Marksist Sosyoloji

Marksist Sosyoloji

Hareketli Bir Alt Dalın Geçmişi ve Genel Görünümü

Yazar: Ashley Crossman

Çevirmen: Serkan Alpkaya

Marksist sosyoloji, Karl Marx’ın çalışmalarının metodolojik ve analitik kavrayışlarından yararlanılan bir sosyoloji uygulamasıdır. Marksist perspektiften üretilen teori ve araştırmalar, Marx ile ilgili temel meseleler üzerine odaklanır: ekonomik sınıfın politikası, emek-sermaye ilişkisi; kültür, sosyal yaşam ve ekonomi arasındaki ilişkiler; ekonomik sömürü ilişkileri ve eşitsizlik, zenginlik ve güç arasındaki bağlantılar ve eleştirel bilinç ile ilerici toplumsal değişim arasındaki bağlantılar.

Marksist sosyolojiyle çatışma teorisinin, eleştirel teorinin, kültürel çalışmaların, küresel çalışmaların, küreselleşmenin sosyolojisinin ve tüketim sosyolojisinin arasında önemli çakışmalar vardır. Birçok kişi Marksist sosyolojiyi, ekonomik bir sosyoloji türü olarak görür.

Marksist Sosyolojinin Tarihçesi ve Gelişimi

Marx bir sosyolog olmasa da akademik bir disiplin olarak sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul ediliyor. Marx’ın sosyolojiye olan katkıları ana hatlarıyla, bugün disiplinde öğretilmekte ve uygulanmaktadır.

Marksist sosyoloji, 19. yüzyıl sonlarında Marx’ın çalışmalarının ve yaşamının hemen sonrasında ortaya çıktı. Marksist sosyolojinin ilk önderleri, Avusturyalı Carl Grünberg ve İtalyan Antonio Labriola’ydı. Grünberg daha sonra Frankfurt Okulu olarak anılacak olan, Marksist sosyal teorinin merkezi ve eleştirel teorinin doğduğu yer olarak bilinen Almanya Sosyal Araştırmalar Kurumu’nun ilk yöneticisi oldu.

Frankfurt Okulu, Marksist bakış açısını benimsemiş ve ilerlemesini sağlamış çok önemli sosyal teorisyenleri; Theodor Adorno, Max Horkheimer, Erich Fromm ve Herbert Marcuse’u bünyesinde barındırır.

Aynı zamanda, Labriola’nın çalışmaları sonucunda, İtalyan gazeteci ve aktivist Antonio Gramsci’nin entelektüel gelişiminde çok önemli bir yeri olduğu anlaşıldı. Gramsci’nin Mussolini’nin faşist rejimi sırasında hapishanede yazdığı yazılar; Marksizmin kültürel zincirinin gelişimi için zemin hazırladı ve mirası Marksist sosyoloji içinde belirgin özelliklere sahipti.

Fransa’daki kültürel alanda ise Marksist teori; üretimden ziyade tüketime odaklanan Jean Baudrillard tarafından uyarlandı ve geliştirildi. Marksist teori ayrıca ekonomi, iktidar, kültür ve statü arasındaki ilişkilere odaklanan Pierre Bourdieu’nun düşüncelerinin gelişimini şekillendirdi. Louis Althusser, teorisinde ve yazısında Marksizmi genişleten bir diğer Fransız sosyoloğuydu ancak o kültürden ziyade toplumsal yapının görünüşüne odaklandı.

İngiltere’de, Marx’ın analitik odağının çoğunu yaşadığı sırada yalanlayan İngiliz Kültür Araştırmaları olarak da bilinen Birmingham Kültür Araştırmaları Okulu, Marx’ın teorisinin kültürel yönleri olan iletişim, medya ve eğitim gibi konulara odaklanan kişiler tarafından geliştirildi. Önemli isimler; Raymond Williams, Paul Willis ve Stuart Hall’dur.

Bugün Marksist sosyoloji dünyanın her tarafında gelişmektedir. Bu disiplinin en önemli yeri, araştırma ve teoriye adanmış bir bölüm olan Amerikan Sosyoloji Derneği’dir. Marksist sosyolojiye yer veren çok sayıda akademik dergi bulunmaktadır. Capital and Class, Critical Sociology, Economy and Society, Historical Materialism ve New Left Review dergileri dikkate değerdir.

Marksist Sosyolojide Temel Konular

Marksist sosyolojiyi bütünleştiren şey ekonomi, sosyal yapı ve sosyal yaşam arasındaki ilişkilerdir. Bu ilişkiye giren temel konular şunlardır:

  • Ekonomik sınıf politikası, özellikle sınıflı bir toplum tarafından yapılanan hiyerarşiler, haksızlıklar ve eşitsizlikler. Aynı şekilde bu araştırma, çoğu kez sınıf merkezli güçlüklere ve hem politik sistem hem de sosyal bir kurum olan eğitim yoluyla nasıl kontrol edildiğine ve yeniden nasıl üretildiğine odaklanmaktadır.
  • Emek-sermaye arasındaki ilişki. Çoğu sosyolog emek, ücret ve işçilerin haklarının ekonomiden ekonomiye (Örneğin, kapitalizmle sosyalizm karşılaştırıldığında) farklı olduğunu ve bunların ekonomik sistemlerin ve üretimin gelişmesine etki eden teknolojiler geliştikçe nasıl değiştiğine odaklanır.
  • Kültür, sosyal yaşam ve ekonomi arasındaki ilişkiler. Marx altyapı ve üstyapı olarak adlandırdığı ya da ekonomi ve üretim ilişkileri ile fikirler, değerler, inançlar ve dünya görüşleri gibi kültürel alan arasındaki ilişkiye yakın ilgi gösterdi. Günümüzde Marksist sosyologlar, gelişmiş küresel kapitalizmin (ve onunla birlikte gelen kitlesel tüketim çılgınlığının) değerlerimizi, umutlarımızı, kimliklerimizi, başkalarıyla olan ilişkilerimizi ve gündelik yaşamlarımızı nasıl etkilediğine yoğun ilgi göstererek bu şeyler arasındaki ilişkiye odaklanmaya devam etmektedir.
  • Eleştirel bilinç ile ilerici toplumsal değişim arasındaki ilişkiler. Marx’ın teorik çalışmaları ve aktivizmi, kitlelerin kapitalist sistemin egemenliğine karşı bilinçliliğini nasıl kurtaracağını kavratmak ve bunun ardından siyasal ve sosyal eşitliğe dayalı toplumsal değişime teşvik etmek üzerine yoğunlaştı. Marksist sosyologlar sıklıkla ekonominin ve sosyal normlarımızın, değerlerimizin ekonomi ile olan ilişkimizi ve başkalarına karşı toplumsal yapıdaki yerimizi nasıl anladığımıza odaklanır. Marksist sosyologlar arasında, eleştirel bilincin gelişmesi için önündeki haksız gücün ve baskıcı sistemlerinin ortadan kalkmasının gerekli ilk adım olduğu yönünde genel bir fikir birliği vardır.

Marksist sosyoloji, sınıf üzerine odaklanmaya dayanmasına rağmen bugün yaklaşım sosyologlar tarafından cinsiyet, ırk, cinsellik, iktidar ve milliyet gibi  konuları incelemek için kullanılmaktadır.

Dalları ve İlgili Alanları

Marksist teori sadece sosyolojide popüler ve temel değildir; daha geniş anlamda sosyal bilimlerde, insani bilimlerde ve ikisinin kesiştiği her yerlerdedir.

Marksist sosyolojiyle bağlantılı çalışma alanları, Black Marxism (Siyahi Marksizm), Marksist feminizm, Şikago Okulu ya da Chicago Okulu ve Queer Marksizm’dir.

Yazının Orijinali İçin: https://www.thoughtco.com/marxist-sociology-3026397

Yayıma Hazırlayan: Arman Tekin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir