Poe’nun Kuzgunu

Poe’nun Kuzgunu

Yazar: Leman Neşe Koyutürk

Edgar Allan Poe

Amerikan edebiyatının önemli ismi Edgar Allan Poe, edebiyat dünyasının kapısına geldiği ve içeri girdiği ilk gün, o dünyada yer almayan eksiklikleri tamamlayarak isminden söz ettirmeye başlar. Bugün ise Gotik edebiyatın önde gelen isimlerinden birisi olarak görülür.

Çoğu yazar gibi, Poe’nun da hayatı çocukluğunda kararmaya başlar. Bu denli karamsar şiirlere, ruhsal sorunlar yaşayan karakterlere, nefes kesen ve gerilimin had safhada olduğu yazılara imza atması, bu durumun sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir. Hayatın onda bıraktığı izler, yazılarına bir gölge gibi devamlı yansır.

Poe henüz 2,5 yaşındayken, tiyatrocu babası (David Poe), alkol nedeniyle sahneden kovulunca evi terk eder. Kısa bir sürenin ardından annesini de (Elizabeth Arnold Hopkins Poe) veremden kaybeden Poe’yu, Allan ailesi evlat edinir. Poe, üvey babası John Allan ve üvey annesi Frances Allan ile 1815’te İngiltere’ye gider. Üvey annesine karşı şiddetli, hatta Oedipus kompleksi olarak düşünülecek derecedeki sevgisi, üvey babasıyla aralarının açılmasına sebep olur. 1826’da Virginia Üniversitesi’ne başlar ve üvey babasının maddi açıdan destek göstermemesi Poe’nun alkole ve kumara yönelmesine sebep olur. Daha fazla dayanamayıp üniversiteyi bırakmak zorunda kalır. 1827’de üvey annesi ve babasıyla da ilişkisini bitirmeye çalışarak Edgar A. Perry ismiyle askeri bir okula gider. 1829’da çok sevdiği üvey annesi vefat eder ve Poe için hayat, uzun bir süre tekrardan durur. Askeri okula başlamaktan pişmanlık duyan Poe, 1831’de askeri okuldan kendisini kovduracak nedenler yaratır ve sonra da atılır. Aynı sene erkek kardeşi William Herry Leonard Poe hayatını kaybeder.

Edebiyat dünyasında yazılarıyla, farklılığıyla ne kadar başarılı olsa da yaşadıklarının etkisiyle karamsar ve melankolik ruh halinden uzaklaşmayı başaramaz.

1836’da kuzeni Virginia Clemm ile evlenir. Ona hissettiği aşk, hayranlık, bağlılık günden güne artarken uzun süre geçmeden onu da veremden kaybeder. Poe için hayatın bütün ışıkları o andan itibaren sönmeye başlar. Poe’nun Virginia’ya olan aşkının derinliği, onun ölümünden sonra yazdığı Annabel Lee (1849) ve Kuzgun (1845) şiirlerinde yoğunlukla görülür.

Poe’nun Kuzgun’u

Edebiyat dünyasının her köşesine ses getiren, karamsar, umutsuz ve bütün bunlara rağmen hala beklentisini tamamen yitirmeyen aşığın, Poe’nun şiiri.

Kuzgun şiiri, hem öyküsünden hem de şiirselliğinden dolayı dikkat çeker. Daha ilk satırında melankoliyi, karamsarlığı; Poe’nun yarattığı odada, eşyalarla, zamanla, kahramanın aklından geçirdikleriyle hissederiz. Şiirde, düşünce yorgunluğuyla uyumak üzere olan kahramanın kapısı aniden çalar ve umut yeni baştan başlar.

Bir konuk; başka bir şey değil, yalnızca bu[1] der. Ardından aniden anılara dönerek hatırlar, ölen sevgilisini; Lenore’u…

Yakarmaya başlar; geceden gündüzü ister. Ölen sevgilisi Lenore’un, onda bıraktığı acıya çözüm bulmak için kitaplara sığınan bir aşık vardır. Kapıdaki sesi tekrar duyunca telaşı devam eder ve ilk satırlarda olduğu gibi kendini tekrardan sakinleştirmeye çalışır:”Çok geçmeden topladım cesaretimi, yendim tereddütümü” der ve kapıya yönelir. Bir yandan da zihninde, kapıyı neden geç açtığına dair özürler hazırlar ve kapıyı açar ama kimseyi göremez: “derken açtım kapıyı ardına dek: Karanlık vardı dışarıda bir tek.”

Devamında ölen sevgilisinin geri geleceğine dair umudunu yitirmeyen aşık:  “Ve fısıldanan ‘Lenore?‘ sözcüğüydü söylenen tek sözcük / Fısıldadığım ‘Lenore!’ydi” der ve ölen sevgilinin geri dönmeyeceği, fısıltıyla, aşığa acı bir gerçek gibi geri döner “Yankıyla geri dönen sözcük -Buydu bir tek.

Heyecanla, umutla çarpan kalbi sakinleşirken ses tekrar gelir; aşık sesten emindir bu defa ve kalbini yatıştırmaya başlar: “Neymiş bakayım, bir dur da bu sırrı edeyim açık / Açık edeyim bu sırrı, sakin ol kalbim biraz. / Rüzgarmış başka şey yok !” satırlarıyla odasına geri döner.

Sakinleştiği tam o vakit, gerçekle karşılaşır: “Panjuru açınca, o an girdi oradan içeri uça uça / Haşmetli bir kuzgun, günlerinden gelme, geçmişin mübarek…” ve kuzgun odaya girer!

Poe’nun şiirde ana unsur olarak, özellikle kuzgunu seçmesinin nedeni okuyucuda derin bir iz bırakmak değildir. Daha ziyade kuzgunun sembolik anlamını kullanmaktır. Bu da, Poe’nun eşi Virginia öldüğünden beri yaşıyor olmasıyla alakalıdır.

Kuzgun, Şamanizm’de ölümden sonrası ve yaşam arasındaki sembol olarak görülür. Hayatta olanlar için ölüm; ölüler içinse sonsuzluğun simgesi olarak kabul edilir. Şiirdeyse kuzgunu, ölen sevgilisine duyduğu acının etkisinden aşığın yanında, onu birden ziyaret ederken görürüz.

Şiirin devamında Poe “Kederli hayallerimi sonra tebessüme çevirdi bir anda“, “Soylu ismin nedir, Gecenin o Plutonik kıyısında söyle çabuk!” der ve umudu olan kuzgunu tanımak ister. Kuzgunun “Bir Daha Olmayacak” demesiyse, ondan cevap ummaması ve hatta ölen sevgilisinin bir daha dönmeyeceğinin cevabıdır aşığa. “Fakat o sabit büstün üstünde bir başına oturdu, söyledi sadece; O bir tek sözcüğü, dökercesine içini o sözcükle bir tek” dizesiyle, kuzgunun aniden odaya girmesine alışmış bir aşık vardır. Kuzguna acılarından bahsetmeye başlar:

Ben, ‘Diğer dostlar uçup gitti çoktan’ diye mırıldanana dek / ‘Uçup giden umutlarım gibi çoktan, edecek beni yarın o da terk‘” der ve dostlarının onu terk edişi gibi kuzgunun da uçup gideceğini düşünür. Odaya ilk girdiğinde ölen sevgilisi için “O zaman kuzgun dedi ki ‘Bir Daha Olmayacak!”  sözlerini söyleyen kuzgun, bu defa da dostları için bunları düşünür ve söyler. Poe bir nevi gerçekliği olan, sıklıkla yinelenen sözcüğü okura farklı bir etkide yansıtır.

Devamında, şiirin sabit karamsarlığı satırlarda net olarak görülür: “Bir daha diyen, bir daha olmayacak.“, “Neydi bu katı kaba korkunç kuru kuşun dediği diye düşünerek, ‘Bir daha olmayacak’ diye gagalayarak.” Artık kuzgunun varlığına alışarak, oturup düşünmeye bırakır kendini, kuzgunun yinelediği cümleyle. Kendini karamsarlıktan alıkoyamaz, zavallı gibi hisseder. Bir melek der: “Tanrı tarafından gönderildi sana bu Serapim / Çek-çek ve Lenore’un vahim anılarından kurtul artık;” ve ölen sevgilisinin, Lenore’un acısını sonuna kadar hissedip kenara çekilmek ister fakat kuzgun tekrardan “Bir daha olmayacak“der ve acısını tekrardan hatırlatır. Devamında, aşığın kuzguna:

“‘Kahin!’dedim, ‘seni melun!’  -İblis de olsan kuş da kahinsin işte!” deyişiyle öfkesini, tahammülünün kalmayışını fark ederiz. Fakat ardından yine, kuzgundan yardım ister, ona yalvarır yakarır “Söyle neyse gerçek –Şifalı otlardan bir merhem var mı (…) Yalvarırım – söyle açık açık .” Kuzgunun “Bir daha olmayacak” sözleri aşığın canını yakar, öfkelenir, ondan kurtulmak ister artık “Kuş ya da iblis” diye haykırarak: “Beni yalnızlığımla bırak git! Kapımın üstündeki büstten kalk! Gaganı kalbimden çıkart, suretini kapımdan çek.!” der.  Kuzgunun artık gitmesi, ölülerin yattığı Yeraltı Tanrısı Plüton’un kıyısına dönmesi için yalvarır, haykırır “ayrılığımızın işareti olsun o söz. Gece’nin Plütonik kıyısına geri dön, fırtınaya karışarak.” satırlarıyla.

Son kıtada ise kuzgunun gitmeyeceğini fark eder ve “Ve oturuyor kıpırdamaksızın, hala oturuyor kuzgun. Oda kapımın hemen üstündeki soluk Pallas büstünde dimdik;” satırlarıyla hissettirirken, ardından kuzgunun gölgesinin bile ruhuna işlediğini, indiğini ve etkisinde kaldığını “Geçerek üzerinden gölgesini zemine düşürüyor ışık; / Ve ruhum zeminde dalgalanan bu gölgenin altından çıkamayacak” diye düşünür son olarak.

Kuzguna göre, “Bir daha olmayacak“tır, Lenore geri dönmeyecektir. Gerçek budur. Aşık farkında olmasına rağmen, her defasında aynı cevabı almasına rağmen, sorar ölen sevgiliyi. Aşkına, umutsuzluğuna, çaresizliğine, zavallılığına düşürür onu.

Poe için kuzgun, dizelerinde hatta ruhunda acının ve karamsarlığın simgesi haline bürünür.

Poe’da Kuzgunun Doğuşu: Grip

Charles Dickens’ın beslediği Grip isimli kuzgun; sahibine ilham olur ve Barnaby Rudge isimli polisiye romanının yazılmasını sağlar. Dickens, Grip’i kitapta ana karakter, gerilimin simgesi ve romanın anlatıcısı yapar. Romanın ana karakteri Chip,  kuzgunuyladır sürekli. Kuzgun, sahibinin farkında olmadığı kötülükleri hisseder. İblisleri ve şiddet dolu güçlerini ona hatırlatır.

Barnaby Rudge yayınlandığında Edgar Allan Poe, kitaptan ziyade, kitaptaki kuzgun karakterine hayran kalır ve kitap üzerine inceleme yazar.

Grip 1841 yılında öldüğünde, Charles Dickens onu kurutup içini doldurur ve evinde tutmaya devam eder. Öldüğü günle ilgili olarak arkadaşına yazdığı mektupta şunlar yazar: “Saat on ikiye vardığında, Grip hafifçe sarsıldı, sonra tekrar toparlandı. Bir iki adımın ardından tekrar sendeledi, gaklamak üzere durdu ve en sevdiği sözleri ‘N’aber yaşlı kız!’ söyleyip öldü.”

Ardından Dickens’ın da ölümüyle, Grip açık artırmada Richard Gimbel isimli Poe koleksiyoneri tarafından alınır ve Logan Circle’daki Free Library’ye (Özgür Kütüphane) bağışlanır. Önemli isimlere ilham olan Kuzgun Grip, bugün hala kütüphanenin önünden geçen insanlara “Bir Daha Olmayacak!” diye seslenir.

Son olarak 1975 çıkışlı  ünlü progressive rock grubu Alan Parsons Project, ilk albümlerinin tüm parçalarını Edgar Allan Poe’nun öykü ve şiirlerinden bestelemiş ve derlemişlerdir.

Kaynakça

Edgar Allan Poe, Şiirler ve Anılar, Kabalcı Yayınları, çev. Osman Tuğlu, Kasım 2017, İstanbul.

Frpnet sitesinden: Charles Dickens ve Edgar Allan Poe’ya İlham Veren “Grip” İsimli Kuzgun 

[1]Kuzgun şiirinin Türkçesi için Osman Tuğlu’nun yaptığı çeviriden yararlanılmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir