Sokrates Öncesi Yunan Filozofları – İçindekiler ve Giriş

Sokrates Öncesi Yunan Filozofları

Gorgon Dergisi olarak, Sokrates Öncesi Yunan Filozofları‘nı yayınlamanın mutluluğunu yaşamaktayız. Çevirisini yaptığımız bu metnin yazarı Jacob Graham’dır ve bu yazı, Internet Encyclopedia of Philosophy sitesinden alınan izinle çevrilmiştir.

Yazının özgün hâlinin otuz sayfa olmasından dolayı, başlıklar hâlinde parça parça yayınlamaya karar verdik. Bu çeviri çalışması, sadece yabancı dildeki kaynaklara erişim sağlamaması ve salt bir biçimde, Sokrates Öncesi Yunan Filozofları’na değinilip bırakılmaması gayesiyle; Türkçe yazılan veya Türkçeye çevrilen metinlere yer verilmesi ve bu düşünürlerin, tarihin diğer dönemlerine yaptığı katkıyı göstermesi/gösterilebilmesi hasebiyle zengin dipnotlarla beslenecektir.

Bugün, metnin “Giriş” ve “İçindekiler” bölümlerini yayınlıyoruz. İçindekiler bölümünde, diğer başlıkların ne zaman yayınlanacağına dair not ekledik. Yayınlandıkça, bu bölümü düzenleyip; ana başlıklara, ayrı sekmede açılabilir hâlde, bağlantı linki ekleyeceğiz.

Başta metnin çevirmenlerine (Cemre Yıldırım, Emircan Saç, Mehmet Salih Keçici, Naz İrem Güler ve Serkan Alpkaya), felsefe alanında böyle bir işe kalkışmamıza dayanak olan ve metnin hem çevirmeni hem de editörlerinden biri olan Mehmet Salih Keçici’ye, Gorgon Dergisi’nin diğer yazar ve çevirmenlerine ve bittabi okuyucularına teşekkür ederiz.

Gorgon Dergisi


İÇİNDEKİLER

Giriş (Çev. Serkan Alpkaya) – Bu sayfanın aşağısında.

I. Presokratikler ve Kaynaklar Üzerine (Çev. Serkan Alpkaya)

II. Milet Okulu (Çev. Mehmet Salih Keçici)

a. Thales

b. Anaksimandros

c. Anaksimenes

III. Ksenofanes (Çev. Mehmet Salih Keçici)

IV. Pisagor ve Pisagorculuk (Çev. Mehmet Salih Keçici)

V. Heraklitos (Çev. Cemre Yıldırım)

VI. Elea Okulu (Çev. Serkan Alpkaya) – Hazırlanıyor

a. Parmenides

i. Varlığın Yolu

ii. Düşüncenin Yolu

b. Elealı Zenon – Zeno

i. Çoğulluğa Karşı Argümanlar

ii. Dikotomi

iii. Sonsuz Bölünebilme ve Harekete Karşı Argümanlar

c. Samoslu Melissus veya Elealı Melissus

VII. Plüralistler (Çev. Cemre Yıldırım) – Hazırlanıyor

a. Anaksagoras

b. Empedokles

i. Evren

ii. İnsan

VIII. Atomculuk Okulu (Çev. Emircan Saç) – Hazırlanıyor

a. Ontoloji / Varlık Felsefesi

b. Algı ve Epistemoloji / Bilgi Felsefesi

c. Etik / Töre Bilimi

IX. Diyojen (Çev. Emircan Saç) – Hazırlanıyor

X. Sofistler ve İsimsiz Sofistike Metinler (Çev. Naz İrem Güler) – Hazırlanıyor

a. Protagoras

b. Gorgias

c. Antifon

d. Prodikos

e. İsimsiz Metinler

XI. Sonuç (Çev. Serkan Alpkaya) – Hazırlanıyor

XII. Kaynakça ve İleri Okuma – Hazırlanıyor

Ek: Gorgon’un Kullandığı Kaynaklar – Hazırlanıyor

Künye

Yazar: Jacob Graham

Yayıncı: Internet Encyclopedia of Philosophy 

Çevirmenler: Cemre Yıldırım, Emircan Saç, Mehmet Salih Keçici, Naz İrem Güler ve Serkan Alpkaya,

Editörler: Mehmet Salih Keçici ve Serkan Alpkaya


Sokrates Öncesi Yunan Filozofları

Presocratics

Yazar: Jacob Graham

Çevirmen: Serkan Alpkaya

Giriş

Presokratik[1] (Sokrates öncesi veya pre-sokratlar) filozoflar, Sokrates‘ten (MÖ 469-399) önceki Batılı düşünürlerdir. Ancak Protagoras (MÖ 490-420) gibi Sokrates ile çağdaş olan bazı düşünürler de bu tanımlamaya dâhildir. “Felsefe” teriminin Presokratiklere kullanımı biraz anakronistik’tir[2] ancak  bugünkü anlamda felsefe‘den kesinlikle farklıdır.[3] Presokratikler, oldukça çeşitli konulara ilgiliydiler; felsefeden ziyade, özellikle bugünlerde doğa bilimleri olarak adlandırdığımız konulara ilgi duyuyorlardı. Bu erken dönem düşünürleri, çoğu zaman natüralist izahatlara giriştiler ve fiziksel olayların nedenlerini araştırdılar. Örneğin, en erken Presokratik gruplardan olan Milet Okulu düşünürlerinin her biri, kâinattaki her şeyin temelini oluşturan ya da oluşturulan temel şeylerin 3/4’nün su, hava ve “sınırsız[4]” gibi bazı maddi unsurlardan ibaret olduğunu ileri sürmüşlerdir.[5]

Fiziksel açıklamalara böylesi bir önem, tanrıları birincil sebep olarak gören geleneksel düşünce yöntemlerinden bir ayrılışa işaret ediyordu. Presokratikler, birçok durumda,  tanrısal ya da dinî nosyonları tam anlamıyla terk etmedi; fakat karakteristik olarak geleneksel düşünme biçimlerine meydan okudular. Örneğin, Kolophonlu Ksenofanes, tanrılara ait kavramların çoğunun yüzeysel olduğunu düşünür; çünkü genelde bu kavramlar, insan olmayan bir şeyi insan nitelikleri kazandırma anlamına (anthropomorphizing) geliyordu. Heraklitos gündüz-gece, kış-yaz ve savaş-barış gibi tanrı/tanrıçaların olduğu zıtlıklar birliği anlayışındayken, Protagoras, tanrıların var olup olmadığını bilinemeyeceğini iddia etmiştir. Presokratik düşüncenin temeli, rasyonel düşünceye ve mitoloji üzerine tartışmaya verilen ayrıcalık ve saygıdır.  Rasyonalite ve tartışmalara yönelik bu akım, Batı düşüncesinin yolunu açacaktı.


Dipnotlar

[1] Başlığımızı her ne kadar “Sokrates Öncesi Yunan Filozofları” olarak adlandırmış olsak da bütün metin boyunca kısalığı ve yer aldığı terminolojiyi göz önüne alarak, “Presokratik ve/veya Presokratikler” kullanımını tercih ettik. Ayrıca, bu ve bu metnin devamı olan diğer metinlerde yer alan dipnotlar, aksi belirtilmedikçe, editörlere aittir.

[2] Anakronizm, herhangi bir olay ya da varlığın içinde bulunduğu zaman dilimi ile kronolojik açıdan uyumsuz olması anlamına gelmektedir. Özellikle edebiyat ve sanatta, eserin geçtiği tarihi döneme ait olmayan varlıkları ve uygulamaları belirtmek için kullanılır. (çn)

[3] Felsefeye ilimlerin ilmi, ilimler üstü diyen Farabi’dir (872-950). Özellikle “Mutluluğun Kazanılması” (Tahsîlus-Sa’âda) eserinde ona “ilimlerin anası”, “hikmetlerin hikmeti” ve “sanatların sanatı” tariflerinde bulunmuştur (Farabi’den aktaran: Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi: Sokrates Öncesi Yunan Felsefesi, I. Cilt, 8.Baskı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2017,  Giriş Bölümü).  Yunancadan Arap diline kadar tevarüs eden kelimenin serüveni dikkat çekicidir. Kelime köken itibariyle Sokrates öncesi Yunan filozoflarına izafe edilmiştir. Ne olursa olsun, her medeniyet felsefeye dünyayı ve insanı anlamda farklı hikmet ve mana katarak emaneti taşıyıcılık görevini (progressive) üstlenmiştir. Bu bir manada Hegel yanlısı bir bakış açısı gibi görünse de doğru sayılır. Felsefe genel manada “bilgelik sevgisi”, “hikmet sevgisi” (philo ve sophia kelimelerinin gereği olarak) olarak tanımlanmıştır. Philosophia, şeylerin ve nedenlerinin bilinmesi ve soruşturulması manasına gelmektedir. Özellikle üniversitelerde metaphysical, moral ve natural olarak üç bölüme ayrılmıştır. Natural bölümü özellikle science (bilim)’ye evrilmiştir. (Raymond Williams, Key Words: A Vocabulary of culture and Society, Revised Edition, Oxford University Press, New York 1985, s.235-236.)  Bunun ötesinde felsefe mevcut zaman dilimleri içerisinde, çağının ötesine geçmeyi başarmış, yaşamayı ve ölmeyi öğretmeye soyunmuştur. Bu yönüyle her zaman ve mekânda bir kurtuluş, bilgelik, hikmet sorunlarıyla insanoğlunu baş başa bırakmıştır. Felsefe Descartes’e kadar farklı bir konumda seyretmiştir. Descartes’ten sonra ise artık o modernizm şemsiyesi altında Kartezyen felsefenin kucağında emeklemeye çalışacaktır.

[4] Boundless kelimesini Türkçeye “sınırsız” kelimesiyle karşılamayı tercih ettik. Esasında kelime, Anaksimandros izahatı “apeiron”dur. Oldukça tartışmalı bir entelektüel konuya gebedir. Öyle ki, “sınırsız”dan kast edilenin mekansal olarak veya muvakkaten sınırsız olmak mı, yoksa nitelikleri olmayan veya hiç tükenmeyen bir durum olarak mı yorumlanması tartışmalıdır. Ki “sınırsız”ın tartışması bir kenara, apeiron kelimesinin Yunanca “peras” yani “sınır” kelimesinden değil; “perao” yani “deneyim”, “idrak” anlamına gelebileceğini söyleyen biliminsanları vardır.  Bu konuyla ilgili detaylı verileri IIb. bölümünde bulabilirsiniz. (çn)

[5] Sokrates öncesi Yunan filozoflarını biricik kılan nokta, Hesiodos ve Homeros ile yatıp kalkan Yunan dünyasına engin ve zıt bir bakış açısı getirmiş olmalarıdır. Sokrates öncesi filozoflar, doğa filozofları (Physikoi) olarak adlandırılırlar. Hesiodos’un “İşler ve Günler” adlı eserinde tasvir ettiği kaos (khaos) ve kozmos savaşı Thales’ten itibaren “arkhe” (başlangıç, köken) kavramına dönmüştür. Mitolojik, antropomorfik görüşe karşıtlık oluşturan doğallaşma (toprak, hava, su v.b.) söz konusudur. Bu, aslına bakarsak, hem fizikte hem de metafizikte büyük değişikliklerin habercisidir. Onlar, insan ile doğa arasında, hatta mitos ile logos arasındaki mesafeyi vurgulamada çığır açtılar. Bunun yanında, sadece doğaya dönüşün temsilcileri olmadılar aynı zamanda theoi (yaratıcı) mefhumunu doğaya taşıdılar.   


Giriş Bölümünde Yararlanılan Kaynakça

Ahmet Arslan, İlkçağ Felsefe Tarihi: Sokrates Öncesi Yunan Felsefesi, I. Cilt, 8.Baskı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, İstanbul 2017.

Raymond Williams, Key Words: A Vocabulary of culture and Society, Revised Edition, Oxford University Press, New York 1985 (Türkçesi: Anahtar Sözcükler: Kültür ve Toplumun Sözvarlığı, çev. Savaş Kılıç, İletişim Yayınları.)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir