Keltlerin Tarihi

Keltlerin Tarihi

Yazar: Owen Jarus (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 1. Sayısı’ndan yayınlanmıştır.)

Çevirmen: Haşim Durak

“Kelt içine herhangi bir şeyin konulacağı ve herhangi bir şeyin çıkarılabileceği bir tür sihirli torbadır… Ünlü Kelt alacakaranlığında her şey mümkündür ve bu tanrılarınkinden çok mantığın alacakaranlığıdır.”

J.R.R. Tolkien

“Keltler” hem antik hem de modern zamanlarda gelişim göstermiş bir halk olarak bilinmektedir. Günümüzde bu terim sıklıkla İskoçya, İrlanda, Britanya Adaları’nın diğer kısımları ve Fransa’daki Bretonya’da yaşayan insanları, kültürleri ve dilleri ifade etmektedir.

Bugün aramızda olmayan Profesör Dáithí Ó hÓgáin, “Keltler: Bir Tarih” (The Collins Press, 2002) adlı kitabında “Günümüzde altı Kelt dili hayatta kalmıştır – Gal grubu: İrlanda dili, İskoç Galcesi ve Manca’yı kapsarken, Britonik grup; Galce, Bretonca ve Keltçe’yi kapsamaktadır.” diye yazmıştır. Manca ve Keltçe dillerinin köken olarak soyu tükenmiş ama bugünlerde yeniden canlandırılmıştır.

Modern zaman Keltleri ve antik dönemdeki ataları arasındaki tartışma konusu olan ilişki hakkında bilim adamlarının farklı görüşleri bulunmaktadır. Dillerin zaman içindeki değişimleri, bölge halkının göçü ve Modern Kelt halkının, dilinin ve kültürünün ne kadarının antik Keltlerle alakalı olduğu ucu açık bir sorudur.

Yine de hem antik hem de modern Keltler insanlığa fantastik bir sanat, kültür ve savaş kahramanlıklarıyla ilgili hikâyeler sağlamışlardır.

Antik Keltler

Keltlerden ilk defa metinlerde 2,500 yıl önce bahsedilmiştir. Ancak çoğu antik kaynak Yunanlar, Romalılar ve diğer Kelt olmayanlar tarafından yazılmıştır.

Kanıtların gösterdiği üzere Keltler Avrupa kıtası üzerinde geniş bir alana yayılmışlardır. Günümüz Türkiye’si kadar uzak doğuda yaşamışlar, hatta Mısır Kraliçesi Kleopatra için paralı asker olarak hizmet etmişlerdir. Asla politik olarak birleşik bir halk olmamış, bunun yerine farklı gruplar oluşturmuşlardır ki bunlara Galyalılar (Fransa’nın dâhil olduğu alanlar) ve Keltiberyalılar (İberya’da bulunanlar) da dâhildir. Farklı diller konuşuyorlardı ve aslında Bern Tarih Müzesi’nden Felix Muller “Keltlerin Sanatı: MÖ 700’den MS 700’e” adlı kitabında şu şekilde yazmıştır. “Dil alanına bakıldığı zaman, Yunanlar ve Romalılar tarafından “Kelt” olarak tanımlanan tüm halkların birbirleriyle aynı dille iletişim kurmaları muhtemel değildir.”

Belirli sanat eserlerini “Keltik” olarak tanımlamanın zorlayıcı olabileceğine de dikkat çekiyor. Ancak eğer Keltlerin geliştiği söylenen alanlardaki sanata bakarsak, ürettikleri harikalardan bazılarını görebiliriz. Örneğin 2,500 yıldan çok daha önce İsviçre’nin batısında bulunan Ins’teki höyükte altından küre şekilli, çapı bir inçten küçük ve “yaklaşık olarak 3600 granülle dekore edilmiş” bir obje bırakmışlardır. Keltlerin üretebileceği inanılmaz derecede girift/karışık bir altın işçiliğinin bir örneğidir.

Antik yazarlar Keltlerin sanatsal başarıları yerine savaştaki vahşetli ünlerini tartışmaya yönelmişlerdir. Galyalılar MÖ 390’da Roma’yı yağmalamayı başarmışlardır. Sonraki yüzyılda Büyük İskender sefer hazırlığı yaparken bir grup Kelti de ordusuna almıştır.

“Kral onları kibarca karşıladı ve içerken onlara kendisinden olduğunu söyleyeceklerini düşünerek en çok neden korktuklarını sordu, ama onlar göğün üstlerine düşebileceğinden, başka kimseden korkmadıklarını söylediler.” şeklinde yazmıştır Strabon (MÖ 64 – MS 24 arasında yaşayan Yunan yazar).

Çırılçıplak mı savaşıyorlardı?

Söylentiye göre bazı Keltler savaşa girmeden önce çırılçıplak soyunuyorlardı; bu onların, düşmanlarını psikolojik olarak etkilemek için yaptıkları bir şeydi.

“Önlerindeki çıplak savaşçıların vücut hareketleri ve görünüşleri de çok korkutucuydu. Hepsi hayatlarının zirvesinde, iyi yapılı ve tüm önderlik eden bölükler zengince işlenmiş gerdanlıklar ve kolluklarla donanmıştı,” Romalılara karşı giriştikleri savaşa dayanarak böyle yazmıştır Polybius (MÖ 200-118).

Belki de tesadüfî olmayarak, antik kaynaklar ayrıca Keltlerin şişmanlıktan nefret ettiğini ve buna karşı cezaları olduğunu söylemektedir. Strabon, Ephorus adlı başka bir yazardan alıntı yaparak şöyle yazar, “Onlar şişmanlamamak ya da koca göbekli olmamak için çabalarlar ve standart kemer ölçüsünü geçen her genç cezalandırılır.”

Kelt Dini

Keltler, Roma İmparatorluğu’nun çoğuyla birlikte sonunda Hıristiyanlaşsalar da (zaman içinde Romalılar topraklarının çoğunu ele geçirdiler) antik kaynaklar Keltlerin dini inançları hakkında ipuçları sağlamışlardır.

Lucan (MS 39-65) tarafından yazılan bir şiir Keltler için kutsal olan bir koruluktan bahseder. Bu ve bununla birlikte diğer kaynaklar insan kurban edildiğini öne sürer.

“Orada bir koru durur

Çok eski zamanlardan beridir hiçbir insan eli

Saygısızlık etmeye cüret etmemiş; güneşten saklı…”

“Ne orman perileri

Bir yuva buldu burada, ne de Pan, sadece vahşi ayinler

Ve barbarca tapınım, korkunç sunaklar

Devasa taşlar üzerinde yükselir; kutsanmış kanlarıyla

Her ağaçta bir erkeğin…”

Keltler, Druidlik ile ilgilemişlerdir. Varşova Üniversitesi’nden Robert Wisniewski’nin Palemedes dergisinde yayınlanan bir makalesinde MS 43’te Pomponius Mela’nın Galyalılar hakkında yazdıklarından yola çıkarak şuna dikkat çeker:

“Hal böyleyken, Druidler hem belagat hem de kendi bilgelik öğretmenlerine sahiptirler. Bu adamlar dünyanın ve evrenin boyutu ve şeklini, gökyüzü ve yıldızların hareketlerini ve tanrıların niyetlerini bilmek istiyorlardı (…) İlkelerinden biri –açıkça onları savaş için daha iyi yapmak için- genel bilgi haline gelen, ruhlarının ölümsüz olduğu ve ölü için ikinci bir hayatın olduğudur” diye yazmıştır.

Antik Britanya’da Kelt Yok Mu?

Dikkate değer sayıda bilim adamı, artık antik Keltlerin Britanya’da yaşamadığını ve en doğusundaki yerleşimleri olan Türkiye’yle birlikte Avrupa kıtasıyla sınırlandıklarına inanıyor.

Sheffield Üniversitesi’nden bir arkeoloji profesörü olan John Collis, “Keltler: Kökenleri, Efsaneleri ve İcatları” (Tempus, 2004) adlı kitabında antik yazarların Keltik halkların Avrupa kıtasında yaşadığını ama Britanya Adaları’nda yaşamadığını söylediklerine işaret eder. Strabon’un “Keltleri, Britanyalılar’dan ayırdığına” dikkat çeker.

Kelt ve Gal gibi terimlerin ise “Britanya Adaları üzerinde yaşayanlar için asla kullanılmamış ama en genel şekilde Basklar gibi Hint-Avrupa dillerini konuşan, batı Avrupa üzerinde yaşayanlar için kullanmıştır.”

Onun analizi, “çoğu kişi Britanya’nın Roma öncesi dönemde Antik Keltler tarafından iskân edildiğini keşfettiği zaman şaşırsa da çoğu Britanya Demir Çağı uzmanı bu fikri on yıllar önce terk etmiştir,” diyen Leicester Üniversitesi Profesörü Simon James tarafından da desteklenmiştir. 2004’te İngiliz Arkeoloji Dergisi’nde yayınlanan Collis’in kitabının eleştirisinde bunu yazmıştır.

“Asıl soru neden bu kadar çok İngiliz (ve İrlandalı) arkeolog antik Kelt adaları fikrini terk etmiş ve nasıl ve neden ilk anda hiç olmadıklarını düşünmemiştiler? Modern bir fikir; antik adalılar kendilerini asla Kelt olarak tanımlamamışlardır, bu isim bir kıta komşusu için kullanılmıştır.”

Türkiye’deki Keltler?

Bilim adamları antik Britanya’daki Keltlerin fikrini terk etmiş olsa da Türkiye’de gelişen Keltlerin varlığına dair kanıtlar bulmaktadırlar.

2002 yılında Arkeoloji Dergisi’ndeki bir makalede araştırmacılar Jeremiah Dandoy, Page Selinsky ve Marry Voigt’un yazdıklarına göre: “MÖ 278’de Bitinya Kralı I. Nikomedes, Makedonya’yı iki yıl önce istila eden tecrübeli, 20000 Avrupalı Kelt müttefiki içtenlikle karşıladı. Kendilerine Galatyalı diyen bu savaşçılar, 2000 yük arabası ve 10000 siville: tedarikçiler ve tüccarlar, kadınlar ve çocuklarla birlikte Anadolu’nun kuzeybatısına doğru ilerlediler.”

Türkiye, Gordion’daki kazılarda, Keltik olarak yorumladıkları kültürel uygulamaların kanıtlarını bulmuşlardır. “Boğulma, baş kesme ve insan ve hayvan kemiklerinin tuhaf düzenlemelerinin ürpertici kanıtlarını bulmuşlardır. Bu tarz uygulamalar Avrupa’daki Keltik kazı alanlarından iyi bilinmekte ve aynı şekilde Anadolu Keltleri için de belgelenmektedir.”

Yazının Orijinaline Aşağıdaki Linkten Ulaşabilirsiniz:

https://www.livescience.com/44666-history-of-the-celts.html

Dipnot, Kaynakça ve Görsellere dergimizden erişebilirsiniz.

Hint-Avrupa Dil Ailesi

Rönesans-Barok Sanatı Karşılaştırması: Farkı Anlamak

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir