Homo Heidelbergensis

Homo Heidelbergensis

Yazar: Emma Groeneveld

Çevirmen: Ayşe Neval Türkmen

Kategori: Antropoloji

Tanım

Homo Heidelbergensis Reconstruction (by Tim Evanson)Homo Heidelbergensis, yaklaşık 700.000 yıl öncesinden itibaren kabaca 200.000 yıl öncesine kadar hem Afrika hem de Batı Avrasya’da saptanmış olan ve soyu tükenmiş bir insan türüdür (rahatça Orta Pleistosen içine dahil edebiliriz).  Almanya’da Heidelberg yakınlarında bulunan alt çene kemiği parçasına yönelik olarak isimlendirilen bu insanlar, insan evriminin karmaşasında ilgi çekici ve çokça tartışılmış bir noktada yer almaktadırlar ; en yaygın şekilde Homo Erectus’tan geliştikleri görülmüş ve Afrika’da Homo Sapiens’in ve Avrupa’da Neandertallerin var olmasını sağlamışlardır. Ancak bunun tam olarak nasıl veya neden olduğu (ve olsa bile ) çokça tartışma konusu olmuştur ve aynısı bu türün doğru tanımlanması için de geçerlidir; hangi insan fosillerinin dahil edilip edilmeyeceği hususu da buna örnek teşkil edebilir.

Genel incelemeden sonra, bununla birlikte Homo Heidelbergensis atalarından biraz daha fazla zeki ve yaratıcı olan farklı bir tür olarak kabul edilir; oldukça komplike araçlar onlarla ilişkilendirilir ve sosyal işbirliğinin potansiyel varlığına işaret eden; muhtemelen büyük av hayvanlarını içeren oldukça cesur av stratejileri hakkında bir fikir edinmemize izin verir.

Keşif

1970’te Almanya’nın Heidelberg yakınlarında Mauer bölgesindeki Grafenrain kum ocağında daha önceden bilinmeyen bir insan türünün sağlam yapılı alt çene kemiğinin bulunmasıyla keşfedildi. Çene kemiğinin fark edilmesinden sonra biraz daha ilkel özelliklerinin yanı sıra ona yeni bir insan özelliğine sahip parçaların bulunmasıyla; Otto Schoetensack çene kemiğini bir sonraki yıl Homo Heidelbergensis olarak adlandırdı. Çene kemiği son zamanlarda MIS 15 buzullar arası devirde yer alan yaklaşık olarak 600.000 yıl öncesi bir zamana tarihlendiriliyordu ve bu  çene kemiği sahibinin bu bölgeye ulaşmasının akabinde hemen donmuş olamayacağını göstermektedir.

Nasıl Görünüyorlardı?

Ortalama bir Heidelbergensis grubu tarafından iskan edilen Orta Pleistosen mağarası içinde bizden birisi bir tur atsaydı muhtemelen onlardan biraz daha uzun olduğumuzdan dolayı bizi vururlardı; belirgin ölçüde bizden daha güçlü ama beyin kapasitesiyle neredeyse bizimkine yakındır. Heidelbergensis, Homo Erectus’un beyin kapasitesinden belirgin derecede büyüktür; yaklaşık olarak 1200 cm3 veya üstü beyin kapasitesine sahiptir.

Heidelbergensis oldukça hantal olmasına rağmen yine de Erectus’u anımsatan geniş yüzü, kaş çıkıntıları daha az belirgindi ve burunları Erectus’unkiler gibi ileriye doğru eğimli olmak yerine bizimki gibi daha dikti. Yaklaşık 600.000 yıl öncesine tarihlendirilen Etiyopya Bodo’dan bir kafatası bu karışık özelliklerin iyi bir örneğidir ve bu örnek Zambiya’da Broken Hill’deki, Güney Afrika’da Elandsfontein’deki ve Tanzanya’da Ndutu Gölü’ndeki gibi sadece Afrika’dan gelen diğer fosillerle değil aynı zamanda Fransa Arago’daki, Yunanistan Petralona’daki gibi Avrupa’dan gelen bireyler ve çoğunlukla Almanya’da Mauer’den alt çene kemiği ile makul bir şekilde sınıflandırılabilir.

Orta Pleistosen fosil kayıtları biraz daha bollaştığında Heidelbergensis’ten Avrupa’daki Neandertaller’e ve Afrika’daki Sapiens’e kadar öngörülen gelişimi daha anlaşılır biçimde göz önüne getirebiliriz. Yaklaşık 500.000 yıllık olduğu düşünülen ve çoğunlukla Homo Heidelbergensis’e atfedilen olası bir örnek İngiltere’deki Boxgrove yerleşiminden gelir. Orada bulunan kaval kemiği ortalama Heidelbergensis örneklerinden daha güçlü olduğunu gösterir ve sonra Neandertallerin belirtisi olan, soğuğa iyi adapte olmuş vücut oranlarını işaret eder.

Homo Heidelbergensis Skull
Homo Heidelbergensis’e ait kafatası

Yaşam Biçimleri

Bu insanlar avcı toplayıcıydı – bazıları daha güvenilir ve sıcak Afrika bölgesine iyi adapte olmuşlardı; başka bir yöne dağılanlar büyüyen ve küçülen buz tabakaları ile birlikte Avrupa’daki bölgelerin  içinde ve dışında dokumacılıkta yetenekliydi. Açıkça görülüyor ki, bu gruplar benzer gelenekleri tam olarak paylaşamayacaktı fakat yine de bölgesel boya ilavelerinin bazı izleriyle birlikte hala genel bir resim çizebiliriz.

Bu genel resmin bir kısmı, verimli bir avdan eve dönen ve günün avını müthiş bir ateşe koyan Heidelbergensis’i içerir. Tercih edilen yaşama yeri, Orta Pleistosen boyunca hem daha mekânsal olarak yapılandırılmış olan hem de noktalı ocak tabanı haline gelmiş mağaralar şeklinde oldu. En az 1.8 milyon yıl öncesinden beri tesadüfi olarak ateşin kullanımı olsa da ateşten Heidelbergensis’in yaşadığı döneme kadar nadir kullanılmaktaydı. Heidelbergensis bu süreçte, ateşe ve ateşle yemek yapma potansiyeline her zamankinden daha çok alışık hale gelmişti; en azından yaklaşık 400.000 yıl öncesine kadar bildiğimiz eski dünya üzerinde gezinen insanlar – daha soğuk kuzey dâhil, özellikle faydalı olduğu yerde – ateşi şüphesiz alışılagelmiş bir yolla kullandı.

Ateş zaten bir nevi daha gelişmiş bir yaşam tarzının göstergesidir ve bu görüntü Homo Heidelbergensis tarafından üretilen ve kullanılan aletlerle daha ileri götürüldü. Onların alet donanımları Homo Erectus’unkinden daha komplikeydi ve Erken Aşölyen sonunun aksine daha sonraki Aşölyen endüstrisine aitti. Aşölyen genellikle el baltası benzeri büyük iki yüzeyli alet, delici ve balta ile karakterize edilir, oysa Geç Aşölyen aletler daha ince, iyi bir biçimde tabakalanmış ve simetrikti.

Avlanma Yeteneği

Homo Heidelbergensis tarafından yapılan aletler, onların sadece yiyeceklerini yapabilmelerine ve yeterli bir standartta ham madde işleyebilmelerine değil; aynı zamanda, belirli bulgular vasıtasıyla ileri sürülmüş olan, besin zincirini daha yukarıya çıkaran usta avcılar haline gelmelerine olanak sağladı. İngiltere’de yaklaşık 500.000 yıl öncesine tarihlendirilen Boxgrove yerleşiminde at ve gergedan kalıntıları ile birlikte ince ve geniş çaplı çıkarılmış çakmaktaşı el baltası bulunmuştur. İlginçtir ki, hayvan kemikleri, belirtilen büyük hayvanların Heidelbergensis tarafından öldürüldüğü ve kesildiğini gösteren kesik izlerini taşımaktadır.

Almanya Schöningen’de durum daha da fazla heyecan verici hâle geliyor; en az 300.000 yıl önce yapılmış sekiz adet ustalıkla işlenmiş ahşap mızraklar bulundu. Aynı tabakada bulunan çok sayıda at kalıntıları –at kemiklerinin birçoğunda kesikler belirgindi– Heidelbergensis’in sistematik olarak büyük hayvanları avladığının bir göstergesi gibi görünmektedir ve Boxgrove ile uyuşuyor. Bu yabana atılacak bir başarı değildir; mızrakların üretimi aktif planlamayı gösterir ve tehlikeli hayvanları dize getirmek, koordinasyon ve çok yönlü iletişim gerektirecekti.

Homo Heidelbergensis Spear
Homo Heidelbergensis’e ait Mızrak

O hâlde bu aktivitelere elverişli uygun ortam, yaygın bir sosyal yapıyı işaret ediyor. Ahşap genellikle zaman testini çok iyi kanıtlamasa da Heidelbergensis’in taş aletleri bu çeşitlilik içinde benzer şekilde gelişmiş bir niteliği gösterir ve bu spesifik bölge Heidelbergensis’in gelişiminde bir şekilde özgün olmasaydı ahşap aletler bu insanların prehistorik alet çantalarının önemli bir kısmını oluşturabilirdi. Gerçekten durum buysa Schöningen bölgesi için söylenilen sosyal ilişkilerin, grubun yayılma alanı boyunca geçerli olduğu varsayılmaktadır. Yine de bu konuya ışık tutmak için daha fazla kanıt bulmalıyız.

Evrim İçinde Heidelbergensis’in Yeri

Evrimleşme süresinde Homo Erectus, Homo Heidelbergensis veya Neandertaller gibi türlerin içindeki belirsiz fosilleri güvenli olarak bir grupta toplamak bazen zor olabileceğinden; araştırmacılar evrimleşme içinde Heidelbergensis’in yerini tanımlamada türlü türlü senaryolar ileri sürmektedirler. Bazen Heidelbergensis daha ayrıntılı olarak tanımlanmış bir Homo Erectus’un lehine tamamen bir kenara bırakılır; bazen de Heidelbergensis, Neandertallere yalnızca Avrupalı bir soy yolu açıyor gibi görülür ve Heidelbergensis ile ilişkilendirilen daha dirençli fosillerin türü herhangi bir fikir birliğine varmak için zor görünmektedir.

Bununla birlikte genel hatları olan, (her zaman detaylar olmasa da) şimdiye kadar hem anatomik hem de genetik kanıtlarla desteklenmiş en iyi senaryo, çoğu insan tarafından kabul edilir. Aşağı yukarı 700.000 yıl önce (ve belki 780.000 yıl önce ) Homo Heidelbergensis, Homo Erectus’tan evrilmişti. Afrika’da hemen hemen kabaca 200.000 yıl önce en eski Homo Sapiens biçimine aşamalı, mozaik benzeri bir geçişin paçasıydılar. Etiyopya’da Omo Kibish , Morocco’da Irhoud ve Orta Awash bölgesindeki Herto gibi merkezlerden keşifler bunu sergiliyor gibi gözükmektedir.

Heidelbergensis’in nüfusu, 700.000 yıl önce Avrupa’nın büyük dağlarının kuzeyine bakan Batı Avrasya’ya da yayıldı. Yaklaşık 200.000 yıl öncesinden itibaren şüphesiz zorlu ortama ve soğuk hava koşullara iyi uyum sağlamak; tanınabilir ve belirgin özellikleriyle görünen ve sebebiyet verdiği Neandertallerin daha tıknaz yapılarına ve özel yüz özelliklerine evrilmelerine neden oldu. Elbette bunun aşamalı bir süreç olması nedeniyle önerilen zamanlama birçok tartışmaya konu olmuştur.

Yine de orada Heidelbergensis’ten türeyen başka bir grup vardır. 2008’de Sibirya’daki  Altay Dağları’ndaki Denisova Mağarası’nda, Denisovalı ismi verilmiş ayrı bir türe ait olduğu ortaya çıkan insan parmak kemiği bulundu. Genetik kanıtlar, Denisovalıların Neandertallere kardeş bir tür olduğunu ortaya koydu. Sapiens, Neandertaller ve Denisovalıların ayrılmasının yanı sıra  Heidelbergensis soylarının belirli bir noktadan sonra ayrıldığını gösteriyor.

Stringer Graph-model of Homo Evolution

Bu yeni ekleme, sadece Pleistosen’in karmaşık evrimsel hikâyesini nasıl daha da netleştirdiğini kesinlikle anlatmaktadır. Başka bir şaşırtıcı örnek İspanya’da Sima de los Huesos yerleşimindeki fosillerdir. Genel olarak Homo Heidelbergensis içinde gruplaşmış bu fosiller en az 430.000 yaşındadır (belki 530.000 yaşa çıkabilir) ve zaten Neandertal benzeri özellikler gösterir, onlara proto-Neandertal olarak düşünülmesi tartışmasını başlatır; Heidelbergensis nihayet Neandertal halini alma yolundadır. İlginç bir şekilde, 2014’te mitokondriyal DNA, Neandertallerin kardeş grubu Denisovalıları beraberinde getiren hemen hemen aynı soya ait olduğunu gösteren Sima fosillerinin birinden alınmıştır. Pleistosen’in , insan evriminin karmaşık hikayesinde ev sahibi olduğu açıktır.


Yazının Orijinali İçin

Original article by Emma Groeneveld / Ancient History Encyclopedia

https://www.ancient.eu/Homo_Heidelbergensis/

Redaksiyon: Arman Tekin

Editör: Serkan Alpkaya


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir