Malatr Lewifordun Kronikleri: Sokaklar ve Lağımlar

Malatr Lewifordun Kronikleri: Sokaklar ve Lağımlar

Yazar: Atheras (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 2. Sayısı’nda yayınlanmıştır.)

Malatr Lewifordun Kronikleri

8 ay 20 gün

Kış artık Kutsal şehir Maat’ta iyice yüzünü göstermişti. Bütün açık sarnıçların donmuş olanları da çocuklar için eğlence olmuştu. Bu süre içeresinde Kralın kişisel muhafızları olan Altın Kalkanlar şehri terk etmişti ve şehri korumak bize kalmıştı. Bazen sadece kış aylarını düşünüyorum. Ne kadar acımasız ve gaddar bu aylar! Ama kış ve yağan karlar olmasa barajlarımız dolmaz ve ekinlerimiz sulanmaz.

8 ay 22 gün

Bu sabah içtima seslerine uyandım; soğuk havaya değil, güneşe değil, içtima sesine. Kaptan Strauss ile birlikte Wunthar, birliğe yeni katılmış olan gençleri eğitiyordu. Bu bana birkaç sene önceki Demirdağ Savaşı’nı hatırlattı. Maat’ın kuzeyinde eskiden yüzey cüce köyleri vardı ve bir iki tanede elf şehri. Bunlarla sürekli ittifak halinde olunur ve kuzey doğudaki Kabilelere karşı sürekli bir hat oluşturulurdu. İmparator Balsamon bu ilkel kabileleri sonsuza kadar yok etmek için Drakonias Krallığı’ndan ve Leonias Krallıkları’ndan 2000’er adam göndermesini rica etti. Bütün ordular Demirdağ Tepesi mevziinde buluşmaya başlamışlardı ve orduların şimdiden kuvveti 15000 kişiydi bunun sadece 5000’i süvariydi.

Çok geçmeden mevkilerimiz düşman tarafından fark edildi ve hemen saldırıya uğradık. Acemi cüce kalkancı birlikleri kalkanlarını yanlış açıda tuttukları için, kalkanlar bir rampa görevi görerek bütün kızıl okçuların düşmanın hafif süvarisi tarafından yok edilmesine neden oldu. 15,000 kişilik ordunun yaklaşık 4000 piyadesi o gün amaçsızca orada can verdi ve İmparator Balsamon bütün yüzey cücelerini güneye, kendi ırkdaşlarının yanına sürdü. Elfler de bu köylere el koydu.

8 ay 25 gün

Yeşil Bölge’de yaşayan çiftçiler ve halk, su kaynaklarının yeşil aktığını ve çürümüş et gibi koktuğunu söyledi. Maat Şehri’ndeki Yeşil Bölge, şehrin diğer kısımlarından duvarlarla ayrılmış bir bölgedir. Orada sadece çiftçiler ve tarım işi ile uğraşanlar yaşar. Eğitim seviyeleri genel olarak diğer bölgelere göre çok yüksek değildir. Bu yüzden suya sık sık hayvan ve insan cesedi bırakırlar. Suyun yeşil gelmesi de herhalde yükselen sular yüzünden lağımdan gelen yosunlardı. Ama geçen aylardaki sabotaj olaylarından sonra ihmal etmemek lazım.

8 ay 26 gün

Bunu nasıl yazsam bilmiyorum… Suda ceset yoktu. Yosunda yoktu ama Navis çeşmesinden akan su çimen rengini almıştı ve koku o kadar yoğunduki insanlar hasta olmuştu. Cholek ve ekibi hemen gelen suyu kesip çeşmenin kaynağına inmemiz gerektiğini söyledi.

İndiğimizde ise gördüğümüz manzara korkunçtu: son birkaç ayda kaybolmuş bütün herkesin cesedi bu kuyunun dibindeydi; su yüzünden çürümüş ve şişmiş bir haldeydi. Yeni askerlerden biri olan Terkif, bana bunu nasıl bir canlının yapabileceğini sorduğunda aklıma bir cevap geliyordu ama ona sadece “Kara Büyü bu, dışarıda Kralımız alanda savaşırken bizimde görevimiz halkımız için savaşmak!” diyebildim.

Tünelin sonuna doğru daha önce orada olmayan bir oda vardı. Acele ile yapılmış ve çeşitli kan ve tuz ayinleri için düzenlenmiş gibiydi. Girişinde, birkaç ay önce Hayvan Pazarı’nın altında gördüğümüz hexlerin aynısı vardı.

8 ay 27 gün

Vauen Caddesi’nin başını ve sonunu kapatıp kamp kurduk. Gaghiardi ve Kaptan Strauss da bize katıldı. Onlar bu garip sembollerin anlamlarını incelerken ben ve Krokernea, çevre sokakları araştıracaktık.

Akşamüstü

Krokernea ile kampa geri dönüp günlük kıyafetlerimizi giydikten sonra 3-4 sokak ötedeki Buğulu Bardak Hanı’na gitmiştik. Yanaklarına sarkan bıyıkları ve koca göbeği ile hancı gelip “Bademli Tavuk ve Siyah Bira var. Sizin gibi yolcuları hep doyurur” dedi. Krokernea Maat İmparatorluğu’nun güneyinde bir şehir olan Chohaz’dan geliyordu ve kendine has bir aksanı vardı. “Tabi ki siz nasıl uygun görürseniz. Biz zaten yemekten sonra Kara Demir işleyen ustanın yolunu tutmak zorundayız” dedi. Bunu söylemesi ile birlikte yan masalardaki konuşmaların seyri anında, güneylilerin hala kuzeye ticaret için gelip gelmemesiyle ilgili bir konuya doğru değişti.

Akşam

Kampa geri dönerken bizi biri takip etmeye başladı. Sokağı aydınlatan meşalelerden görebildiğim kadarıyla bu kişinin kıyafetleri bordo ve kırmızı renkliydi. Arkamı dönüp ona bakmak istediğimde ise o çoktan gitmişti. Krokernea bana “Efendim bunlar Kızıl Hançer Suikastçıları. Daha çok güneyde bulunurlar ama şuanda Maat’ta bir İmparator olmaması yüzünden bu kadar kuzeye gelmiş olmalılar. Derhal kampa yetişmeliyiz”.

Vauen Sokağı’nın başına geldiğimizde kamptan boru sesi gelmeye başladığını duyduk. Bu ses cüce Cholek’in uzun zamandır kullanmadığı savaş borusundan geliyordu. Manzara korkunçtu: yeni erler daha bir kılıç hamlesi bile yapamadan Suikastçılar tarafından öldürülüyordu. Gaghiardi ve Kaptan Strauss yaşlarına rağmen tek başlarına şimdiden 2-3 tane suikastçıyı öldürmüştü. Choleke ve ekibi lağımdan çıkan solucan benzeri mahlûkları öldürmekle meşgullerdi. Bu sırada ben, Güney Kapısı’nın yavaş yavaş açılmaya başladığını fark ettim.

YAZARIN NOTU : Maat İmparatorluğu bir İmparator – Kral sistemi ile yönetiliyor. Şu an Maat İmparatorluğu’nda Matnoch hanesine ait bir İmparator olmadığı için tahtta Maat Şehri’nin Kralı oturuyor.

Gorgon Dergisi 2. Sayı Yazıları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir