Felsefe ve Otostopçunun Galaksi Rehberi Kitabı

Yazar: Massimo Pigliucci tarafından 2014 yılında yazılmıştır.

Çevirmen: Gizem Korkmaz

Yıllar önce, kar yağışı tahminleri yapıldığından, bütün bir hafta sonunu evimde geçirmek için hazırlandım. Bana eşlik edecek iyi okumalara ihtiyacım olduğuna karar verdim. Zekice ve komik olduğu söylenen Otostopçunun Galaksi Rehberi (1979) adında bir şeyler duymuştum. Gerçekten de söylenildiği gibiydi ve o günden beri havlusuz hiçbir seyahate çıkmadım. Birkaç yıl sonra kariyerimi değiştirip acımasız hicivlerle dolu Otostopçunun Galaksi Rehberi’nin yazarı Douglas Adams gibi bir felsefeci olacağımdan habersizdim -Derin Düşünce adındaki üstün bilgisayara, hayatın, evrenin ve her şeyin sorusuna cevap bulursa işsiz kalacakları için acı acı söylenen telaşlı filozofları hatırlayın. Fakat yine de, Nicholas Joll tarafından düzenlenen bu kitabın da bolca gösterdiği gibi, Rehber’e baştan sona epeyce felsefe serpiştirilmiş – Adams’ın felsefi hicvi, felsefenin hicvi mi yoksa felsefe aracılığı ile yapılan bir hiciv mi yarattığına bakılmaksızın ya da Alexander Pawlak ve Joll’un derlemelerindeki harikulade makalelerinde dikkate alındığı gibi büyük bir ihtimalle ikisi birdendi.

Giderek büyüyen “ve Felsefe” kitap sıralamaları fikri, bu kitapta olduğu felsefedeki temel konseptleri (bazen çok da temel olmasa da) keşfetmek için popüler kültürü, televizyon programları, filmleri, çizgi romanları ve bunun gibi türleri insanları felsefe ile tanıştırmak için aracı olarak kullanır. Bu kitapların bazıları diğerlerinden daha iyi çıkmıştır. Belki de bu derleme bu sıralamalar içinde günümüze kadar ulaşan en iyilerinden birisidir (Bununla birlikte Philosophy Now dergisinin 89. sayısında incelediğim Doctor Who ve Felsefe‘den de oldukça keyif almıştım[1]).

Marvin: “Birlikte olmaktan keyif alacağınız plastik dostunuz.”

Felsefe ve Otostopçunun Galaksi Rehberi felsefenin dört ana alanını kapsayan dokuz bölümden oluşur. Bunlar etik (Evrenin Sonundaki Restoran olan Milliways’in müşterilerini kendisini yemeleri için ikna etmeye çalışan genetik olarak tasarlanmış büyükbaş hayvanla başlayarak) hayatın anlamı (42, başka ne olabilir ki?), yapay zeka (kim Paranoid Android Marvin’i unutabilir?) ve mantık (hatırlayacağınız gibi serinin ilk kitabının başlarında Tanrı’nın kendisi bir solukta yok olur). O zaman bu kitaptan ikincisi favori bölümüm olmakla birlikte iki örneğini inceleyelim.

Bu Tanrı Dedikleri Kişi de Kim?

Timothy Chappell’in katkısıyla “Wowbagger Dosyası: Ölümsüzlük ve Hayatı Anlamlı Yapan Şey”

Adams ölümsüzlük konusunu üçüncü kitabı Hayat, Evren ve Her Şey (1982) ile ele aldı. Kitapta okuyucuları, hayatıyla anlamlı bir şeyler yapmak konusunda zorluk çeken  ölümsüz varlık Ebedi Dumura Uğratıcı Wowbagger ile tanıştırdı. Ölümsüz olan Wowbagger birçok defa herkesin yapmak isteyeceği her şeyi yapar. Onun cevabı bir oyun icat etmektir. O evrendeki bütün duygusal varlıklara birebir ve alfabetik sırayla hakaret etmeye karar verir. Bu onu bir süreliğine meşgul edecektir. Yine de ölümsüzlük sorusu felsefi açıdan ciddi bir konudur – Bernard Williams tarafından kaleme alınan Problems of the Self (1973) kitabında, The Makropulos Case oyunu üzerine olan ünlü makalede klasik olarak resmedildiği gibi. Bu durum aynı zamanda güncel bir konudur, popülerliği gün geçtikçe artan “tekillik” kavramı yakın bir zamanda zihinlerimizi bilgisayarlara yükleyebileceğimizden ve birileri fişlerimizi çekmediği sürece sonsuza kadar yaşayacağımızdan emin olan tekno-optimistler (ve bazı tekno-pesimistler) tarafından geliştirilmiştir. Bir bilgisayarın içinde yaşamanın nasıl olduğu ve özellikle de yaşamaya değer bir hayat olup olmadığı konusunda yeterince düşündükleri oldukça belirsizdir. Chappel, Williams’la çatışmasına rağmen  (fakat garip bir şekilde Tekillik topluluğu ile değil), bunu benim de sürdürdüğüm felsefi aldatmanın modern muadiliyle yapıyor: Tanrı’yı çağırarak. Tanrı’nın varlığının savunulamazlığından, konseptin kendisinin fazlasıyla belirsiz doğasına kadar değişen iyi sebeplerle birçok filozof bugünlerde bu hamleden kaçınır. Bunlar; kişinin Tanrı’yı herhangi bir probleme karşı genel bir çözüm olarak onun karakterine ilişkin geçici varsayımlar yoluyla konuşlandırmasına yarar.

Kendi savının sonucu olarak Chappell “Sonu olmayan iyiliklere ve bilhassa Tanrı’ya inandığım için şuna inanıyorum… zorluklarla karşılaşılabilinir (ölümsüz bir hayatta anlam ararken)” der. Fakat Tanrı’nın var olduğunu varsaymak fazlasıyla devasa boyutlarda bir varsayımdır ki Adams’ın uzay tanımı bile (“Uzay büyüktür. Gerçekten büyüktür. Ne kadar inanılmaz akıl almaz büyüklükte olduğuna inanamazsınız bile”) bu mukayesede fazlasıyla küçük kalır.

Babel Fish: Douglas Adams’ın galaksisinden bir canlı türü.

Hayatın, Evrenin ve Her Şeyin Anlamı

Buna karşın derlemedeki en sevdiğim giriş Pawlak ve Joll’ün Adams’ın tuhaf dünyasının hem içinde hem de dışındaki felsefe ve hiciv arasındaki karmaşık ilişkiyi keşfettikleri Umulmadık Dünyaların En Komiği -Felsefi Hiciv olarak Otostopçu‘dur. Belki de makalenin en değerli katkısı okuyucuyu hayatın, evrenin ve her şeyin anlamı sorusunun dört farklı bağlantılı yorumunun üzerinden geçirdiği bir dizi muhtemel “Nihai Sorunun Anlamları”dır.

Pawlak ve Joll’e göre öncelikle “Hayatın karakteri nedir?” diye sorabiliriz. Olasılıklar arasında şunlar vardır; ya hayat bir komedidir ya da bir trajedidir; ya  anlaşılmaz bir saçmalıktır, ya da belki sadece acı çekmek ve mücadele etmektir veya siz ne yaparsanız odur (Sonuncu yoruma kuvvetlice inanmaktayım). O halde varlığın karakterini ne açıklar ve hayatın amacı nedir, diye sorabiliriz. Belki de o Tanrıdır, ya da fizik ve biyoloji kurallarıdır veya Tanrı ve doğa yasalarının bir birleşimidir (Hemen hemen kesinlikle ikinci seçenektir). Fakat en başında hayata sebep olanı ne açıklar? Belki böyle bir amaç yüce bir varlık tarafından bize tahsis edilmiştir veya belki bulunabilinecek başka bir amaçtır belki de arzularımız ve derin düşüncelerimizle kendimiz buluruz (Tahmin edebileceğiniz gibi son ihtimali tercih ederim). Son olarak, buraya kadar düşünülmüş üç soru, son bir soruyu besler:  Hayatın anlamı nedir? Bu soru da hayatlarımızla ne yapmalıyız sorusudur. Tam teçhizatlı cevaplar şunlar olabilir; çok da zahmet etmeyin, yaşayın ve yaşatın, acı çekmeyi en aza indirin, güzel şeyler yaratın, kendi hayatınızın sanat eserini yapın, bilginizi arttırın, diğer tüm canlılar ile birliğe erişin ya da ne yapmak istiyorsanız onu yapın. Etik değerlerin ve eudaimonia[2] (mutluluk) etkisi altında olarak ben güzellik, bilgi ve başkalarına iyilik yapmayı birleştirdiğim bir cevabı tercih ediyorum. Fakat konu şu ki, bu kitabın tek bir bölümünün tek bir tartışması bile sizi saatlerce düşündürtecek ve konuşturtacaktır. Bu kesinlikle kapaktaki fiyatı hak ettiren bir şey.

Elveda ve bütün o balıklar için teşekkürler.

İlgili kitap “Philosophy & The Hitchhiker’s Guide To The Galaxy”, edited by Nicholas Joll, Palgrave Macmillan, 2012, 324 sayfa, ISBN: 978-0230291126

[1] https://philosophynow.org/issues/89/Doctor_Who_and_Philosophy

[2] Aristoteles’in etik konusundaki en önemli eseri olarak bilinen Nikomakhos’a Etik kitabında bahsi geçen bu terim gündelik ve geçici hazlardan ibaret olan mutluluk değildir. Bunlardan daha farklı ve daha kapsamlı olarak salt mutluluktan bahsetmektedir.

Düzenleme: Büşra Erturan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir