Kılıç ve Büyü’nün Ayrımı | The Demarcation of Sword and Sorcery

Yazar: Joseph A. McCullough V

Çeviri: Büşra Erturan

Kılıç ve Büyü (Sword and Sorcery) terimi popüler dile ilk kez 1982 Conan the Barbarian (Barbar Conan) filminin piyasaya çıkmasıyla girdi. O zamandan beri, bu terim, kılıç dövüşü ve büyü içeren herhangi bir hikayeye gelişigüzel ve rastgele uygulandı. Son birkaç yıl içinde kılıç ve büyü Yüzüklerin Efendisi’nin[1] bazı inceleme yazılarında bile ortaya çıktı ancak terim, bu tip eserleri dahil etmemek için türetilmişti. Bu durumu çok iyi bilmeyenler tarafından tekrarlanan yanlış kullanıma ve bilmesi gerekenlerin ara sıra yanlış kullanımına rağmen Heroic Fantasy/Epik Fantezi (Conan ve Yüzüklerin Efendisi’ni aynı gruba almak isteyenlerin kullanması gereken terim) ve Kılıç ve Büyü arasında  kayda değer bir ayrım yapılabilir. Bu ayrımı kanıtlamak ve tanımlamak için, iki terimin de kökenine bakmak ve her bir kategoriye giren belirli eserleri saptamak gerekir. 

Kökenlerin izi 20. yüzyılın ortalarına kadar sürülebilir: Lin Carter ve L Sprague de Camp, “fantezi” denilen yeni popüler kurgu türü için kitap uzunluğunda tartışmalara giren ilk yazarlardır ve bu yeni yazı türünü tanımlayan, açıklayan ve derleyen ilk yazarlar oldukları için epey bir övgüyü hak etmektedirler[2]. Araştırmalarının bir parçası olarak belirli bir grup fantastik öyküyü ele almak için Epik Fantezi adında yeni bir terim ürettiler. Daha sonra John Flynn epik fanteziyi şu şekilde tanımladı:

“Epik fantezi terimi… kahramanların hikayelerini ve hayali topraklardaki fetihlerini anlatan fantastik edebiyatın bir alt türünü ifade eder. Epik fantezi, iyi ve kötü arasındaki çatışmaya vurgu yapar ve çoğunlukla, isteksiz olan ana karaktere (insan ya da hobbit) şampiyon rolünü verir. Yine de her zaman bir aziz gibi olmasa da kahramanın gücü, ince zekası ve becerikliliği kötü güçlerin üstesinden gelmesine yardımcı olur. Bu mücadelenin arka planı neredeyse her zaman egzotik bir şeydir. [….] Zaman ve mekanlar çoğu zaman mitsel anlatılar kadar önemlidir. Çoğunlukla kılıç ve büyüyle, tuhaf fanteziyle[3] (weird fantasy), bilimkurguyla ya da tarihsel aşk romanıyla karıştırılıran epik fantezi; kahramanlar ve onların efsanevi başarılarıyla ilgili olarak ilk anlatılan (ve yazılan) hikayeler kadar eskidir.”[4]

Carter ve Camp çalışmalarında türün tanımlamasını harfi harfine yapmaya daha az odaklanarak, eserleriyle epik fanteziyi belirleyen yazarları bir araya getirmekle ilgilenmişlerdir. Epik fantezi olarak sayılabilecek tarihi eserlerden; Homeros’un eserleri, Gılgamış Destanı, Beowulf ve İzlandik Saga’lardan, kısaca bahsetmişlerdir fakat 20. yüzyıl eserlerine daha çok yoğunlaşmışlardır. Carter ve Camp, son eleştirileriyle birlikte; çok sayıda yazar arasından, iki kişinin epik fantezinin asıl temsilcileri olduğunu belirlemişlerdir.

Bunlardan ilki Robert Ervin Howard’dır. 1906’da Texas’ta doğan Howard, kötü şöhretli pulp[5] (ucuz) dergilerde en popüler yazar haline gelmiştir. İki savaş arasında büyük bir popülariteye ulaşan bu dergiler, hızlı, aksiyona yönelik öykülere odaklanmıştı. Howard, kovboy ve boks hikayelerini de içeren çeşitli pulp hikayeler yazsa da en iyi ve neredeyse bütün hepsi pulp dergi Weird Tales‘de çıkan fantastik işleriyle hatırlanmaktadır. Eserleri, haşin püriten gezgin Solomon Kane’i, Pict’lerin son Kralı Bran Mak Morn’u ve aralarında en ünlüleri Barbar Conan’ı içerir.

L. Sprague de Camp, Catherine Cook de Camp ve Jane Whittington Griffin tarafından yazılan Howard’ın biyografisi Karanlık Vadi Kaderi‘nin (Dark Valley Destiny) önsözünde; Catherine şöyle belirtir: “Amerikan romanının şimdilerde ‘Epik Fantezi’ denilen alt türünü neredeyse tek başına yaratmak için büyüyen çocuk hakkında çok az şey biliyoruz”[6]. Bu belki de biraz abartılı bir söz, ancak birçok insanın bu alt türü tartışırken Howard’ın eserlerini öne sürmelerinin önemini vurguluyor. L. Sprague de Camp şöyle diyor, “Epik fantezinin; J.R.R. Tolkien’den sonra, en fazla okunan ve etki eden yazarı Conan’ın yaratıcısı Robert E. Howard’dır.”[7]

J.R.R. Tolkien, Epik fantezinin tanımlayıcı yazarlarından ikincisidir (en azından kronolojik olarak). Epik fanteziyle ilgili hiçbir tartışma, kimi zaman “Modern fantezinin babası” olarak isimlendirilen Tolkien’den ya da kendisinin muazzam tesiri olan eseri Yüzüklerin Efendisi’nden bahsedilmeden ilerleyemez. Bu iki yazarı türün tanımlayıcı yazarları olarak kabul etmek, epik fantezi ve kılıç ve büyü arasındaki farklar daha sonra tartışıldığında önemli hale gelecektir.

Çalışmalarıyla türü tanıttıkları için onlara borçlu olunmasına rağmen, Carter ve Camp epeyce bir karışıklık da yaratmayı başarmışlardır. Yer yer bazen yaptıkları şüpheli çalışmalar nedeniyle-özellikle de Camp tarafından[8] – ve aynı zamanda bu iki yazarın da “epik fantezi” ve “kılıç ve büyü” terimlerini birbirinin alternatifi olarak kullanma eğilimlerinden dolayıdır. Hatta biraz sonra inceleyeceğimiz çok sayıda bulgunun aksine, bu yanlış terminolojik kullanım yazımda hala ortaya çıkmaktadır.

Bu iki terimi asla karıştırmayan kişi ünlü yazar Fritz Leiber’dir. Günümüzde en çok Bilimkurgunun “Usta Yazarları”ndan[9] biri olarak bilinse de, bir çift palavracı fantastik maceracılar: Fafhrd ve Grey Mouser’ı yarattığı için de sevilir. Fafhrd ve Grey Mouser’in sayısız hikayesi şüphesiz bir biçimde Epik fantezi olmasına rağmen[10] Leiber şöyle yazmıştır:

“Bana öyle geliyor ki (…) Fafhrd ve Grey Mouser, Tolkien’in kahramanlarının aşırı derecede zıttındadır. Benim işlerim onunkiler kadar fantastiktir fakat biraz daha dünyevi bir fantezidir…”[11]

Bunu yazdığında özellikle epik fantezi teriminden mi bahsediyordu bilmek imkansız fakat onun fantastik hikayelerinin Yüzüklerin Efendisi’yle aynı kategoriye alınmasından hoşnut olmadığı açıktır. İşte bu yüzden 1961’de Fritz Leiber “Kılıç ve Büyü” terimini, kendi tarzındaki fanteziyi tanımlamak için icat etti. Böylece, terim özellikle Fafhrd ve Grey Mouser hikayeleri için üretildiğinden, hikayeler şüphesiz olarak bu türe aittir.

Terimi kendi hikayelerine uyması için yaratmasına rağmen, Fritz Leiber elbette başka yazıların da kılıç ve büyü kapsamına gireceğini düşünmüştür. Hatta bir noktada, Leiber: “En iyi pulp Kılıç ve Büyü yazarı Robert E. Howard’dır.” diyecek kadar ileri gitmiştir[12]. Görünüşte, bu ifade türler arasındaki ayrımla ilgili bütün argümanları zayıflatıyor gibi görünse de, eğer bir yazarın yapıtları iki türün de tanımlayıcısıysa, ne kadar farklı olabilirler ki?

Bunun iki cevabı var. Bunlardan ilki, epik fantezi; kılıç ve büyü’yü içine alan daha geniş bir terimdir. Dolayısıyla J.R.R. Tolkien epik fantezinin bir köşesini tanımlarken, Robert E. Howard diğer köşesini tanımlar. Bir bakıma ikisi aynı türün spektrumunda yer alırlar fakat yine de birbirlerinden epey uzakta ve ayrı dururlar. Spektrumun ortalarında, epik fantezi ve kılıç ve büyü’nün birleştiği bir yerlerde, iki alt-tür spesifik bir eserin tanımlanamayacağı bir noktada umutsuzca birbirine karışmaktadır, fakat bu; türün tanımlanmaya çalışılmasıyla ilgili bir problemdir ve tanımın değerini geçersiz kılmaz. Belki de bu ayrımın en iyi kanıtı şuna dikkat edildiğinde bulunabilir: “J.R.R. Tolkien bir keresinde, tema ve mizaç olarak kendi çalışmalarından oldukça farklı olmasına rağmen Howard’ın Conan hikayelerinden hoşlandığını belirtmiştir”[13]. Dolayısıyla tam bir döngüye geldik: Leiber kendini Howard’la eşleştirmiş ve Tolkien’den uzaklaştırmıştır. Tolkien kendini Howard’dan uzaklaştırarak karşılık verir, hal böyle olunca Carter ve Camp’ın tanımlamasına göre hepsi de kesinlikle epik fantezidir.

Howard’ın iki türün de tanımlayıcı yazarı olması mevzusuna geri dönmek için, ikinci ve belki de daha da önemli bir tartışma yapılmalıdır. Howard, en çok Barbar Conan’ı yaratmasıyla bilinse de,  fantezi çevrelerinde, Conan ile biten, dört önemli karakter serisi yaratmasıyla da bilinir. Pek çok eleştirmen, kılıç ve büyüden bahsettiğinde, türün doğuşunu Howard’ın spesifik öyküsü “The Shadow Kingdom”a (Gölge Krallık) bağlamaktadır[14]. Bu öykü, 1929’da Weird Tales’de yayımlanmış, böylece sadece içeriğinden ötürü değil, ayrıca kendisinden önce gelen ve kılıç ve büyü tanımına dahil edilmeyen hikayeler için de kritik hale gelmektedir. “The Shadow Kingdom”, Kral Kull (King Kull) hakkında yazılan bir grup hikayeden ilkidir, fakat bu hikaye basılmadan önce Robert E. Howard; Solomon Kane ve Bran Mak Morn karakterleri hakkında yazdığı iki hikaye döngüsünü yazıp bitirmişti. Bu iki karakter Carter ve Camp tarafından derlenen epik fantezi geleneğinin bir parçasıdır fakat kılıç ve büyünün daha özel grubunun dışında bırakılmıştır. Robert E. Howard’ın kendi yazılarında var olan bu ayrım, iki tür arasındaki farkları belirlemeye çalışırken muazzam bir öneme sahip olmuştur.

Bunun sonucunda; birçok eleştirmenin ve yazarın, epik fantezi ve daha özgün olan kılıç ve büyü arasındaki farkı kabul ettiği aşikar olmasına rağmen ayrımın nerede yattığı hala gösterilmeye devam etmektedir. Bu ayrım, iki türün tanımlayıcı işleriyle yapılan dikkatli bir karşılaştırmayla: Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nin, Howard’ın Solomon Kane’i ve Bran Mak Morn’u epik fanteziyi temsiliyle, Leiber’in Fafhrd ve Gray Mouser’ı, Howard’ın Kull ve Conan’ı kılıç ve büyüyü temsiliyle, açık hale getirilebilir. Bu karşılaştırma iki temel alandaki bariz farklılığı ortaya çıkarmaktadır: karakter ve kapsam.

Epik fantezinin karakterleri, “kahraman” kelimesinin tüm muğlaklığından faydalanır ve bu Sir Galahad’dan Mordred’a kadar büyük oranda çeşitlendirilebilir. Kısmen bu muğlaklık kılıç ve büyünün karakterlerinin paylaştığı evrensel üç özelliğin, kendisini geri kalan çoğu mühim fantastik kahramandan ayırmasına rağmen epik fantezinin kapsamının içinde yer almasına izin verir. Hepsi kahramanca endamı ya da kendi güdüleri olan aykırı tipleridir.

Sonuncudan başlayarak; kılıç ve büyünün en bariz ve en az açık olan doğası bu olduğundan dolayı, kahramanların aksiyon adamı oldukları kolaylıkla görünür. (Yakın zamanda birkaç tane kahraman kadın vardı,  fakat bu bütün epik fantezinin bir özelliğidir ve bu makalenin alanı dışındadır.) Kılıç ve büyünün bahsedilen dört karakterinden; üçü, Conan, Kull ve Fafhrd; güçleriyle karşılaştıkları normal adamları gölgede bırakan kaslı barbarlardır. Dördüncü, Grey Mouser’ın ise boyu kısadır fakat silahşörlükte ustadır ve ölümcül derecede hızlıdır. Yüzüklerin Efendisi’nin iki ana karakteri Frodo Baggins ve Sam Gamgee buna zıttır. Frodo ve Sam, hobbitler denilen insansı ırkın üyeleridir, ikisi de fiziksel açıdan zayıftır ve en azından kitabın başlangıcında asla öfkeyle silaha davranmamışlardır. Yüzüklerin Efendisi ayrıca muhteşem savaşçılarla doludur fakat hobbitlerin kahraman olabilmesi gerçeği, açıkça iki türün arkasında yatan düşüncede esas farklılıklar olduğunu gösterir.

İkinci ayrım dışarıdaki (outsider) konseptinde bulunabilir. Daha önce bahsedildiği üzere, kılıç ve büyünün üç temsilcisi barbarlardır, ki bu tanımlama onları toplumun dışına yerleştirir. Grey Mouser barbar olmamasına rağmen o da izole edilmiş bir çevrede yetişmiştir. Belki de bu “dışarıdaki” grubunun en ilginci ve ekstradan ilgi gösterilmeyi hak edeni ise Kull’dur ya da bazen denildiği gibi Kral Kull’dur. Kull, mitolojik açıdan dünyanın şimdiye kadar bildiği en muhteşem medeniyet Atlantis’te doğmuştur. Fakat toplumun bir parçası olmak yerine, Kull çocukken terk edilmiş ve büyük destansı gelenekte, kurtlar tarafından büyütülmüştür. Böylece Kull aracılığıyla Howard, onun karakteri ve insan toplumu arasında, Kull’un işlettiği dünyanın içindeki gibi düşünülebilecek, büyük mesafeler yaratmıştır. Bu dışarıdaki fikri, Howard’a toplumu tarafsız bir karakterin gözünden yazma şansı vermiştir. Kull dünyadaki en büyük krallık Valusia’nın tacını ele geçirmeye gittiğinden bu belki biraz tuhaf ve tutarsız görünebilir. (Atlantis o zamanlarda suya gömülmüştü.) Ancak bu, Kull/Howard’a toplumu, dışarıdaki birinin gözünden keşfetmek için daha iyi bir bakış sağlamıştır. Kull hikayelerinden sadece birinde, toplum fikri, dışarıdakinin karşısında ana rol oynamıştır. “By this Axe, I Rule!” öyküsünde, Kral Kull vicdanının ona söylediği doğrular ve krallığının kadim kurallarının buyrukları arasında kalmıştır. Hikayenin sonunda, Kull baltasını alıp krallığın kurallarının yazdığı kadim taş tabletleri parçalar, bundan ziyade canlı olarak kendi dışarıdaki/yabancı kurallarını toplum kurallarına göre yeniden ileri sürer.

Bu dışarıdakilerin aksine, epik fantezinin birçok karakteri toplumlarına karışmışlardır. Hobbitler, Frodo ve Sam; çoğunlukla bahçeciliği, yemeyi ve oynamayı içeren basit hobbit hayatının mükemmel örnekleridir. Hatta Yüzüklerin Efendisi’nde bir araya gelen; “Yüzük Kardeşliği” olarak bilinen kahramanlar toplandığında, grubun parçası olan bazı üyeler özellikle oradaydı, çünkü onlar geldikleri toplumların bir temsilcisiydi. Kahramanlardan biri olan Aragorn, Kull’a karşı büyük bir tezat olarak duruyor. Aragorn’la ilk kez karşılaşıldığında, korucu (ranger) olarak tanıtılmıştır; bir çeşit yabani orman bekçisi gibidir, görünüşte tıpkı kılıç ve büyü’deki barbarlar gibi yabancıdır. Fakat hikayenin daha sonra açığa çıkardığı gibi; Aragorn aslında Gondor’un, insanlığın en büyük ulusunun hakiki kralıdır. Böylece, Aragorn hikayeye bir yabancı/dışarıdaki gibi başlasa bile, kitabın sonuna göre, toplumu tamamen benimsemiştir. Dışardaki/içerdeki argümanının bu bağlamda tartışılabileceği farklı bir yolun bir diğer örneği ise, Robert E. Howard’ın ilk epik fantezi karakteri Solomon Kane’i incelemektir. Kane, Elizabeth döneminde kötülükle savaşmak için Avrupa ve Afrika’da dolaşan bir püritendir. Çoğu hikayesinin spesifik düzeninde bir dışarıdaki/yabancı olsa da, kendisiyle aynı Yahudi-Hıristiyan felsefesinden ve batı kültüründen gelen okuyucuları için bir yabancı değildir. Bu yüzden, kılıç ve büyüdeki dışarıdaki konseptinde; ana karakterin okuyucuların kendi toplumlarından alışık oldukları aynı sosyal geleneğe ya da ahlaki değerlere bağlı olmaması kritik öneme sahiptir.

Bu konsept, kılıç ve büyünün ana karakterlerini kalan diğer epik fantezi kuzenlerinden ayıran, üçüncü ve belki de en önemli özelliği açıklamaya yardımcı olur. Toplumsal doğru ve yanlış duygusundan bağımsız (en azından çoğunluğun tanıdığı) bu adamlar, kendi kaderlerini planlamakta özgürdürler ve motivasyonlarını ve eylemlerini tamamen kendileri tanımlarlar. Nitekim, Leiber kendi kahramanları hakkında yazdığında şöyle der, “içerler, ziyafet çekerler, zamparalık ederler, dövüşe girerler, çalarlar, kumar oynarlar, ve kuşkusuz ki kılıçlarını, kötü adamlardan daha insafsız güçlere -eğer varsa- onlara kiralarlar”[15]. Kısaca, Fafhrd ve Grey Mouser yaşama ve macera arzusu ile hareket etmektedir. Gölgesini diğer bütün kılıç ve büyü karakterlerinin hepsine savuran dev Conan, şöyle der: “Yaşadığım sürece derin yaşamama izin verin; kırmızı etin zengin suyunu ve şarabın damağımdaki acı tadını, beyaz kolların sıcak kavrayışını, mavi bıçaklar kan kırmızı alevlendiğinde savaşın çılgın sevincini bilmeme izin verin, ve ben razıyım”[16]. Bu bazı eleştirmenleri, kılıç ve büyünün ana karakterlerinin aslında “anti-kahraman” olduğunu söylemeye itmiştir, ki terim “öz-motivasyonlu ana karakter” anlamı olarak alınırsa olasılıkla doğrudur. Yine de, kendi motivasyonu olmak, en temel içgüdüler tarafından yönlendirilmek anlamına gelmek zorunda değildir. Aslına bakılırsa, kılıç ve büyünün kahramanlarından sonuncusu, Kull’un bedensel zevklerden haz aldığı nadir görülür. Bunun yerine, tuhaf görünse de, barbar kral evrenin amacını aramaya devam eder. Kral olsa da, hikayeleri kendi insanlarını neredeyse hiç içermez: yalnızca yukarıda bahsedilen “By this Axe, I Rule”da hükmettiklerini dikkate almak yerine kendi varoluşsal yolculuğuna dalar[17]. Kull diğerleri gibi tamamen öz-motivasyonludur ancak böylesine kaba ve anti-sosyal şekilde değildir.

O halde, bu kahramanlar ve epik fantezide yer alan birçokları arasındaki tezat açıkça ortadadır. Yüzüklerin Efendisi isteksiz maceracılarla doludur. Frodo aşağı yukarı ortalama bir Hobbit olduğundan dolayı kılıç ve büyü, kahramanının neredeyse antitezidir. Basit şeyleri sever ve hayatını barış içinde yaşamayı tercih eder. Ancak kader bu seçeneği reddetmesini sağlar ve tam anlamıyla dünyanın kaderini onun ellerine bırakır. Sırf kendi istekleri için değil; dünyayı sadece o kurtarabileceği için evini ve yaşamını bırakmalıdır. Aynı hikayede, Aragorn; sadece şahsi başarı düşüncesi için ya da güç tutkusu için değil, çünkü sadece bunu yaparak insan ırkını kurtarabileceği için, Gondor’un tacını alır. Belki de birçok Yüzüklerin Efendisi kahramanının hisleri insan savaşçı Faramir’in sözleriyle özetlenebilir:

“Savaş olmalı; hepimizi bir çırpıda bitirecek yıkıcıya karşı hayatlarımızı savunurken, ancak ne parlak kılıcı keskinliği için, ne oku sürati için, ne de savaşçıyı ihtişamı için severim. Ben sadece savundukları şeyi severim”[18].

Bu alıntıyı üst taraftaki Conan’ın alıntısından sonra koymak, öz-motivasyonluya karşı kendini feda edenin ayrımını açık hale getirmektedir.

Meseleyi daha iyi kanıtlamak için, bu fark Robert E. Howard’ın eserlerinde Kull ve Conan’ın Howard’ın diğer iki fantastik karakteri ile karşılaştırılmasıyla görülebilir. Bran Mak Morn kısa öykü döngüsünün külliyatında, tüm zamanını, kendi halkı Pictler adına umutsuzca savaşarak geçirir. Yaptığı şeyler için asla sevgisini belli etmez, fakat kadim bir ırk için kalan tek umudun kendisi olduğunun bilgisine sahiptir. Solomon Kane, savaş ve maceradan hoşlanıyormuş gibi görünen bir gezgindir, görünüşte daha çok Conan gibidir, fakat “Solomon Kane dindar bir adamdır, inancın adamıdır. Ebedi kaygısı, geçici dünyayla değil de insan ruhunun yükselmesiyle ilgilidir”[19] (Bu sadece kendi için değil, herkes için istediği bir yükselmedir). Dolayısıyla, hakiki motivasyon unsuru Tanrı inancıdır.

Bu Tanrı fikri, kılıç ve büyü ve epik fantezinin geri kalan kısmı arasındaki ikinci büyük farka götürüyor: karakter ya da kavram fikrine. Bunun bir parçası, iki tür için hikaye anlatımının tercih edilen metodu arasındaki bariz farktır. Kılıç ve büyü yaygın olarak kısa hikayelerde, çoğunlukla devam eden bir karaktere bağlı fakat diğer hikayeler arasında küçük bağlantılarla birlikte bulunur. Epik fantezinin geri kalanında ise, Tolkien üçlemeyi alışılmış formda yapmış ve çoğu modern fantezi yazarı bunu daha da ileriye götürerek beş hatta on set kitap yazmışlardır. Bu uzun anlatı, yazarların daha karmaşık olay örgüsü çizgisi yazmasına, daha çok karakter kazandırmasına ve karakterleri dünyanın her yerinde seyahat ettirmesine imkan vermiştir. Bu fikir nihai olmadığı halde, iki tarafı da haksız çıkaran örnekleri vardır ve sanatsal olanlar kadar piyasa güçleri için de işleyen bir konsepttir.

Bunun yerine,  karakter ve kapsam fikrinin tanımlayıcı yönü, kahramanlardan daha büyük ve daha güçlü bir şeyin olduğu fikrinde yatar. Bu Tanrı, tanrılar, kader, talih, iyi ve kötü, kanun ve kaos olabilir. Fakat bunlar salt konseptten öte olmalıdır. Dünyada işleyen itici somut güçler olmalılardır.

Böylece, Solomon Kane’e dönersek, Tanrı tarafından yönlendirilen, onun dünyadaki ajanı gibi hareket eden bir karakter buluruz. Ayrıca, bu kahramanın zihninde yer alan bir konseptten daha fazlasıydı; çoğunlukla maceralarının gidişatında, Kane’in inancı; sadece tek gerçek Tanrı’nın inancına sahip olunarak alt edilebilen maddesiz canavarları ya da yaratıkları yenebilmesine imkan vermiştir. Bir benzeri, tam tersi olarak, Bran Mak Morn’un hikayelerinde iş başındadır. Bran’in mükemmele yakın savaşçı olarak kahramanca duruşuna rağmen, dünyasında kendisinden daha büyük ve daha kuvvetli güçler iş başındadır. “Worms of the Earth” hikayesinde, Bran intikam alabilmek için kötülüğün cisimleşmiş haline ruhunu satmaktadır. Böyle bir şey hikayelerde daha önceden belli edilmiş, Bran’in bütün hikayeleri, güçlü bir lanet ve kaçınılmaz bir kaderle asılmıştı.

Bu “daha ulu güç” konsepti Yüzüklerin Efendisi’nde daha da yaygındır. Bu hikaye, kader ve yazgı konseptiyle doldurulmuştur. Kadim kehanetler yerine getirilir, yeni kehanetler konuşulur ve meydana gelir. Bir yerde, Aragon kale duvarlarının tepesinde durur, düşman ordularına bakar ve gitmeleri gerektiğini yoksa sabah hepsinin öldürüleceğini söyler. Konuştuğu zaman, bu söylenmesi gülünç bir şey gibiydi, fakat sabah olduğunda doğru olduğu kanıtlandı[20]. Zaman zaman, daha yüksek bir amacın oynandığı fikri anlatıya müdahale etmiştir.

Yüksek güçler, görünmeyen kuvvetlerden daha fazlası olarak temsil edilmiştir. Orta-Dünya’nın (Yüzüklerin Efendisi’nin dünyası) gerçek tanrıları belirsiz ve uzakta olsa da ve arada bir bahsedilse de doğrudan kulları fiziksel formda (meleklere eşit olan varlıklar) dünyada dolaşır. Bu önde gelen ana karakterler Sauron ve kahramanlardan biri olan Gandalf için geçerlidir. Yine de bu karakterlerin kesin amaçları ve motivasyonları her zaman belirli olmasa da, onların tanrılarının iradesini yerine getirmeye çalıştıkları açıktır. Hikayenin bir bölümünde, Gandalf misyonu tamamlayamadan öldürülmüş ve daha büyük güçler tarafından yeniden hayata döndürülerek geri gönderilmiştir[21].

Yukarıdaki görüşlerin ve bunların kılıç ve büyüdeki karşılığının arasındaki kontrast daha ayrı olamazdı. Fafhrd ve Grey Mouser öykülerinde, Lankhmar’ın tanrıları ve Lankhmar’daki tanrılar[22] çoğunlukla alay konusu olmuşlar ve genellikle mizansenin arka planında yer almışlardır. Lankhmar’ın tanrılarının hikayede ortaya çıktığı bir zaman, farelerden oluşan bir ordu tarafından kovalanmışlar, şehri kurtarma işini Fafhrd ve Grey Mouser’a bırakmışlardır- herhangi bir zorunluluk duygusundan değil, görülecek bir hesapları olduğundan dolayı[23]. Kull, evrenin anlamını aramasına rağmen, Tanrıyı hiçbir zaman ehemmiyet göstermemiş ve maceraları sırasında kendi zekası ve çoğunlukla baltasıyla çözemeyeceği hiçbir şeyle karşılaşmamıştır. Önemli kılıç ve büyü kahramanları arasında yalnızca Conan’ın daha büyük otoritelere karşı saygısı vardır. Bir hikayede Crom denilen bir tanrıya inandığını söylemiştir fakat tanrıya dua etmenin hiçbir anlamı yoktur çünkü büyük olasılıkla ibadet eden kişiye bağışlayacağı tek şey hızlı bir ölümdür[24]. Başka bir hikayede, Conan tanrılara inandığını fakat “onların gölgesinde durmayacağını” itiraf etmiştir[25]. Böylece, bazı büyük güçler Conan’ın dünyasında var olsa da bu gücün genel olarak insan varlığıyla ya da daha önemli olarak bir kahramanın eylemleriyle bir alakası yoktur.

Kılıç ve büyü ve epik fantezinin kalan kısmının arasında karakter ile kapsam konuşulurken büyük bir farkın var olduğuna dair kısaca tartışılabilir. Bu fikri, türleri oluşturan ana karakterlerin arasındaki belirgin boşlukla birleştirdiğinizde net bir ayrım gelişmeye başlar. Kılıç ve büyü tüm kısıtlamalardan arınmış adamların hikayesini anlatır. Duruşları ve yetenekleri, diğer adamların tahakkümünden bağımsız oldukları anlamına gelir. Onların doğumu ve yetiştirilmeleri, onları toplumun ahlakından ve geleneğinden kurtarır ve yüksek bir gücün olmaması, onları herhangi bir kader kavramına bağlı olmaktan kurtarır. Böylece, kılıç ve büyünün kahramanları özgür iradenin gerçek temsilcileri haline gelir ve onların hikayeleri aracılığıyla okuyucular, kendi kaderini kendi çizmekte tamamen özgür olan adamların yapabileceklerini ve zaferlerini hayal edebilmektedir. Bu büyük olasılıkla, kılıç ve büyünün yıllar boyunca genellikle; yaşça büyüklerin anlamsız despotluğundan eziyet çektiğini hisseden, genç bir kitleye çekici gelmesinin; görevleri ve zorunluluklarıyla epik fantezinin geri kalanının ise, tarihsel olarak bu kavramların gerçekliğinin farkında olan yaşça daha büyük okuyucuların ilgisini çekmesinin sebebidir. Bu demek değildir ki, yaşlı Oxford profesörleri bile ara sıra istekler dünyasından kaçıp Barbar Conan tarafından şekillendirilen özgürlüğe gitmekten hoşlanmamaktadır.


Kaynakça

Burke, Rusty. A Short Biography of Robert E. Howard. New York: Cross Plains Comics, 1999.

Cerasini, Marc A. and Charles Hoffman. Robert E. Howard: Starmont Readers Guide #35. Mercer, WA: Starmont House, 1987.

de Camp, L. Sprague. Literary Swordsmen and Sorcerers: The Makers of Heroic Fantasy. Sauk City: Arkham House, 1976.

de Camp, L. Sprague, Catherine Cook de Camp, and Jane Whittington Griffin. Dark Valley Destiny: The Life of Robert E. Howard. N.p.: Bluejay Books, 1983.

Herron, Don. The Dark Barbarian. Gillette: Wildside Press, 2000.

Howard, Robert E. Bran Mak Morn. New York: Baen Books, 1996.

Howard, Robert E. “The Tower of the Elephant.” The Coming of Conan. Robert E. Howard. New York: Del Rey. 2002.

Howard, Robert E. Kull. New York: Baen Books, 1995.

Howard, Robert E. Solomon Kane. New York: Baen Books, 1995.

Leiber, Fritz. The Swords of Lankhmar. London: Grafton, 1987.

Parache, Josep. Howardiana. Robert-E-Howard: Electronic Amateur Press Association, 2001.

Tolkien, J.R.R. The Two Towers: Being the Second Part of The Lord of the Rings. London: Unwin, 1974.

Tompkins, Steve. “The Shortest Distance Between Two Towers,” Visions, Gryphons, Nothing and the Night #4, Robert-E-Howard: Electronic Amateur Press Association, 2002.


Dipnotlar

 

[1] Steve Tompkins, “The Shortest Distance Between Two Towers,” Visions, Gryphons, Nothing and the Night #4 (Robert-E-Howard: Electronic Amateur Press Association, 2002)

[2] Lin Carter, Intro, Literary Swordsmen and Sorcerers: The Makers of Heroic Fantasy (Sauk City, Wisconsin: Arkham House, 1976) xii.

[3] Weird fantasy: Yazar burada, bir antoloji serisi olan”Weird Fantasy”den değil, bir alt tür olan ve tuhaf kurgu anlamına gelen “Weird Fiction”dan bahsetmiştir. Weird fiction ise; fantastik ve korku türlerinin birleştiği fakat gotik hikayelerden ve hayalet hikayelerinden ayrılan bir türdür. H.P. Lovecraft ve Clark Ashton Smith bu türde yazan yazarlara örnek verilebilir.  Daha fazla bilgi için: http://weirdfictionreview.com/2012/05/the-weird-an-introduction/ (ç.n.)

[4] John Flynn, qtd. In Josep Parache, Howardiana #1 (Robert-E-Howard: Electronic Amateur Press Association, 2001) s. 4.

[5]“Pulp Magazine” yani pulp dergiler; 20. Yüzyılın ilk yarısında yükselişte olan, ucuz kağıda basılmış, çarpıcı kapaklı; aksiyon, korku, fantastik odaklı hikayelerle dolu dergilerdir.  Ucuz kelimesi çeviride tam olarak “pulp” terimini karşılamamaktadır. Bu yüzden yazının geri kalanında “pulp” olarak kullanılacaktır. Daha fazla bilgi için: https://www.vintagelibrary.com/pulpfiction/introduction/What-Is-Pulp-Fiction.php (ç.n.)

[6] L. Sprague de Camp, Catherine Cook de Camp, Jane Whittington Griffin, Dark Valley Destiny: The Life of Robert E. Howard (U.S.A., Bluejay Books, 1983) s. 1.

[7] L. Sprague de Camp, Literary Swordsmen and Sorcerers: The Makers of Heroic Fantasy (Sauk City, Wisconsin: Arkham House, 1976) s. 135.

[8] Rusty Burke, A Short Biography of Robert E. Howard, (New York, Cross Plains Comics, 1999) s. 17.

[9] Amerika Bilim Kurgu Yazarları tarafından verilen ödül.

[10] L. Sprague de Camp, Literary Swordsmen and Sorcerers: The Makers of Heroic Fantasy (Sauk City, Wisconsin: Arkham House, 1976) s. 283.

[11] Fritz Leiber, The Swords of Lankhmar, (London, Grafton Books, 1987) s. 5.

[12] Don Herron, The Dark Barbarian (Gillette: Wildside Press, 2000) s. 1.

[13] Mark Cerasini and Charles Hoffman, Robert E. Howard: Starmont Readers Guide #35 (Mercer, WA: Starmont House, 1987) 14.

[14] Mark Cerasini and Charles Hoffman, Robert E. Howard: Starmont Readers Guide #35 (Mercer, WA: Starmont House, 1987) s. 43.

[15] Fritz Leiber, The Swords of Lankhmar, (London, Grafton Books, 1987) s. 5.

[16] Howard, Robert E. “The Queen of the Black Coast.” The Coming of Conan. Robert E. Howard. New York: Del Rey. 2002. s. 133.

[17] Mark Cerasini and Charles Hoffman, Robert E. Howard: Starmont Readers Guide #35 (Mercer, WA: Starmont House, 1987) s. 98.

[18] J.R.R. Tolkien, The Two Towers: Being the Second Part of The Lord of the Rings (London: Unwin, 1974) s. 247.

[19] Mark Cerasini and Charles Hoffman, Robert E. Howard: Starmont Readers Guide #35 (Mercer, WA: Starmont House, 1987) s. 98.

[20] J.R.R. Tolkien, The Two Towers: Being the Second Part of The Lord of the Rings (London: Unwin, 1974) s. 127.

[21] J.R.R. Tolkien, The Two Towers: Being the Second Part of The Lord of the Rings (London: Unwin, 1974) s. 92.

[22] Fritz Leiber her zaman Lankhmar’ın Tanrıları ve Lankhmar’daki Tanrılar arasındaki farka yardımcı olması için italik kullanmıştır.

[23] Fritz Leiber, The Swords of Lankhmar, (London, Grafton Books, 1987) s. 209.

[24] Howard, Robert E. “The Tower of the Elephant.” The Coming of Conan. Robert E. Howard. New York: Del Rey. 2002. s. 64

[25] Howard, Robert E. “The Queen of the Black Coast.” The Coming of Conan. Robert E. Howard. New York: Del Rey. 2002. s. 133.


Yazının Orijinali İçin:

https://www.blackgate.com/the-demarcation-of-sword-and-sorcery/#23

Redaksiyon: Arman Tekin

Editör: Serkan Alpkaya

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir