Seramikten Topluma: Kültür ve Değişim

Seramikten Topluma: Kültür ve Değişim

Yazar: Mehmetcan Soyluoğlu  (Bu yazı Gorgon e-Dergisi’nin 1. Sayısı’ndan yayınlanmıştır.)

Bir kültür, tarih ve araştırma dergisi olan Gorgon’da okuyucularla birlikte her sayı bu köşeden arkeoloji, etnografya ve en basit şekliyle kültürü oluşturan bazı etmenler üzerine düşüncelerimi paylaşmak heyecanı içerisindeyim. Burada kaleme alacağım konular tarih boyunca günlük yaşamımızın içinde olan materyal ve davranışlarımızın bir arkeoloğun gözünden incelenmesinin sonuçlarıdır. Ben bu köşedeki yazılarımın hazırlanma ve hayal kısmında çok heyecanlandım. Umarım siz de bu yazıları okurken benim heyecanımı paylaşırsınız. En büyük memnuniyetim yazılarım ve düşüncelerim ile ilgili sizden gelecek tavsiye ve önerileri okumak olacaktır.

Seramiklerin varlıkları, plastik kaplardan çok önceydi. Seramik kaplar, en önemli yaşamsal ihtiyaçları saklamak için insanlık tarihi boyunca ihtiyaca göre farklı şekiller ve boylarda üretilmiş ve antik dönemde kentlerin ekonomisi ve gücünün göstergesi konumunda bile olmuştur. Ancak günümüzde bu materyal ne yazık ki önemini yitirmiş durumda ve sanayi tarzı üretimler dışında geleneksel seramik üreticiliği neredeyse yok olma noktasına geldi ya da turizmin fetişleştirdiği bir olgu haline dönüşüp işlevselliğini yitirdi.

Günümüzde geleneksel seramik üretimi ile ilgili çok az üretici kalmış durumda ve yapılan etnoarkeolojik çalışmalar bu durumu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Örneğin, Çanakkale Akköy’de, seramik üreticilerini konu alan bir çalışmada, bölgedeki seramik üretiminin antik dönemlerden gelen teknikler ve yöntemler ile sürdürülmeye yakın tarihe kadar devam edildiğini ortaya koyuyor. Ne yazık ki, Akköylü seramikçiler son zamanlarda geleneksel üretimini neredeyse durdurmuş ve sadece turistlerin ilgisini çekecek kap formları ve süs eşyalar üretmeye başlamıştır. Genel olarak bu durumun sebepleri arasında artık buzdolaplarının suyu soğuk, gıda ürünlerini daha uzun süre taze tutuyor olması, plastik kapların saklama kabı olarak seramik kaplara göre tercih edilmesi ve devletin sırlı seramik üretimine koyduğu yasal uygulamalar yer almakta.

Yine aynı sebeplerden, Kıbrıs’ta seramik üretimi ile ünlü birkaç köyden biri olan Fini (Phini) köyünde de geleneksel seramik üretimi son nesil ile yok olmak üzereyken, Girit Adası’nda seramikçiler, ekonomik olarak yeni pazarlar bulmak için atölyelerini, üretmekte ustalaştıkları formlarını ve tekniklerini değiştirip pazara uygun bir hale getirmeye çalışıyor ve bunun neticesinde de hayatta kalabilmek için yüzyıllardır süregelen bir geleneği bitiriyorlar. Akdeniz’in diğer ucunda da durum aynı görünüyor. İspanya’nın, seramik üretimi ile meşhur Balear Adaları’nda pek çok seramik üretim merkezi üretimi bırakmış durumda, kalanlar ise pazarda yer bulabilmek için pazarlama yöntemi olarak geleneksel formların şeklini değiştiriyor ya da turizmin geleneksel olanı fetişleştirip aynı zamanda niteliksiz hale getirmesini fırsat bilip gelenekselmiş gibi yapıp aslında niteliğinden uzaklaşmış kapları üretip turistlere satıyorlar. İşlevsel bir kabın evde bir süs eşyası halini alması da aslında onu yok etmekle aynı anlama geliyor, çünkü kültürel aktarım gerçekleşmeden arkadan gelen nesiller için işlevsel kaplar sadece bir süs eşyası ideasına dönüşüyor.

Peki seramik üretiminin turizme yönelik oluşu veya tamamen ortadan kalkması aslında neyin ortadan kalkması anlamına geliyor? Kaybolan sadece bir parça seramik kap mı yoksa daha fazlası mı?

Öncelikle anlaşılmalıdır ki seramikle uğraşmak demek toprağı ve çevreyi iyi tanımak, doğa ile ortaklaşa bir iş çıkarmak ve dolaylı olarak doğayı korumak anlamına geliyor. Ayrıca seramik üretimi genel kanıdan ve turistik yerlerde yapılan gösteriler gibi tek kişinin çarka oturup kili şekillendirmesinden çok daha komünal bir süreç. Kilin topraktan çıkarılması, hazırlanması, seramiğe formun verilmesi, fırınlanması ve pazara gitmesi ve bunun gibi pek çok süreç, birden çok kişinin eforuna dayalı ve neredeyse her seramik üretim prosesinde olan aşamalar. İşte tüm bu süreç tamamen bir takım çalışması gerektirir ki bu yüzden genelde seramikçilik bir aile sektörüdür ve hatta Kıbrıs’ta ya da Girit’teki gibi pek çok seramik üreticisi ailenin bir arada yaşadığı köyler civar bölgelerin de ihtiyacını hazırlayarak geçimini sürdürür. Tabii seramikçi köylerin oluşumu tüm seramikçilerin bir arada yaşamasından çok, kaynağa yakınlığın getirdiği ihtiyaçtan dolayı doğal bir oluşumdur. Tabii ki sektörün yitip gitmesi, işlevsellikten uzaklaşıp turistik bir anlam kazanması bu köylerin de işlevselliğini yitirmesine, yeni gelen neslin farklı iş alanlarına yönelmesi ve seramik sanatını unutmasına sebep oluyor ve bir anlamda köydeki sosyokültürel yapıyı bozup hem köyün yapısına zarar veriyor hem de köydeki yeni nesli şehirlere göç etmeye zorluyor. Bu göçler sonucu aslında toplumun her yapısında negatif anlamda değişimler yaşanıp, köy ve şehir yapısı birbiri içinde kaybolup yok oluyor.

Arkeolojide de toplumların değişim sürecini kullanılan materyalin değişimi ile gözlemleyebiliyoruz aslında. Tabii kullanılan pek çok yöntemin yanında kullanılan seramiğin şeklinin veya boyunun değişimi hatta bir anda kullanımdan kalktığını görmek kültürel veya ekonomik değişimin bir göstergesi olarak karşımıza çıkabiliyor. Bu açıdan bakarsak, gelecekteki arkeologların bizim dönemimiz için yapacağı yorumlar da yukarıda bahsettiğimiz toplumun her aşamasında bir değişim ve bir nevi kültürel yok oluş olacak gibi duruyor.

Amacım bir felaket senaryosu yaratmaktan ziyade zaten hali hazırda yaşadığımız durumu farklı bir açıdan incelemek.

Peki, benim yaptığım seramiği yüceltip, kurtarıcı gibi gösterip incelemek mi? Bence hayır, burada bahsettiğimiz sadece bir seramik değil aynı zamanda bir kültür ve kültürün yok olmasının doğurduğu sorunlar. Seramik sadece bir materyal, belki de çalışma alanımdan dolayı, benim konuyu anlatabileceğim en iyi materyal idi ama tek materyal değil! Seramik gibi, coğrafyaya ve toplum yapısına göre doğal şekil alan ve var olduğu toplumu yansıtan pek çok materyali nice gelenekte görmek mümkündür. Tabii bir de gerçek var ki günümüzde geleneklere ve eskiye sahip çıkmak onu yaşatmak (evde bir süs eşyası olması dışında) pek çoğumuzun yaşam şekli için çok zor ve bazen de kullanışsız, çünkü hala buzdolapları ve elektronik aletler çoğu ihtiyacımızı geleneksel yöntemlerden daha iyi karşılıyor. Ama yine de modern dünyada popüler kültüre de mal olmuş bazı yaşam stilleri gelenek ile modern dünyayı bir araya getirmiş durumda. Ben bu yaşam stillerinin, bu yazıyı okuduktan sonra bu kültür mirasına biraz daha şans vermek isteyenlere eğlenceli bir deneyim yaşatabileceklerini düşünüyorum.

Bu yüzden, gelecek sayıya bu yaşam stillerini ele alıp biraz onları da size tanıtmanın faydalı olabileceği kanaatindeyim. Gelecek sayıda bu yöntemleri inceleyene dek, görüşmek üzere…

Dipnot, Kaynakça ve Görsellere dergimizden erişebilirsiniz.

Yavaş ve Sürdürülebilir Kültür: CittaSlow ve Kültürel Mirasın Yaşatılması

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir