Yılbaşı Geleneği | Semavi Dinler, Paganizm ve Diğer Kültürler

Yılbaşı Geleneği

Semavi Dinler, Paganizm ve Diğer Kültürler

Yazar: Arman Tekin

Kategori: Arkeoloji & Yeni Yıl Yazıları

Her yeni yılın bizler için bir umut ışığı olduğu gerçeği hiç değişmez. Hâliyle her yeni yılı kutlayarak karşılamak çok uzun bir zamandır insanlığın olmazsa olmazıdır. Bu kutlamaların da dünyanın hemen her yerinde kutlandığı ve bazı kültürlerde, farklı zaman dilimlerinde kutlansa da çoğunlukla benzer zamanlarda kutlandığını söyleyebiliriz.

Peki, bu kutlamalar nasıl başladı? Bir başka soru; bugünkü kutlamalarda geçmişten günümüze devam eden neler var? Yeni bir yıla girmeye hazırlandığımız şu günlerde, sizler için bu konuya değinmek istedim.

Okunacak çok şey var! Sizlere, içinizdeki öğrenme ateşinin hiç sönmeyeceği bir yıl diliyorum.
İyi yıllar ve bittabi iyi okumalar diliyorum.

Yılbaşının Tarihçesi

Yılbaşı, terim olarak Hristiyanlarda “Christmas” olarak adlandırılmaktadır. Christmas kelimesinin “Christ’s Mass” yani “İsa’nın Doğum Haberi” şeklinde açılımı yapılmaktadır. Bu kelimenin etimolojik kökenine baktığımızda Yunanca Khristos (İsa) ile Messa (Missa Ayini[1]) kelimelerinin birleşiminden türetildiği anlaşılmaktadır. Yılbaşının bir başka kullanımı ise Noel’dir. Noel kelimesi ise Latince nātīvitās (Doğum) kelimesinden gelmiş, Fransızca noël kelimesi İngilizceye Noel şeklinde geçmiştir. Eski İngilizcede Gēola olarak adlandırılan ve Eski Nors dilinde jōl (Yule)[2] olarak adlandırılan bir diğer eşleniği ise paganlar tarafından kutlanılan kış dönümü ile birlikte gelen yeni yılın karşılığıdır.

Kaynak: Initiale S 

Zaman dilimi açısından baktığımızda, geçmişten günümüze birçok medeniyette yeni yılın kutlandığı görülmektedir. Sümerlilerde yıl, iki mevsime ayrılırdı. Birincisi 21 Mart ekinoksu ile başlayan yaz mevsimiyken, diğeri 21 Eylül ekinoksu ile başlayan kış mevsimidir. Yeni yılın ise, güneş ile ayın hareketlerinin uyumuna bağlı olarak 21 Mart ekinoksunun başlangıcından sonraki süreçte Yeni Ay’ın ilk kez meydana geldiği ay, iki gün batımı arasındaki 12 saatlik süre zarfında gerçekleştiği kabul edilirdi.

Babillilerde ise yeni yıl Sümerlilere benzer bir şekilde 21 Mart ile başlangıç gösterdiği ve 1 Nisan’da sona erdiği görülmektedir. (Bknz. Babil ve Hitit’te Yeni Yıl ve Akitu Bayramı)

Bu durum Akadlarda ve Hititlerde de aynı şekilde devam etmiştir. Ancak Kültepe’nin ikinci tabakasından çıkarılan tabletler değerlendirildiğinde Asurlularda  yılbaşının sonbaharın sonlarında başlatıldığı görülmektedir.

Mısırlılarda ise yeni yıl, Nil nehrinin yıllık taşkınına denk gelen Temmuz ayının ortasında Sirius (Akyıldız) yıldızının 70 gün görünmediği zaman diliminin bitmesiyle yükseldiği ve diğer yıldızlar arasında en parlak göründüğü ve diğer uygarlıklarla aynı şekilde yeni ayın çıkmasıyla birlikte başlamaktadır.

Mezoamerika coğrafyasında ise, Azteklerde 12 Mart, İnkalarda 21-24 Haziran ve Mayalarda 26 Temmuz’da yeni yıl başlar.

Doğu coğrafyasında ise yeni yıl Hindistan’da 1 Ocak ve Çin’de 5 Şubat’ta kutlanmaya başlar. Orta Asya Türklerinde ise yılbaşı 22 Aralık’tan itibaren kutlanmaya başlanmıştır.

Romalılarda ise MÖ 153 yılında yapılan konsülde yeni yılın ilk ayı Ocak ayı (January) olarak isimlendirilerek yeni yılın ilk günü 1 Ocak olarak kabul edilmiştir. Bu isimlendirme ise, çift başlı tanrı Janus’tan gelmektedir. Janus’un arkasında olan başı başlangıcı, önünde olan başı bitişi simgelemektedir. Bu açıdan bakıldığında Janus’un yeni bir yılın habercisini temsil ettiği düşünülmektedir.

                            Janus: Kaynak 

Hıristiyanlığın MS 313 yılında Roma İmparatoru I. Konstantin tarafından kabulü ile yeni yıl 25 Aralık’tan itibaren kutlanmaya başlamaktadır. Bunun temelinde ayın 25’ine yönelik birtakım öngörüler vardır. MS 3. yüzyılın başlarında, İsa’nın doğumu 25 Mart olarak kabul edilmekteydi. Bunun sebebi ise, Roma takvimine göre 25 Mart’ın İlkbahar dönümü ve 25 Aralık’ın kış dönümü olmasıdır. Diğer bir teori ise Luka İncili’nde[3], Vaftizci Yahya ile İsa arasındaki altı aylık yaş farkı olduğunun belirtilmesidir. Yine Luka İncili’nde Vaftizci Yahya’nın Mart ayının sonlarındaki doğumu ele alındığında İsa’nın aslında Ekim ayının sonlarında doğmuş olabileceği düşünülmektedir. Günümüzde doğu bölgelerindeki Hıristiyan Ermenilerin yeni yılı 6 Ocak itibarıyla kutladığı görülmektedir. Bunun sebebi ise, tarihte üç kâhinin bebek İsa’yı ziyaret ettiği gün ve İsa’nın tanrısallığın ilan edildiği gün olduğu inancıdır. Yahudi inancına göre Eylül veya Ekim aylarında başlayan yeni yıl; İslamiyet’te Muharrem ayının birinci günü olarak kabul edilmektedir.

Yukarıda belirttiğimiz üzere yılbaşına dair farklı coğrafyalarda hem benzer hem farklı isimlendirmeler ve tarihlendirmeler yapılmıştır. Ancak buna dini açıdan baktığımızda, günümüzde, “semavi dinler” ve “semavi dinler öncesi” olarak iki ayrı grupta değerlendirilmektedir. Semavi dinler öncesindeki inanışı ise Paganizm temsil etmektedir. Bu noktada Pagan ritüellerinin günümüze değin devamlılığı oldukça dikkat çekicidir.

Pagan/Paganizm

Pagan terimi, Latince köylü anlamına gelen Paganus kelimesinden türetilmiştir. Etimolojik olarak –pag kökü “bir yere bağlı olan” anlamına gelmektedir. Köylerde yaşayan bu insanlar, eski inanç ve geleneklere daha da önemlisi yaşadıkları topraklara bağlı kalması nedeniyle “Pagan” olarak adlandırılmıştır. Günümüzde Tektanrı (monoteizm) inancına sahip semavi dinler çerçevesinde yapılan kıyaslamalar Paganları, Paganizm dinine mensup kişiler konuma getirmiştir. Öyle ki; günümüze değin bu süreç, Hristiyanlığın hâkim olduğu zaman diliminde Hristiyanlık öncesi, Ortaçağ döneminde Müslümanları ve tabiri caizse dinsizleri, Rönesans ile birlikte “antik” dönemdeki inanç sistemleri olarak değerlendirilmiş, günümüzde ise semavi dinler dışında kalan dini inanç ve ibadetler bütünü Paganizm ile ilişkilendirilmektedir.

Paganizm inancına göre temel olan şey doğanın kendisidir. İnsan, doğayı anlamlandırmaya başladığı ilk zamanlarda etrafında gelişen ve onu belirgin ölçüde etkileyen tüm her şeye bir kutsallık yüklemiştir. Bu kutsallık çerçevesinde insan, Güneşe, Ay’a, toprağa, ağaca ve birçok güçlü gördüğü şeye tapınma ihtiyacı duymuştur. Bu durum insanın doğaya koşulsuz güven duyması ve buna bağlı olarak doğayla bir bütün olma isteğini de beraberinde getirmiştir. Bu durumun temelinde ise, insanın içinde barındırdığı tüm öğelerle birlikte doğayı evrensel bir nitelikte olan bir gücün eseri olarak görmesi yatmaktadır. Yani atfedilen kutsallığın temelinde insanın doğayı tanrılaştırması vardır. Bu bağlamda, aslında insanın saymış olduğumuz taşın-toprağın ötesinde, bunların içindeki tanrısal töze duyduğu saygı vardır. Dünyanın yaşayan ve yaşatan bir rol üstlendiği bu inanışta önemli olan insanın dünyada yaşanan süre zarfında dünyanın varoluşuna ve sürekliliğine yardımcı olabilmesi esasıdır. Bu varoluş sürecinde de etrafındaki tüm canlılara tıpkı kendisi gibi belli bir amaca hizmet ettiği düşüncesiyle yaklaşır. Dünyanın canlılığına katkıda bulunma düşüncesinin içinde de kuşkusuz etrafındaki canlılara zarar vermeyip hayatta tutmaya çalışması isteği yer alır. Bu saygılı tutumu sürdürmek koşuluyla da insan kendi bireysel yolculuğunu sürdürür ve kendi içindeki özü bulmaya odaklıdır. Bu noktada da Paganizm inancı belli bir kulluk temelli değil bilakis kişinin kendi hür iradesi üzerine kuruludur. Bu yönüyle Paganizm, günümüzde dünyaya hâkim olan semavi dinlerden ayrılır. Çünkü paganizm bir din olarak görülüyor olsa da, aslında bir din değil; evrensel büyük gücün yarattığı tüm canlı hayatına duyulan saygı ve buna yönelik kişisel ve toplumsal nitelikteki inanç ve pratikleri kapsayan bir anlayıştır. (Bknz. Ay Epifanisi)

Yılbaşını Etkileyen Pagan Ritüelleri

Yeni Yıl Törenleri

Günümüzde yeni yıl törenleri, semavi dinler açısından baktığımızda Hristiyanlık ve Musevilik dinlerinde yapılır. Hristiyanlıkta yeni yıl hem kilisede hem de evlerde kutlanır. Törensel açıdan kiliselerde toplanan cemaat, her yaştan insanlardan oluşan kilise korosunun ilahileri ile birlikte İsa’nın doğumunu müjdeler. Ayinler İsa’nın bedenini simgeleyen ekmek ve kanını simgeleyen şarabın alınması ile birlikte sona erer. Öncesine baktığımızda, Babillerde “Akitu” olarak adlandırılan bayramı olduğunu görüyoruz. Bu tören süresince Babil Yaratılış Destanı Enuma Eliş, Marduk tapınağında birkaç kez okunuyordu. Böylece destanda bahsi geçen Marduk ile Tiamat arasındaki savaş yeniden canlandırılıyordu. Bu destana yeni yıl töreninde yer verilmesinin sebebi evrenin yaratılışını yeniden canlandırmak ve yüceltmektir.

Benzer canlandırma Orta Asya Türkleri’ndeki Nardugan Bayramı da aynı şekilde sergilenmektedir. Mısır’da yapılan Wepet Renpet de yine bunun bir benzeridir. Bu törende ise yeni yıl çeşitli yemekler ve içkiler eşliğinde karşılanırdı. Bu yönüyle Hristiyan ve Musevi evlerindeki yeni yıl toplanmalarında yemekler ve içkilerin hazırlanması ile benzerlik göstermektedir. Paganlarda kutlanan Saturnalia törenleri bunun iyi bir örneğidir. Bunun yanında İsa temelli ekmek ve şarap alma törenini Dionysos ve Attis kültünde de görmek mümkündür. Hititlerde de benzer şekilde yazılı tabletlere göre Yazılıkaya Tapınağı’nda (Çorum, Boğazkale) kutlandığı düşünülmektedir. Öte yandan Mezoamerika yeni yıl törenleri benzer bir şekilde ziguratlar etrafında halkın toplanması şeklinde başladığı ancak herkesin ailesiyle birlikte ve şaşalı gösteriler olmaksızın kutladığı görülmektedir.

Nardugan Bayramı: Kaynak 

Aileler bazında kutlama Çin ile ortak özellikler gösterse de, Çin’de Nian adlı bir canavarın korkutulması temelli hareketli törenler yapılmaktadır. Paganlarda bahsedilen ve dünyadaki bolluğun ve bereketin devamlılığını simgeleyen kutsal birleşme (Hieros Gamos), insanın kendi ile yolculuğunu simgelemekte ve kendi yaratımı ile yaşadığı dünyaya kendi katkısını sunmaktadır. Bu durum Mısır’da yapılan Wepet Renpet törenlerinde de görülmektedir.

Yılbaşı Ağacı ve Hediyeler

Bildiğimiz gibi yılbaşı gününe yaklaşıldıkça evin herkesçe görünen bir kısmında konuşlanması amacıyla bir adet yılbaşı ağacı alınır. Bu durum Amerika ve Kanada gibi ormanlık alanların olduğu coğrafyalarda kişilerin kendi ağaçlarını seçmesi hatta keserek evlerine götürmesi şeklinde vuku bulmaktadır. Ağaçlar çeşitli süslerle süslenir ve sonrasında da hediyeler ağacın altına ve yakınlarına yerleştirilir. Ancak ağacın temel olarak kökeni, paganlarda dünyadaki yaşamı simgeleyen “Hayat Ağacı” kavramından gelmektedir.

Hayat Ağacı betimleri Asur silindirlerinden Mısır hiyerogliflerine, Budist tasvirlerinden Mezoamerika kökenli el yazmalarına kadar birçok yerde görülmektedir. Öte yandan ağacın süslenmesi de keza aynı şekilde Hayat Ağacı’nı beslemekle ilişkilidir. Orta Asya Türkleri’nde görülen ağaca çaput bağlama geleneği de buradan gelmektedir. Ayrıca ağacın çam olmasının nedeni ise paganlarda Yule olarak adlandırılan kış dönümünü simgeleyen Yule ağacının çam ağacı olmasından kaynaklanır. Günümüzde hala tercih edilen çam ağacı, Orta Asya Türkleri’nin yılbaşı ritüelindeki akçam ile eşleşmektedir.  Roma inancında ise tanrı Janus için evler defne ve ökseotu yaprakları ve ökseotuyla süsleyerek ve ağacın altına hediyeler koyarak bol refah içinde bir yıl dilerlerdi.

Noel Baba

Noel Baba, yılbaşını ve yılbaşında çocukların hediye beklediği bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Pagan geleneğinde tanrı Woden’a tekabül eden Noel baba figürü, sert soğuklara karşı kalın giyimli, uzun sakallı ve uçan atlarıyla Aralık ayında yolculuk yapan bir figürdür. Bu figür, Hıristiyanlık dininde aynı şekilde karşılık bulmuştur. Tanrı Woden’ın geçeceğini bilen küçük çocuklar atların yemesi için bisküvi bırakmış ve tanrı Woden bu iyilikleri karşılığında çocuklara hediyeler vermiştir. Ev yapımı bisküvilerin yılbaşlarında yapılma geleneği de hala sürmektedir. Noel Baba karakterinin aslında MÖ 270’lerde yaşamış Aziz Nikolaos olduğu ve Antalya’nın Demre ilçesindeki bir kilisede yaşadığı rivayet edilmektedir.

Yılbaşı Kırmızısı

Yılbaşı denildiğinde akla gelen ilk renk kuşkusuz kırmızıdır. Herkes yılbaşı için süslemelerden hediyelere kadar birçok şey de kırmızı rengi ön planda tutar. Kırmızı-beyaz renk ikilisinde kırmızı kanı, aşkı, heyecanı ve büyüyü temsil ederken; beyaz ise kişinin saflığını simgelemektedir. Hıristiyanlıkla olan bağlantısı ise kuşkusuz İsa’nın kanını temsil etmesi düşünülebilir.

Bunun yanında Çin’deki yeni yıl gösterilerindeki Nian adlı canavar kırmızı renkte ve kana susamış bir canavar olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında kırmızı rengin yanına yeşil rengin de bir arada olduğu görülmektedir. Bunun temelinde ise kırmızı meyvelerin ve yeşil bitkilerin olduğu düşünülmektedir. Çam dışında yılbaşı için kullanılan bir başka ağaç türünün bu tarife uyması önemli bir benzerliktir. Ayrıca 1931 yılında Coca Cola fabrikasının kola içen Noel Baba tasviri de bugün hem Noel Baba tasvirinin hem de bu kırmızı-beyaz rengin yılbaşının simgesi olmasında büyük bir rol oynadığını söylemek doğru olacaktır.


Kaynakça

Altunay, E. (2014) “Paganizm 1- Kadim Bilgeliğe Giriş” Hermes Yayınları,İstanbul.

Erginöz, G . (2011). “Hititlerin Astronomi Bilgisine Ve Hitit Takvimine Bir Bakış.” Osmanlı Bilimi Araştırmaları, 9 (1-2), s.199-213

Hunger, H. (1976) “Kalender”, Reallexikon der Assyriologie, D.O. Edzard (yay. haz.), c.V, Walter de Gruyter, Berlin-New York, s.297

Miles, C. A. (2016). Christmas in ritualandtradition, Christianand pagan. Xist Publishing.

Reyhan, E. (2016). “Hitit Kültür Dünyasında Bayram Ritüelleri.” Journal of Turkish Studies, 11(Volume 11 Issue 16), s. 89.

http://www.crystalinks.com/sumercalendars.html

http://www.123newyear.com/newyear-traditions/egypt.html

https://www.simpletoremember.com/vitals/Christmas_TheRealStory.htm


Dipnotlar

[1]Missa Ayini, İsa’nın çarmıha gerilmeden önce son kez havarileri ile birlikte olduğu “Son Akşam Yemeği” için yapılan ayindir.

[2] Yule Lads veya Yule Beyleri, İzlanda halk folklorunda yaramaz şakacılar olarak resmedilen figürlerdir. Eski zamanlardan farklı olarak günümüzde Yule Beyleri, Noel Baba gibi yardımsever bir rol üstlenir şekilde tasvir edilir. Kaç tane oldukları zamana göre değişim gösterse de günümüzde 13 tane oldukları kabul edilir. Kaynak: gorgondergisi.org (edn).

[3] Yeni Ahit’in ilk dört bölümünü oluşturan kanonik incillerin üçüncüsüdür. Luka tarafından yazıldığı kabul edildiği için bu üçüncü bölüme onun adı verilmiştir. Luka, Aziz Pavlus’un şahsi dokturudur. (edn)


Editör: Serkan Alpkaya

Yeni Yıl Canavarı | Krampus

Meryem’e Müjde ve İsa’nın Doğumu

Lambalar

Babil’in Yeni Yılı: Akitu Bayramı

Babil ve Hitit’te Yeni Yıl

Noel’i Charles Dickens İcat Etmedi

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir