Lao-Tzu

Lao-Tzu

Yazar: Joshua J. Mark

Çeviri: Fazıl Şengül

Lao-Tzu (Laozi veya Lao-Tze olarak da bilinir), Taoizm adlı felsefi sistemin kurucusu olması ile anılan Çinli bir filozoftur. Düşüncesinin temsiliyeti olan Tao-Te-Ching’in yazarı olarak bilinir. Anıldığı isim kendi ismi olmaktan ziyade, “ihtiyar adam” veya “ihtiyar öğretmen” anlamına gelen onursal bir unvandır ve bu isimli bir bireyin hiç yaşayıp yaşamadığı veya Lao-Tzu’nun pek çok felsefecinin tek vücutta toplanmış hali olduğuna dair sayısız tahminlerde bulunulmuştur. Tarihçi Durant onun hakkında: “Lao-Tze, Konfüçyüs öncesi felsefecilerin en büyüğüdür, Teng Shih’ten daha bilge, sükutun huzurundan haberdardır. İhtiyarlığı gördüğünden emin olabiliriz fakat yaşadığından emin değiliz.” demiştir (652). Eğer yaşadıysa, milattan önce altıncı yüzyılda yaşadığı düşünülmektedir.

Konfüçyüs, Lao-Tzu ve Buda / Kaynak: Lucas

Lao-Tzu ve Konfüçyüs

Tarihçi Szuma Ch’ien (Sima Qian olarak da bilinir MÖ 145/35-86) tarafından anlatılan bir hikâye, genç Konfüçyüs’ün Lao-Tzu’yu ziyaret edip, ona tarih hakkında bir soru sorduğunu ifade eder. Lao-Tzu’nun ise böyle cevapladığı söylenir:

“Hakkında tahkik ettiğin kişilerin kemikleri toprağa karışmıştır. Geriye sözlerinden başkası kalmamıştır. Büyük adam saati geldiğinde, liderliğe yükselir fakat vakti gelmeden neye kalkışsa engellenir. Duydum ki; başarılı bir tüccar refahını dikkatlice gizler ve yoksul gibi davranır – büyük adam, başarı ile dolu olmasına rağmen, görgü ve surette sadedir. Gururundan, hırslarından, gösterişinden ve müsrif hedeflerinden arın. Şahsının bunlardan bir kazancı yoktur. Sana nasihatim budur.”

Szuma’nın anlatımına göre, Konfüçyüs üstattan o kadar etkilenmiştir ki, onu yalnızca azametli, efsanevi bir ejderhaya benzetebilmiştir, nasihatine gönülden bağlanmış ve bolluğun gösterişinden ziyade manevi varlığına odaklanmış ve kendini felsefeye adamıştır. Bu hikâyenin kurgu olduğu düşünülür fakat Lao-Tzu’nun nasıl bir hürmet gördüğünü, gerçek veya kurgusal bir figür de olsa, bu durum Çin’in en büyük felsefecilerine nasıl ilham olduğunu gösterir.

Szuma Ch’ien Lao-Tzu hakkında ana bilgi kaynağımızdır. Ona göre, Lao-Tzu, Chou Saltanat Kütüphanesinden sorumluydu ve zamanın devlet adamlarının kabiliyetsizliğinden ve zalimliğinden, halkın bitmek bilmeden çektiği ıstıraplardan bıkkın şekilde Çin’i tamamıyla terk etmeye ve huzurlu ve yalnız olabileceği bir mekân bulmaya karar vermiştir. Batı sınırından geçerken, sınır muhafızı Yin Hsi ile karşılaşmış, Yin Hsi ona “Demek emekli oluyorsun. Sana yalvarırım benim için bir kitap yaz.” demiştir. Lao Tzu hızlıca yere oturur, Tao-Te-Ching’i yazar ve Yin Shi’ye uzatır ve sınırı geçip sisler arasında gözden kaybolur. Bu olaydan sonra hayatına dair bir kayıt olmamasına rağmen, 87 yaşına kadar yaşadığı ve huzur içinde öldüğü iddia edilir.

Tao-Te-Ching

Tao-Te-Ching (Yol ve Erdemler Kitabı) entelektüelite ve otorite karşıtı ilmi bir eserdir. Kitapta, erdemin basitlikten ve Tao olarak bilinen doğal ve evrensel bir gücün tanınmasından geçtiğini varsaymaktadır. Lao-Tzu “Öğrenmeyi reddettiğimizde hiçbir derdimiz olmaz… Tao’yu uygulamak için yeteneklerini sergileyen eskiler, bunu insanları aydınlatmak için değil, onları basit ve cahil kılmak için yapmıştır” demiştir. Lao-Tzu “cahil”i bilgisiz anlamında değil, bilgi toplayarak yersiz tahminlerde bulunup, kendi hayatını ve toplumun hayatını karmaşıklaştırmaktansa, kasti olarak bugüne odaklanmak anlamında kullanmıştır. Lao-Tzu’nun Taoizmi, Konfüçyüs’ün eğitimi ve bilgiyi güç olarak addeden ve yasalara uymayı vurgulayan felsefesiyle tam bir zıtlık içindedir. Lao-Tzu’nun “Ne kadar fazla kanun koyarsan, o kadar suçlu yaratırsın” savı, Konfüçyüs’ün daha çok kanun daha iyi vatandaşlar yaratır iddiasının antitezidir. Lao-Tzu’nun savına dair, Durant şöyle yazmıştır,

Entelektüel adam devlet için bir tehdittir zira o, yasa ve düzenlemeler açısından düşünür; geometri gibi ölçülü bir toplum inşa etmeyi diler ve böyle düzenlemelerin yaşam özgürlüğünü ve enerjisini yok ettiğinin farkına varmaz. Kendi tecrübelerinden özgürlük içinde tasarlanan ve yapılan işin zevkini ve verimini bilen basit adam ise bir yasanın tehlikeli bir şey olduğu ve yardımdan çok zarar getireceği hakkında eğitilmeye ihtiyacı olmadığı için iktidardayken daha az tehlikelidir. Böyle bir hükümdar mümkün olduğunca az hükmeder. (654)

Taoizm

Bu iki zıt felsefe Konfüçyanizm’in devletin resmi felsefesi ve Taoizm’in ise köylü sınıf içinde popüler felsefe (yine de tüm sınıflarda iki inançtan da önemli unsurlar bulunmaktaydı) olmasıyla tüm Çin toplumunu etkilemiştir. Evrensel Tao’ya bağlılığı Tao-Te-Ching’den çok daha önce tembih eden Taoizm dini, atalara tapınma ve her şeyde doğal Tao kanunu tanımak şeklinde uygulanmıştır. Evrensel bilinmezler hakkında yorum yapmayı reddeden Konfüçyanizm ise, kanuna uymak ve düzgün davranmaya vurgu yaparak, iyi yaşamaya uygulanabilir bir rehber görevi görmüştür. Lao-Tzu’nun yazıları, insanların içindeki gücü yönetmeye kalkışan kanunları kınayarak evrensel bir güce olan inancın felsefesinin temellerini açıklığa kavuşturmuş ve sistemleştirmiştir.

Taoizme göre bütün insanlar fıtraten iyidir fakat kanunlar ve toplumda nasıl davranmaları gerektiği hakkında yanlış inançlarca yozlaşmışlardır. Devlet, insanların davranışlarını kanunlarla yöneterek, devlet sadece onların daha kötü şekilde davranmasına yol açar, zira bu insanların doğal hallerini korumak için isyan etmeye başladıkları suni bir çevre oluşturur. Eğer kişi Tao’yu gözlemler ve evrendeki doğal enerji akışına teslim olursa, huzur bulacaktır. Tao’ya karşı gelme, insanları doğal hallerinde davranmaktan alı koyacak kanunlar koymakla ortaya çıkar, ki yönetimsiz ve tahditsiz bırakılırlarsa, iyilik ve barışa yöneleceklerdir. Lao-Tzu, (çağdaşı veya ondan daha yaşlı olan) Teng Shih gibi, insanların kötü yönetim ve asılsız kanunlarca zorlandıkları için usulsüz davrandıklarını iddia eder.

İnsanlığın çıkarcılık merkezli bir halde olduklarının farkında olan Lao-Tzu insanların, yalnız bırakıldıklarında evrenin doğal ritmine bağlı kalarak her türlü ihtilafın üstesinden gelebileceklerini düşünmüştür ve şöyle yazmıştır,

Eğer kimseyle çatışmazsan, dünyadaki kimse seninle çatışamayacaktır. Zararı nezaket ile karşıla. İyi olanlara karşı iyiyim, kötü olanlara karşı da iyiyim; böylece herkes iyi olacak. Halis olanlara halisim, halis olmayanlara da halisim; ve böylece herkes halis olacak… Dünyadaki en yumuşak şey, en zorlarını savurur alt eder. Dünyada sudan daha yumuşak ve zayıf bir şey yoktur, fakat daha sert ve güçlü şeylere saldırmakta ondan iyisi yoktur.

Bu âtıl etkinin yolu Tao-Te-Ching’in en meşhur cümlelerinden birinde çok açık bir şekilde ifade edilmiştir: “Teslim ol ve galip gel, Boşal ve dol, Eğil ve doğrul.” Bu mısralar ve beyan ettikleri felsefe, entelektüelite karşıtı pek çok ekol tarafından alıntılanmış ve yüzyıllarca çatışmalara barışçıl çözümler sunmuştur.

“Sükûnet, bir tür felsefi atalet, olayların doğal akışına müdahale etmeyi reddetmek, bilge adamın her alanda şiarıdır. Eğer devlet düzensiz ise [Lao Tzu’ya göre] münasip olan eylem reform değil, kişinin hayatını düzen içinde bir görevi yerine getirerek sürdürmesidir” (Durant, 656).

Bu görev, başlıca hayatın doğal rotasına dikkat ve tefekkür etmek, kişinin ve Lao-Tzu’nun doğada fark ettiği aydınlanmış çıkarcılığın taklidi dahilinde ve dışında, bireyin iyiliğinin toplumun iyiliğine yol açtığı ve en iyi toplumun insan yapımı değil doğal kanunlarla işlediği bilincidir.


Kaynakça:

Hu Shih, The Development of the Logical Method in Ancient China, online

Durant, W. Our Oriental Heritage. (Simon & Schuster, 1954).

Hu Shih. The Development of the Logical Method in Ancient China. (Paragon Book Reprint Corp., 1968).

Lao Tzu. Tao Te Ching. (Shambhala, 2007).


Yazının Orijinali İçin

Joshua J. Mark / Ancient History Encyclopedia

https://www.ancient.eu/Lao-Tzu/


Redaksiyon: Arman Tekin

 

 

Hong Kong Dövüş Sanatları Filmlerine Tarihsel Bir Yolculuk

Jomon Dönemi | Japon Prehistoryası

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir