Ölü Teknolojiler

Yazar: Erhan Us

Teknolojide trendlerin çok hızlı değişmesi; bazen piyasaya eş zamanlı sunulan ve/veya aynı amaca yönelik ürünlerle karşılaşmamıza yol açar. Bazen ise basitçe ürünler birbirinin yerini alır.

2000’lerin başında Mini-Disc’ler tutacak gibi görünüyordu, öyle olmadı. CD kasetleri, bilgisayar daktiloyu, Whatsapp BBM’i, Google ve Wikipedia ansiklopediyi, e-posta mektup ve faksı öldürdü. Uber ve benzerleri taksilere, internet kütüphanelere, dijital TV’ler uydu alıcılarına, akıllı cihazlar bilgisayarlara zor zamanlar yaşatmaya devam ediyor.

Netflix, BluTV, PuhuTV, AppleTV gibi uygulama veya cihazlar, hava biraz hareketlenince nazlanan DigiTurk kutusunu yenmez mi? Veya onların da hibrid alternatifleri gibi Tivibu benzeri teknolojilerin önünü açmaz mı?

Bluray ve HD-DVD yarışı bu konuda önemli başka bir örnek. Belki çıktıkları dönemi hatırlarsınız; DVD’leri geliştirmek için daha ayrıntılı, net versiyonlarını piyasaya sunmaktı amaç. O dönem yeni bir oynatıcı satın alırken hangisine yönelsek diye uzun uzun düşündürürdü. Ancak yalnız biri hayatta kalıp raflardaki yerini aldı. Bu noktada Blu-Ray’in elinden tutan bir faktör vardı: Play Station. Oyun konsolu, bu yeni ürün üzerinde belirleyici faktör oldu.

Günümüzde hala müzik, film vb. satın alırken 2010’lar için fazlasıyla büyük, CD ebatlı teknolojiler kullanıyoruz. Veri depolamada USB belleklere ve cloud sistemlerine alışmaya başlasak da birçok alanda bu böyle. Süreci dikkatli okumak ve farkına varmak gerekir ki, gelişimin mantığı bir önceki onyıl gibi değil, kullandığımız cihazlar çoğunlukla bulut tabanlı biçimde dijitalleşiyor.

QR Kod [karekod] bile ilk karşılaştığımızda hızla yayılacak sanıldı, ama yıllarca elinden tutan bir marka olmadı, telefon kameralarına adapte edilemedi. Bu yüzden Apple, iOS11 ile kamera içi okuyucu desteği sunmaya başlamasaydı, onu da ölü teknoloji saymamıza ramak kalmıştı. Hatırlasanıza, kaçımızın telefonunda QR Kod okuyucu yüklüydü ki?

Yaşayacak, uzun vâdeli olanı seçmek konusunda, hâlihazırda teknolojiyi takip etmiyorsanız; torunlarının “keşke zamanında buralardan birkaç arsa kapatsaymış” dediği dededen farkınız kalmayabilir.

Yönetim ile ilgili konularda vizyon ve yeniliklerin takibi ne kadar hayati önem taşıyorsa, teknolojinin takibi ve hayatlarımıza kolaylaştırıcı etkisi de o denli önem taşıyor. Takip etmediğiniz, farkında olmadığınız yenilikleri ne bireysel ne kurumsal hayatınızda benimseyebilirsiniz. Çünkü oyun bittiğinde önemli olan; koyunlaşmak değil, fark yaratmak!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir