Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2004)

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak (2004)

Yazar: Berna Güler

Esas oğlan: Ahmet Uluçay!

Uluçay, yılların yılları geriye kovalayıp 1954’te soluklandığı günlerden birinde, Kütahya’da hayata gözlerini açmıştı. Tepeköy’de büyüyen Uluçay, 1960 yılında daha ilkokul sıralarındayken içine bir tutam tutku akıtan, köye gelmiş seyyar bir sinemacıyla tanıştı. Öyle ki, daha henüz 12 yaşındayken en yakın arkadaşıyla “sinema makinesi” yapmaya girişmişlerdi bile.

Zorlu yıllarda, zorlu alanlarda tek derdi sinema olan Uluçay, köydeki ahırda hemşehrilerine film izletebilmek için elinden geleni ardına koymadı. Geçim derdini hayatı boyunca hisseden Uluçay, tavukçuluktan, inşaat işçiliğine birçok işte çalıştı. Tüm hüznünü, yorgunluğunu bazen de mutluluğunu biricik sevgilisi sinemayla paylaştı derinlerinde. En yakın arkadaşları ve avucundaki hevesleriyle “Tepecik Köyü Arkadaş Sinema Grubunu” kurdular.

Uluçay, yıllarca sinema çöplüklerinde film kareleri toplayıp kendince kolajlayarak, minimal sahneler elde ederek film yapmaya çalıştı. Ailesi her zaman onun önüne geçip, bir yük daha bindirse de sırtına, o hiç yılmadı! 1992 yılında ilk filmi Optik Düşler’i güç bela Alamancı bir gurbetçiden aldığı VHS kamerayla çekti. 1994 yılında Koltuk Değneklerinden Kanat Yapmak adlı ikinci kısa filmiyle 6. Ankara Uluslararası Film Festivali’nde kendini tanıtma fırsatına erişti. Ayrıca edebiyata, özellikle de şiire ayrı bir düşkünlüğü vardı. Hatta bir dergi bile çıkarttı; şimdilerde tarihe toz gibi savrulmuş, kim bilir içinde ne düşlerin olduğu…

Uluçay’ın yaşam mücadelesi, tırnaklarından kan akıtarak başardığı zaferleri, bir insanın tutkuyla ve inançla en kurak çöllerde bile çiçek açabileceğinin en iyi örneklerinden olmalı. Onun yaşamını, onun gözünden, hiç çekincesiz ve salt samimi haliyle izleyebilmek, insanın derinlerindeki kadim bir duyguya dokunuyor gibi. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, ismindeki kara mizaha yakışır, tertemiz bir hikaye. O yüzden bugün Kütahya’daki Recep’in ahırına gidiyoruz, bize izleteceği bir film var!

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapabilmek!

Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, 2004 yapımı romantik-dram türündeki filmimiz Ahmet Uluçay’ın çocukluk anılarından derlenmiş, bir Ahmet Uluçay filmidir! 101 dakikalık filmimizin başrollerini: İsmail Hakkı Taslak, Kadir Kaymaz ve Boncuk Yılmaz paylaşmaktadır.

Karpuzcunun çırağı vardı ya Recep, sana aşık ya… Yazık be sen de ona aşık oluversen ya…

Recep ile Mehmet, Kütahya’nın Tepeköy’ünde yaşayan iki yoldaştır. Yazları Recep karpuzcuya, Mehmet ise berbere çıraklık eder. Ama ikisi de sinemacı olmak için yanıp tutuşur. Hele ki Recep için, resimlerin “gımıldaması” akıl alır şey değildir! Recep’in sinemacılık hayallerine Mehmet ve köyün delisi Ömer’den başka kimse inanmaz. Ailesi ve diğer köylüler için sinema ve fotoğrafçılık zengin işidir. Onun kaderi bellidir bir kere, bu çorak Anadolu’da doğmuşsa, ekin eksin, tavuk büyütsün. Bunlar gavur icadı, kim sokuyor bunları çocukların aklına?

Uluçay’ın, Recep’in sinema dışında aile ortamı ve özellikle annesinin dine bağlılığını “kendi çocuk gözünden” kasvetli imgelerle anlatması, o dönem içinde bulunduğu tedirgin duygularından yalnızca biridir. Ergenliğin verdiği kendini kaybetme-kendini bulma yolculuğunda, kırsalın tüm ağrıları batar sırtına. Din algısı onda öyle korkunç etkiler uyandırmıştır ki, daha çok büyüsel ritüeller ve karanlık suretlerle tasvir eder bu duygularını. Ayrıca annesinin, Recep’in sinema çöplerinden toplayıp biriktirdiği film şeritlerini yakması, olaylara duruşunu oldukça net yansıtır. Bin parçaya bölünmüş gururlu umutları yine toplar yerden, ağlayarak ve ürkek… Ama Recep ve Mehmet hiç yılmaz, her boşlukta sinemanın kapısında bulurlar kendilerini. Kimi zaman da, fotoğraf dükkanlarının önünde gıpta ederek makinelere bakıp iç geçirirler. Başka yolu yok arkideş, yapıcez bu makineyi! Ulen namussuz resim gımıldesen nolcek?

Recep bir de kara sevdalıdır, köyün güzeli Nihal’e. Nihal ondan yaşça büyük, çiğ bir güzellikte ama oldukça serttir Recep’e. Nihal’in kardeşi Recep’e aşıkken, anneleri Recep’i pek sever, biraz yardım etme niyetli ve biraz da acıma duygusuyla yaklaşır Recep’e ki, bu onun Nihal’e karşı incinmesine sebep olur sadece. Annenin yaklaşımı, Nihal’i daha da soğutur Recep’ten, Recep ise kendini ispatlamanın derdine düşer Nihal’e. Doğduğunda karpuzcu çırağıydı, bir yolu yoktu belki, yanında Mehmet ve kamberi Ömer’den başka kimsesi de. Ama yapamazdı bunu, daha çok okudu, bulduğu her şeyi okudu, kendini tüketene kadar, yeniden ve yeniden doğana kadar. Gımıldaycekti o resim, Nihal de görcekti işte!

Recep, Mehmet ve Ömer, Recep’in ahırını küçük bir sinema salonu yaparlar ve burada köylüleri sinemayla tanıştırmaktır dertleri. Çoğu gece burada kalıp, tavana yansıttıkları deniz ve dağ manzaralarında hayallere dalarlar. Recep, Nihal’ini düşünür bu güzelim denizde. Ömer ise kaderine deliliği bulaştırıp melek olan sevgilisini… Olayların akabinde Nihal ve Recep saf duygularla mektuplaşırlar bir müddet. Aslında Nihal de içinde yanar Recep için. Burada ilk cinsel arzu, heyecan, tutku, Recep’in daha öz ve masumane duygularıyla, Nihal’in bu duygulardan tahrik oluşları ince ince işlenmiştir. Öyle ya da böyle, Recep ve Mehmet makineyi gımıldatabilir fakat nasıl ve ne şekilde olduğu, bu güzide filmde saklı!

Uluçay, aslında bu filmi biricik aşkına kendini ispatlamak için çekmişti. Tek bir insan için bile olsa, kendini anlatmak için film çekerdi, başka bir şey bilmiyordu çünkü. Sinemadan başka bildiği bir dil yoktu. çekmeseydi delirecekti…

Künye

Yönetmen: Ahmet Uluçay

Senaryo: Ahmet Uluçay

Oyuncular: İsmail Hakkı Taslak, Kadir Kaymaz, Boncuk Yılmaz

Süre: 101 dk.

 

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir