündür.

Ancak burada kültürel farklılıklar söz konusudur. Bazı kültürlerdeki akrabalık bağlarında kuzen yakın akrabadır, bazılarında da uzak bir akrabadır. Bu yüzden kuzenler arası evliliğin ensest ilişki olup olmadığı kültürel farklılık göstermektedir.

Ensest kelimesi, Latince incestus kelimesinden türetilmiştir. Anlamı “yasak, sınırı aşan”dır. Ensestin neden ortaya çıktığıyla ilgili birçok farklı alanda bilim insanı görüş bildirmiştir. Birçok antropolog, topluluğa yeni üyelerin katılımıyla grubun genişlemesi ve bu yeni üyeler aracılığıyla dostlukların pekişmesi gibi argümanlarla topluluklardaki ensest yasağını sosyal avantaj koşuluna dayandırmışlardır.

Bir başka argüman ise ensest ilişkinin biyolojik tahribata sebebiyet vermesinden dolayı bu tarz “tabuların” oluştuğu varsayımıdır. Bu durumun günümüz şartlarında bilinmesi, geçmişteki insanların bu tahribattan haberdar olmasını pek de mümkün kılmaz. Doğrusu biraz zorlama bir argüman olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bunun yerine “Westermarck Mekanizması” denilen mekanizma bu durumun kokuyla olan ilişkisini ön plana çıkarmaktadır. Edward Westermarck’ın The History of Human Marriage isimli eserinde iddia ettiği gibi bu mekanizma, insanların 6 yaşına kadar yakın birliktelik kurduğu kişilerin kokularını net bir şekilde öğrendiği ve beynin buna göre adapte olduğu varsayılan psikolojik bir mekanizmadır. Bunun mümkünlüğü hala tartışma konusudur. Özellikle farklı kültürlerde rastlanılan özellikler bu mekanizmanın doğruluğuna şaibe düşürmektedir. Ancak sosyal evrim içinde ensest ilişkinin neden olmaması gerektiğine cevap verirken yasaklanmasına cevap vermekte yetersiz kalmaktadır.

Bu argümanı dolaylı yoldan destekleyen antropologlar vardır (Westermarck’ın öne sürdüğü mekanizmadan haberdar olup olmadıklarını bilinmemektedir). Beraber büyümüş insanların istisnai birkaç örnek dışında birbirlerine karşı erotik çekim hissetmediklerini söylemişlerdir. Levi-Strauss, bunu insan zihnindeki karşılıklılık ilkesine dayandırmaktadır. Öyle ki, erkekler, etrafındaki kadınları potansiyel eş ve kızkardeş olarak kategoriye ayırmaktadır ve sadece birinci kategorideki kadınlara cinsel çekim hissederler. Strauss’un bu argümanının oldukça havada kalan yanları bulunmaktadır.

Kaynaklar

Alan Barnard ve Anthony Good: Research Practices in the Study og Kinship. London: Academic Pres 1984.

Robin Fox: Kinship and Marriage. Harmondsvvorth: Penguin 1967.

Marshall D. Sahlins: Tribesman. New York: Prentice-Hall 1968.

David M. Schneider: A Critique of the Study of Kinship. Ann Arbor: University of Michigan Pres 1984.

Kuper, Adam: The Invention of Primitive Society: Transformations of an Illusion, Bölümler 10-11. London: Routledge 1988. (Türkçesi; Adam Kuper, İlkel Toplumun İcadı Bir İllüzyonun Dönüşümleri. İstanbul: insan Yayınları.)

Leach, Edmund: Levi-Strauss, Bölüm 6. Glasgow: Fontana 1970. (Türkçesi; Edmund Leach, Levi-Strauss. İstanbul: Afa Yayınları.)

Needham, Rodney, ed.: Rethinking Kinship and Marriage. London: Tavistock 1971.

Thomas Hylland Eriksen, Küçük Yerler Derin Mevzular Sosyal ve Kültürel Antropolojiye Giriş, çev. Fahriye Adsay, Avesta Yayınları, 2009.

Thomas Hylland Eriksen, Etnisite ve Milliyetçilik, çev. Ekin Uşaklı, Avesta Yayınları, 2004.

Editör: Büşra Erturan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir