Jane Austen ve Germaine de Stael: İki Yazarın Öyküsü

Jane Austen ve Germaine de Stael: İki Yazarın Öyküsü

Jane Austen and Germaine de Staël: a tale of two authors

 

Yazar: Catriona Seth

Çevirmen: Şeyma Nur Demiröz

1817 yılının Temmuz ayında iki önemli yazar öldü. İlki, muhtemelen Avrupa’daki en ünlü kadındı. Diğeri ise, bir taşra rahibinin kızıydı ve hayatı, ailesi ve ülkesiyle sınırlıydı.

Germaine de Stael, sayısız yer gezdi ve eserleri birçok dile çevrildi. XVI. Louis’in maliye bakanlığını yapmış ve Paris’in ilham verici çevresinde yetişen varlıklı İsviçreli bankacı Jacques Necker’in tek kızıydı. Hırsın, bireyler, milletler ve edebiyat üzerine etkisi ve bunun toplumla olan ilişkisine dair önemli eserler yayımlattı, ayrıca Almanya’ya olan etkisine dair eseri de vardır.[1] Marie Antoinette’nin duruşmasından barışa ve çeviriden intihara değin birçok konuda yazılar yazdı.

Romanları Delphine (1802) ve Corinneor Italy (1807) Avrupa çapında çok satanlar arasına girdi. Ancak ölümünden sonra ortaya çıkmış olan yazılarında Fransız Devrimi yorumculuğu ve tarihçiliği yaptığı da görüldü. Çoğu dergi onun kaleme aldığı; kurgu veya kurgu dışı, siyasi veya felsefi, her eserin ister yermek ister yüceltmek amacıyla olsun, her koşulda kayda değer olduğunu belirtti.

Stael’in babasının aksine, George Austen, kızı Jane’i edebiyat uğraşı konusunda yüreklendirdi. Kızına, ilk öykülerini yazması için defterler ve maun bir yazı masası aldı. Her ne kadar başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da, 1797 yılında kızının yazılarını yayımlatmayı denedi. Jane Austen’in 1811 yılında çıkan ve yayımlatabildiği ilk kitabı olan Sense and Sensibility[2] romanında yazarın ismine yer verilmemişti. Normal şartlarda yazarın isminin bulunması gereken yerde “bir hanımefendi tarafından” yazısı yer aldı. Bu durum, Jane Austen henüz hayattayken basılmış olan diğer kitaplarında da geçerliliğini sürdürdü. Kitapları iyi satış yapmış ve tatmin edici bir gelir elde etmesini sağlamış olsa da; hiç kimse, varlıklı ağabeyinin arsasında yer alan kır evinde, annesi ve kız kardeşiyle beraber yaşamını sürdürmekte olan, mütevazı bir kadınla bu kitapların arasında bağlantı kuramazdı.

Ölüm İlanları

Stael’in ölüm haberi Paris’te çok çabuk yayıldı. The Monthly Magazine dergisi; cenaze hazırlıklarına dair uzun bir yorum yazısının öncesinde, ünlü yazar hakkında daha detaylı bir bilgilendirmeye yer vermiş ve bu yazıya da şu beyanla başlamıştı:

“Madam de Stael’in edebiyat alanındaki şöhretinden, onu herkesin arasından sıyrılıp zamanının ileri gelen yazarlarından biri haline getiren o üstün yeteneğinden bahsetmek; tüm Fransa ve Avrupa’nın çoktan bildiği şeyleri tekrar etmek olacaktır… Onun cömert fikirleri, özgürlük aşkı, aklın ve dürüstlüğün gücüne olan inancından -ki tecrübe eden ruhu onurlandıran bir inanç- söz etmek; hele ki bu çalkantılı ortamda, düşman fikirleri kışkırtmak olacaktır.”

Stael siyasi görüşleri yüzünden eleştiriye maruz kalmış, sıra dışı görünüşü ve yaşam tarzı bulvar basını tarafından alay konusu yapılmış, birçok rejim tarafından sürgün edilmişti. Napolyon bile onu düşmanı bellemişti, öyle ki ünlü imparatorun, Avrupa’da  üç büyük güç olarak İngiltere, Rusya ve Madam de Stael’i tanıdığı söylenmiştir.

Stael’in ölümünden dört gün sonra, hayatı boyunca hiç evlenmemiş olan Jane Austen da Winchester’da öldüğünde; ailesinin yazdığı ölüm ilanı onun bir rahibin kızı ve Emma[3], Mansfield Park[4], Pride and Prejudice[5] ve Sense and Sensibility romanlarının yazarı olduğunu ifade ediyor ve şöyle ekliyordu:

“Tavırları çok kibardı, duygularını çok yoğun yaşardı. İçtenliğinin sınırı yoktu ve mütevazı bir Hıristiyan olarak yaşadı ve öldü.”

Germaine de Staël: Fransız Devrimi Üzerine Düşünceleri. Online Library of Liberty.

Austen hakkında sonradan yazılan biyografik eserler de onun bu imajını pekiştirdi. Bunlardan biri de yeğeninin kaleme almış olduğu A Memoir of Jane Austen kitabıydı ve yeğeni kitapta teyzesinden şöyle bahsediyordu:

“Hayatı oldukça durağandı. Birkaç değişikliğin haricinde, hayatının sakin akışını bozan hiçbir şey olmadı.  Hatta şöhretinin bile öldükten sonra gerçekleştiği söylenebilir. Ölümünden önce, hayatını değiştirecek boyutta bir tanınırlığa hiç ulaşmadı. Yeteneği onu diğer yazarlara veya edebiyat dünyasına tanıtmaya ya da dört duvar arasında geçirdiği ıssız hayatının içine sızmaya yetmedi.”

Günümüze dek; belgelenmiş olan tek portresinde -kız kardeşi Cassandra’ya ait eskiz çalışmasında- Stael’in gösterişli sarığı ve kırmızı entarisinin aksine gördüğümüz sade kep ve elbisesi de ona biçilen bu role uygun bir kıyafet olarak karşımıza çıkıyor. O “Bayan Austen” değil “Jane Austen”, o kendisine yakın hissedebileceğimiz biri. Dünyanın dört bir yanından olan hayranları, hem okurları hem de kitaplarının uyarlamalarını seven sinefiller, kendilerine “Janeites” diye bir isim bile bulmuşlar

Stael’in eserlerinin birçoğunun ise çok uzun süredir baskısı yok ya da eserlerini temin edebilmek için uçuk fiyatlı akademik baskılara ulaşmanız şart. Stael, 19.yüzyıl liberalizminin öncülerinden biri olmasına karşın; Austen’in zaman içinde elde ettiği cazibeye ve yaygın üne sahip olamadı.

Karşıt Miraslar

Chawton Evi’ndeki (bir zamanlar kardeşi Edward Austen-Knight’ın yaşadığı, şimdiyse ilk dönem kadın edebiyatı kütüphanesine çevrilmiş olan ev) serginin adını kullanacak olursak; bu “kahpe feleğin” tohumlarını, Austen edebiyat dünyasında yıldızlığa yükselirken öte yandan Stael’in azalan şöhretini, iki yazarın ölüm ilanlarında görmek mümkün.

Akıl ve Tutku, “by a Lady” – kimin yazdığı belli olmayan çok satan bir kitap.

Austen’in ailesi bazen kadın yazarlara karşı gösterilen belirsiz ve modern tavrı savuşturabilmek adına, hem ağırbaşlı hem de Tanrı’ya ve ailesine bağlı bir Jane Austen imajı yarattılar. Hayatını macerasız ve tipik bir İngiliz hayatı, karakterini de mahcup ve kendini geri planda tutan bir karakter; bir diğer deyişle birçok açıdan Stael’in tam tersi olarak takdim ettiler.

Her iki kadının da ölümünden 15 yıl sonra, Henry Austen kız kardeşiyle ilgili yazdığı biyografisine yeni bir detay ekledi ve Stael’in de katılması beklenen bir partiye davet edilen Jane Austen’in bu daveti “anında geri çevirdiğini” iddia etti.

Bu muhtemelen hayali olan anekdot, Austen’in başarısının temel sebebini gözler önüne seriyor. Elbette Austen iyi bir yazar ama Stael de öyle, Austen’in varlığı kimse için tehdit unsuru değildi. Stael’in ise cumhuriyetçi idealleri savunması, duyguların siyasette rolü olup olamayacağını sorgulaması, kurgu hikâyelerini jeopolitik ve toplumsal görüşlerini desteklemek için bir araç olarak kullanması; özel hayatının konuşulup eserlerinin unutulmasını kaçınılmaz kıldı. Bu iki yazarı birlikte ele almak, iyi yazar ölçütümüzü neyin belirlediğini kavramamızı sağlayabilir.

 

Redaksiyon: Büşra Erturan

Editör: Büşra Erturan

 

Yazının Orijinali İçin:

https://theconversation.com/jane-austen-and-germaine-de-stael-a-tale-of-two-authors-81039

 

[1] Germany (1813), Almanya Üzerine, Türkiye İş Bankası, Madame de Stael

[2] Akıl ve Tutku – Hasan Ali Yücel Klasikleri, Jane Austen, Türkiye İş Bankası

[3] Emma, Jane Austen, Can Yayınları

[4] Mansfield Park, Jane Austen, Can Yayınları

[5] Aşk ve Gurur, Jane Austen, Can Yayınları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir