Orta Çağ’da Şimdiki Hâliyle Bildiğimiz Reklamcılık Var Mıydı?

Did they have advertising as we know it in Medieval times?

Yazar: Siobhan O’Shea

Çevirmen: Batuhan Uncu

Şarap çığırtkanları, Orta Çağ reklamcılığının sadece Fransızlara özgü bir biçimiydi.

Her biri bol miktarda şarapla donanmış bir şekilde bir sürü çığırtkan, gelen geçenleri ürünlerinden tatmaları için davet ederek Paris sokaklarını dolaşırdı.

O zamanlar için iyi bir işe benziyor. En azından 1141 yılında Berry bölgesi şarap çığırtkanları, gelen geçenlerin dikkatini çekmek için yanlarında taşıdıkları borazanları her öttürdüklerinde 1 peni alma hakkı kazanırdı.

Normandiyalı bir yazar olan Juan de Garlando, bu çığırtkanlardan şöyle bahseder: “Şarap çığırtkanları, hanlarda 1 peniden şarap satıldığını avazları çıktığı kadar bağırır.”

Baküs’ün (Bacchus, Roma’da şarap ve bereket tanrısı) yerine Tanrı’nın sözlerini tanıtmak isteyen Adelaide isimli yaşlı bir kadın, bir şarap çığırtkanına şehri dolaşması ve şu sözleri duyurması için para ödemiştir: “Tanrı hakkaniyetlidir! Tanrı merhametlidir! Tanrı iyi ve mükemmeldir!”

Kendisi de şunları söyleyerek çığırtkanı takip etmiştir: “İyi konuşuyor! Doğru konuşuyor!”

Fransa’daki çığırtkanlar çok organizeydi, bu da zavallı Adelaide’in neden kötü bir sonla karşılaştığını açıklıyor olabilir.

Kendisi tutuklanmış ve yargılanmış ve çığırtkanı gösteriş uğruna tutmakla suçlandığı için diri diri yakılmıştır.

1258’de Philip Augustus, Fransız çığırtkanlara yönelik çeşitli yasalar çıkarmıştır. Bazıları gariptir, bu ise düpedüz müdahaleci:

Söz konusu han için çalışan başka bir çığırtkan yoksa, hancı istesin ya da istemesin, bir çığırtkan, bu handaki insanlara şaraba ne kadar ödediklerini sorabilir ve dışarı çıkıp şarabın çığırtkanlığını duyduğu fiyattan yapabilir”.

Orta Çağ’da İngiliz Reklamcılığı

Orta Çağ’ın ilk zamanlarında kent çığırtkanlarına hâlâ, Roma zamanında da olduğu gibi, Proeco denirdi.

1368 tarihli, Tournay kentine ait bir ferman, Proeco’yu şöyle tarif eder:

“Duyurular (crielesbans) yapan ve halka bildirilmesi gereken başka her ne varsa bunları bağırarak ilan eden, üst düzey bir şövalyeye bağlı çavuş”

İngiltere’de çığırtkanlar, güçleri ve yetenekleri el verdiğince doğru ve iyi konuşacaklarına dair yemin ederdi. Mahkûm edilen suçluları ve her türden ürünü duyururlardı.

Sakındıkları tek bildiri türü, başpiskoposun etki alanına giren, kiliseyle ilgili olanlardı.

Kent çığırtkanı, Orta Çağ esnafının baş reklamcısıydı. Dahası, esnafların, dükkân kapılarında canlı reklam olarak işlev görüp müşteri çeken adamları vardı.

Bir 15. yüzyıl baladı olan “London Lyckpenny” (Lack-penny), çok gürültülü bir sokak hayatından kareler sunar. Haykırarak birbirinin sesini bastırmaya çalışan satıcılar, dükkânlarının kapısında dikilir.

Bir han tarafından cezbedilen, eserin kahramanı, 1 peni eden büyük bir bardak şarabın tadını çıkarır ve “ekmek için ödemez hiçbir şey, çünkü ikramdır içkinin yanında”.

17. ve 18. yüzyılda, gedikli müşterilere genellikle bedava yemek verilirdi.

Belki de geri getirilmesi gereken bir gelenektir?

Orta Çağ’da Basılı Reklam

Matbaa bulunduğunda yayıncılar, kitapların ne kadar ucuz olduğunu kitapların kendi içlerinde duyurdular.

Ulric Gering, 1500 yılında yayınlanan kitabı “Corpus Juris Canonici”de okuyucularının korkularını şu şekilde dindirir: “Fiyat yüzünden kaçmayın. Zengin ve fakir herkes gelsin; bu mükemmel eser sadece küçük bir meblağa satılmaktadır.”

Bazı yazarlar, kendi yeteneklerinin reklamını yapmak için kitaplarının son sayfasını kullanmıştır.

Herneis isimli bir yazar, kitabının son sayfasında aşağıdaki Orta Çağ spamini (istenmeyen ileti) yazar:


Giesen, Universitätsbibliothek, 945 (bir kitabın sonundaki reklam)

Eğer başka biri de bu kadar güzel bir kitap yazmak isterse Paris’e gelip Notre Dame Katedrali’nin karşısında beni arasın.”

Yazının Orijinali:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir