Pasta ile Yargılama

Sınama ile yargılama mı? Pasta ile yargılama alayım lütfen.

Yazar: Siobhan O’Shea

Çevirmen: Batuhan Uncu

Orta Çağ’da uygulanan sınama ile yargılama (trial by ordeal, insanların suçlu olmadığına  zorlu görevlerden etkilenmemeleri veya tehlikeli durumlarda hayatta kalmalarıyla karar veren yargılama türü) türleri arasında kesinlikle favorim olan Pasta ile Yargılama, kuru bir parça kutsanmış ekmeği ya da “corsned” denilen ekmeği boğulmadan, beyaza dönmeden ya da titremeden yutmayı içerirdi.

Suçlanan kişi ekmeği yutmayı başaramadıysa Anglosaksonlara göre “Tanrı’nın hükmü” onun aleyhineydi ve suçlu mahkûm edilirdi.

Pasta ile Yargılama

Beklendiği üzere Pasta ile Yargılama çantada keklikti fakat bir hikâyeye göre Kent Kontu Godwin, kralın erkek kardeşinin suikastinde parmağının olmadığına dair kutsal yemin ettikten sonra bir parça ekmek yüzünden boğularak ölmüştü.

Belki de bu hikâyeye şüpheyle yaklaşmak gerek.

Pasta ile ya da kutsanmış ekmek ve peynir ile Yargılama, din adamlarının suçlandıkları zaman sıklıkla başvurduğu bir sınama türüydü.

Diğer seçeneklerin cinayete uğramış bir cesede dokunma, ateşin üstünde yürüme (the fire-ordeal), suya batırılıp boğulmadan kurtulma (the water-ordeal), zehir içme, belli bir süre için kor haldeki demiri çıplak elle taşıma ve içinde mızrakbaşlı engerek yılanı ve bir yüzük olan bir testiden ısırılmadan yüzüğü çıkarma olduğu düşünülürse onları kim suçlayabilir ki!

Sınamada kullanılan kutsanmış ekmeğin (corsned) başlangıçta komünyon ayinindeki kutsal ekmek olmuş olması fakat sonraları piskopos ve din adamlarının ayinsel ekmeğin bu tarz batıl inançlar amacıyla kullanılmasını yasaklamış olmaları mümkündür.         

Diğer ekmek parçalarının, kutsal ya da lanetli, ise aynı amaçla kullanılmasına izin vermişlerdi.

Bu konuda çok kuralcılardı; sınamada kullanılacak ekmek mayalanmamış arpadan ve peynir de koyun sütünden mayıs ayında yapılmalıydı.

Kus Onu

Bir kişinin suçlu olduğunu kanıtlamaya yetecek kadar delilin olmadığı ve sanığın pasta ile yargılanacak kadar şanslı olduğu durumlarda izlenen yöntem şu şekildedir:

Rahip, Rab’bin Duası’nı (the Lord’s Prayer) ekmeğin üstüne yazar. Daha sonra 10 peni ağırlığında (15,552 g) ekmek ve peynir tartar. Kavak ağacından yapılma bir haç suçlanan kişinin sağ ayağının altına yerleştirilir. Rahip etkileyici bir koordinasyonla, sınanan kişinin kafasının üstünde başka bir haç tutarken işlenen suçu içeren bir tableti adamın kafasının üzerinden fırlatır.

Ekmek ve peyniri yargılanan kişinin ağzına tıkar ve şunu okur:

“Seni çağırıyorum, ey adam, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına ve her gün Tanrı’nın önünde şükürler eden 24 ihtiyar adına ve 12 patrik (Yakup’un oğulları), 12 peygamber, 12 havari, İncil yazarları (evangelist), şehitler, yargılanma riskine rağmen inancı yayanlar (confessor), bakireler adına, tüm azizler adına ve kurtuluşumuz ve günahlarımız için ellerinin çarmıha çivilenmesine katlanan Kurtarıcımız, Rab’bimiz İsa Mesih adına; eğer bu hırsızlıkta suç ortağı idiysen ya da bundan haberin vardıysa, ya da bunda herhangi bir hatan olduysa şu ekmek ve peynir boğazından geçemesin ve zangır zangır titreyesin, amen. Ve rahat yüzü görme, ey adam, onu kanla kusana kadar, eğer ki sözü geçen hırsızlıkta bir suçun olduysa. Onun yolunda ilerleyen ve onu içinde yaşatan.”

Şu dua ve şeytan çıkarma duası üç kez tekrarlanırdı:

“Kutsal Babamız, her şeye gücü yeten ve ebedi Tanrı’mız, görünen ve görünmeyen her şeyin yaratıcısı, saklı yerlere bakan ve her şeyi bilen, insanların kalbini arayan ve Tanrı olarak bize hükmeden, sana dua ediyorum, dualarımın sözlerini duy; her kim bu hırsızlığı işlediyse ya da buna göz yumduysa şu ekmek ve peynir onun boğazından geçemesin.” 

“Seni dışarı çağırıyorum, en pis ejderha, kadim yılan, karanlık gece; doğru sözün ve ışığın işareti adına, gelişini baş melek Cebrail’in müjdelemiş olduğu, John’un gördüğünde adını, ‘İşte Tanrı’nın yaşayan ve gerçek Oğlu,’ diye haykırdığı, Kutsal Ruh’tan gebe olunan ve Bakire Meryem’den doğan, En Yüce tarafından meydana getirilen kusursuz Kuzu, Rab’bimiz İsa Mesih adına: Hiçbir şekilde, bu hırsızlığı işlemiş, buna göz yummuş veya bunu azmettirmiş bu adamın şu ekmek ve peyniri yemesine izin verme. Yaşayanları ve ölüleri yargılamaya gelecek olan O’nun tarafından emredilen sen, onun boğazını bir şeritle kapat ama öldürene kadar değil.”

Cadı Pastası

“Taze pişmiş üre kokusu gibisi yok.”

Cadı pastası, kutsanmış ekmek ile yargılamanın çok daha sonraki, daha garip bir uyarlamasıydı. 1692 yılındaki Salem Cadı Mahkemeleri’ne gelindiğinde Cadı Pastası, ilk cadılık suçlamalarında kilit görevi görüyordu.

Çavdar unundan ve cadılığa maruz kalmış kişinin çişinden bir pasta ya da kurabiye yapılırdı. Daha sonra bu bir köpeğe yedirilirdi.

Eğer köpek de mağdur kişiyle aynı hastalık belirtilerini gösterdiyse bu, cadı büyüsünün varlığını kanıtlardı. Peki neden köpek? Köpeklerin yaygın olarak, hayvan görünümündeki ve şeytanla ilişkilendirilen kötü ruhlar olduğuna inanılırdı.

Köpek daha sonra nasılsa büyüyü yapan cadıları gösterirdi.

Ne olmuş olursa olsun Orta Çağ’da Pasta ile Yargılama âdeti, “Bu ekmek parçasını yerken boğulayım!”, “Sözümün üstüne kutsanmış ekmeği yiyeceğim!” ve “Bu parça son ekmeğim olsun!” gibi süreçle bütünleşmiş ifadelerin kullanımını arttıracak kadar yaygındı.       

Redaksiyon: Büşra Erturan

Yazının orijinali:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir