Malatr Lewifordun Kronikleri

Malatr Lewifordun Kronikleri

Yazar: Atheras (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 1. Sayısı‘ndan yayınlanmıştır.)

3 Çağ 15 Yıl

4 Ay 11 Gün

Artık Kahramanlar’ın hepsi ölmüş, kalanlar da Tanrılarla birlikte Circia’da,

Norum’u sonsuza kadar terk etmişti ve her şey artık İnsanlar’ın elindeydi“.

Çocukluğumdan beri tanrılara adanmış bir yerde, neden böyle yazdığını hep düşünürdüm. Bundan 10 sene öncesine kadar kafamda halen bu soru vardı. “Yedi Altın Göz Tarikatı Savaşı”nın sonunda bu sorunun cevabını bulmuştum: Tanrılar, insanların onu şekillendirdiği ve gördüğü gibi olmakla birlikte iyi ve kötü olabiliyordu. Bizler, her ne

kadar sadece iyi tanrıların kazanmasını istesek de kötü olanlar bir şekilde kazanıyor, öne çıkıyor ve daha az varlıklı olanları baştan çıkarıyor. Belki de Şehvet’in savaş sırasında bu kadar güçlenmesinin nedeni buydu. Bu olaylardan sonra Kutsal Maat şehrinde bir “Gümüş Malatr” olmaya ve şehri daima savunmaya karar verdim.

6 Ay 1 Gün Kaptan Strauss, iç duvardaki çiftçilerin sularının kirli aktığından şikâyetçi olduğundan bahsetti. Derhal ekibim ve 5 cüce ile suyu incelediğimizde; suya atık su karıştığını fark ettik ve bu düzelene kadar iç duvardaki çiftçilere, şehir merkezinden bedava günlük 15 fisiran su getirilecekti. Kaptan Strauss gizemli bir adama benziyordu. Kimsenin bu şehirde nasıl Malatrların Kaptanı olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu. Yüzünde ve kollarında çeşitli savaşlara ait olduğunu iddia ettiği yaralar vardı ama bana bunlar daha çok çeşitli işkence aletleri ile yapılmış gibi geliyordu. Belki de bir zamanlar savaş esiri olmuştu, bilemezdim henüz. Ama bunlar kesinlikle işkence aleti izleriydi. Bundan eminim çünkü daha önce de görev aldığım Siyah Kılıçlar Birliğinde pek çok canlıya işkence edilmesine şahit olmuştum. Ayrıca bir ayağı hafif aksıyordu ve sağ gözünün yerinde yapay bir cam göz vardı. Her gece o cam gözü temizlerdi. Bu da onun uzun sarı beyaz saçlarının sürekli öne düşmesine neden olurdu. Genel olarak giydiği siyah ejder derisi içinde geniş yapılı dururdu ama kaslı değildi. Kimileri tarafından, daha önceden Grachan Hapishanesinin Müdürü olduğuna dair söylentiler dolaşıyordu ama o kesinlikle bunu kaba kahkahası ile reddediyordu.

6 Ay 3 Gün

Goblin yüzlü yağ tulumu Vali Perseden kıpkırmızı bir surat ile ve düz siyah yağlı saçlarıyla arabasından inerek, bizim iç duvardaki çiftçilere bedavadan su vermemizden hoşlanmamış olacak ki; bu sabah Merkezimizi kendi korumaları ile bastı ve rahatsız edici tiz sesi ve yosun yeşili gözleri ile “açıklama talep ediyorum” diye yırtınmaya başladı. Kaptan Strauss Vali’ye yaptığı her şeyin kralın hazinesinden karşılandığını söyleyince çekip gitti. Bir gün savaş görmemiş şu Altın Kalkanlar gerçek bir düşman karşında neler yapar acaba? Hatta bir keresinde bir Altın Bölge’de bir hırsızlık olayını incelemek için gittiğimizde hırsızın biri tam 2 tane Altın Kalkanı atlatıp Valilik mahzeninden en nadide şaraplardan çalmış ve bunları karaborsada satmıştı. Olay, Demirciler Sokağındaki Hancı Kayra’nın Tadımcısının şaraplardan birisini bu kadar ucuz fiyata satın almasıyla gün yüzüne çıkıyor.

Öğleden Sonra

Cüceler bugün geldi ve artık tarım suyuna atık su karışmadığını ama Kaptan Strauss’un ve benim görmem gereken bazı şeyler olduğunu söylediler. Yanımıza fazla dikkat çekmemek için 20 kişilik bir devriye birimi alarak atık su kanalının girişine gittik. Cholek, cücelerin başındaki şef, bize önderlik ediyordu. Cholek, ilginç bir cüceydi. Bütün hayatını insanların teknolojisini iyileştirmeye adamış bir kast olan Demirdişliler Hanesine mensuptu. Çok genç yaşta hanesinden ayrılıp önce ticaret sonra bilinen dünyayı görmüş ve bir ara Kuzeydeki cücelerle birlikte Karazor’a karşı savaştıktan sonra insanların daha fazla cüce teknolojisine ihtiyacı olduğuna karar vermiş. Ama Hanesine 100 yıldan sonra dönüp hakkını talep etmediği için kardeşi Bolek, Hanenin başına geçip onu sürgün ilan etmiş ve derin üzüntüsünden dolayı daha önceden kızıl ve siyah olan saç ve sakalları artık beyazlamış. Cholek, bizi bir noktaya kadar getirmiş sonra tek başımıza bırakmıştı çünkü sular onun için biraz fazla yüksek olmaya başlamıştı: “Sabah biz geldiğimizde sular bu kadar yüksek değildi ama zaten fazla kalmadı ikinci sarnıcı geçtikten hemen sonra duvarlara bakın, bunlar kara büyü” dedi. 5 kişiyi Cholek ile bıraktık ve biraz daha ilerledik artık Cholek’in bahsettiği yerdeydik: tavana kadar kara büyü yazıtları vardı ve atık su tüneli boyunca devam ediyordu. Kaptan Strauss benden tekrarlayan sembollerin birkaç tanesinin çizimini yapmamı ve bunları Kralın Kütüphanecisi Gaghiardi’ye göstermemi istedi. Daha sonra tünelden çıktık ve önlem olarak bu bölgede devriyeleri sıklaştırmaya karar verdik. Bunun sebebi ise zirai sulamaya sabotaj yapan kişiyi yakalamaktı.

6 ay 4 Gün

Sabahtan Gaghiardi’nin yanına gittim. Böyle bir adam nasıl kütüphaneci olabilirdi? Saçları gümüş rengine gelmişti ama halen dinçti ve kapıdaki askerlerle talim tutuyordu hem de kılıç talimi! Gözleri bilgeliğinin mavisi bir elmas gibi parlıyordu. Ben oradayken iki tane askeri talim sırasında yendi. Daha sonra beni fark etti ve saman rengindeki kütüphaneci cübbesini giydi. Ona sembolü gösterdiğimde: “Bunun sadece başlangıcı olduğunu ve mümkünse kendisinin oraya gitmek istediğini,” söyledi.

Öğlene doğru Hayvan Pazarına vardık. Gaghiardi’yle sembolün bulunduğu kanala doğru yürümeye başladık. O, birden yerel halka hastalık durumlarını sormaya başladı. Çoğu hayvanın hasta olmadığını ama eskisi kadar çalışmadığı ve daha çok yorulduğunu, kendilerinin de çok uyuduğunu ve bundan şikâyetçi olduklarından bahsettiler. Gaghiardi bana dönüp: “Şimdi anlıyor musun? Bu bir sabotaj değil bu bir hex! Su yolu ile temel tabakadaki insanlara ve hayvanlara bulaşan bir hex. Onları daha yorgun ve uyuşuk yapıyor, böylece üretim azalıyor ve şehir yavaş yavaş aç kalıyor buraya gelen su kaynaklarını kesip yeni kuyular açmalıyız derhal” dedi.

Ben, sadece Cüce Şef Cholek’nin yeni bir kaynak bulması ve şehrin bu kısmına iletmesi ile görevlendirildiği belirtebildim. Gaghiardi bunun ilerisi için yeterli olmayacağından korktuğunu söyleyip gitti. Bu sırada Kaptan Strauss Çelikçiler Sokağından aşağı bir devriye ile dönerken ve Gaghiardi ile bir kısaca bir şeyler konuştuktan sonra devriyenin bir kısmı Gaghiardi ile devam etti.

Devam Edecek…

Malatr Lewifordun Kronikleri: Sokaklar ve Lağımlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir